Ana Sayfa » Cumhuriyet Gazetesi Cuma Kitapları » Yazı Devriminin Öyküsü : 04


YAZI DEVRİMİNİN ÖYKÜSÜ

SAMİ NABİ ÖZERDİM


Arap harfleri, Arap, Fars dillerinden geçen kimi sözcüklerin okunmasında ayrı bir güçlük yaratırdı.
“Mükemmel” sözcüğünde de bir tek “m” olduğu halde “m”'nin iki kez okunması gerekirdi. “Mustafa”nın sonunda “a” değil “y” vardı, ama “ı” okunurdu.
Arap harfleri bitişik yazılırdı. Bu yüzden az yer tutardı. Bir iyiliği -varsa- budur; ikincisi de, yüzyıllar boyu işlenerek estetik bir güzellik kazanmış olmasıdır. Arap harflerinin pek çok çeşidi vardı: Rık'a, nesih, talik, sülüs ve daha başkaları. Hele arşivlerde çalışanların, iyi bildiği, divani, siyakat gibi, okunması ancak uzmanlarca becerilebilen çeşitler!(8) Arap harflerini öğrenebilmek için, sözcükleri klişe olarak ezberlemek gerekirdi. Bugün bir ilkokul öğrencisine, heceleri tek tek söyleyerek “mükemmel” sözcüğünü yazdırabilirsiniz. Ne var ki, altmış yıl öncenin çocuğuna bu sözcüğü -eğer daha öne görmediyse- doğru yazdıramazdınız; çünkü bugünkü harflerle verirsek “mükemmel” o zaman “mkml” olarak yazılırdı; dört tane ünsüzle… Bu yüzden bir sözcüğü birkaç biçimde okumak her günkü yanılgılardandı. (9)
Arap harfleri; başta, ortada, sonda başka biçimler alırdı. Bu yüzden basım işlerinde, eskiden, harf kasaları çok karışıktı (10).
Arap harflerinde büyük harfler (majiskül) yoktu.
Şimdi, Türk harflerinin kısa bir süre içinde nasıl başarıldığını gözden geçireceğiz.

1. ATATÜRK'ÜN YENİ TÜRK HARFLERİNİ MUŞTULADIĞI GÜN

9 Ağustos 1928 Perşembe (11) günü akşamı Atatürk (o zamanki adı ile Gazi Mustafa Kemal Paşa), Sarayburnu Parkı'nda düzenlenen aile eğlencesinde, orada bulunan bir bayanın defterinden kopardığı yaprağa bir şeyler yazdıktan sonra ayağa kalkarak:
“…Sevinçliyim, duygulandım, bahtiyarım!” diye söze başlamıştı. “Bu durumun bana esinlediği duyguları önünüzde ufak notlar halinde saptadım. Bunları içinizden bir yurttaşa okutacağım” (*)
Gazi'nin çağırdığı bir yurttaş kâğıda göz gezdirirken büyük devrimci, notları onun elinden alarak şunları söylemişti:

“Yurttaşlar, bu notlarım Türk harfleriyle yazılmıştır. Kardeşiniz bunu hemen okumaya çalıştı ve okuyabilir de. Ancak henüz tamamıyla alışmamış olduğu görülüyor. İsterim ki bunu hepiniz beş on gün içinde öğrenesiniz. Arkadaşlar, bizim ahenkli, zengin dilimiz yeni Türk harfleriyle kendini gösterecektir.
Yüzyıllardan beri kafalarımızı demir çerçeve içinde bulunduran, anlaşılmayan ve anlayamadığımız işaretlerden kendimizi kurtarmak ve bu gerçeği anlamak zorundayız. Anladığınızın izlerine yakın zamanda bütün dünya tanık olacaktır. Yeni Türk harfleriyle yazdığım bu notları bir arkadaşıma okutacağım, dinleyiniz.”

Gazi, elindeki kâğıdı, o zaman Bolu milletvekili olan Falih Rıfkı (Atay)'a vermiş, Atay kâğıtta yazılı bulunanları ağır ağır okumuştu. Atay'ın okuduğu kâğıtta Atatürk önce halk ile birlikte bulunmaktan aldığı büyük gücü açıklıyor; sonra, bir başka devrim atılışını ortaya koyuyordu: Eğlencede şarkı söyleyen Mısırlı şarkıcı Müniretülmehdiye'yi dinledikten sonra, müzik konusunda da konuşmuştu:
“…Benim Türk duyguları üzerindeki gözlemim şudur ki artık bu müzik, bu basit müzik Türkün çok gelişmiş ruh ve duygusunu doyurmaya yetmez.”
Notlar okunduktan sonra Atatürk yeniden ayağa kalkarak konuşmaya başlamış, bu arada şunları da söylemişti:
«   01   02   03   04   05   06   07   08   09   10   11   12   13   14   ...    43   »