Ana Sayfa » Cumhuriyet Gazetesi Salı Kitapları » Alice Harikalar Ülkesinde : 07


ALICE HARİKALAR ÜLKESİNDE

LEWIS CARROLL

DÜNYA KLASİKLERİ DİZİSİ: 18


Alice sözü bir an önce değiştirmek için “Peki, peki” dedi “Şey.. siz köpeklerden hoşlanır mısınız?” Fare yanıt vermedi, onun için Alice de coşkuyla anlatmaya başladı: “Görseniz: bizim evin yanında öyle güzel bir köpek var ki… Parlak gözlü, uzun kıvırcık tüylü bir küçük teriye, uzağa doğru bir şey fırlatıldı mı bulup getiriyor, acıktı mı salta duruyor, daha neler yapıyor - marifetlerinin çoğunu anımsamıyorum. Sahibi de bir çiftçi, diyor ki, bu köpek çok yararlıymış, yüz lira edermiş! Sonra bütün Fareleri de öldürürmüş…” Alice üzgün bir sesle, “Ah, Tanrım!” diye bağırdı: “Galiba onu gene darılttım!” Çünkü Fare elinden geldiği kadar hızla yanından uzaklaşmaya çabalıyor, çabalarken de havuzun suyunu allak bullak ediyordu.
Alice tatlı bir sesle arkasından seslendi. “Fareciğim! Ne olur gelin, eğer hiçbirini sevmiyorsanız, ne kedilerin sözünü ederiz, ne köpeklerin!” Fare bunu işitince, bir yarım çark yaptı, yavaş yavaş yüzerek Alice'e yaklaştı; yüzü kireç gibiydi. (Alice, kızgınlıktan olacak, diye düşündü.) Fare, hafif, titrek bir sesle “Hadi, kıyıya gidelim, orada öykümü anlatayım da kedilerle köpekleri neden sevmediğimi anla” dedi.
Havuz, suya düşen hayvanlarla tıklım tıklım dolu olduğu için, artık karaya çıkmanın zamanıydı. Düşenlerin arasında, kartal yavrusu, kuğu, ördek, daha birtakım acayip hayvanlar vardı. Alice öne düştü, bütün kafile kıyıya doğru yüzdüler.

III - Caucus Yarışı ve Yılan Öyküsü

Kıyıya toplanan bu kafile gerçekten pek acayip görünüyordu: kuşların tüyleri yoluk yoluk olmuş, öteki hayvanların kılları da vücutlarına yapışmıştı, hepsi de sırılsıklamdı; suratlarını asmış, rahatsız rahatsız duruyorlardı.
Doğal olarak ilk düşündükleri, üstlerini başlarını nasıl kurutacakları oldu. Bunun için aralarında düşünce alışverişi yaptılar; Alice'e az sonra kendini onlarla gayet içten konuşur bulmak pek doğal geldi, sanki kırk yıldır ahbabıymışlar gibi konuşuyordu. Hatta Lory ile uzun bir tartışmaya girişti, sonunda Lory suratını asarak “Ben daha büyüğüm, senden iyi bilirim” dedi. Alice, Lory'nin yaşını öğrenmedikçe bunu kabul etmiyordu, Lory de yaşını söylememekte direttiği için, artık söyleyecek söz kalmadı.
Sonunda, öbürlerine epey sözü geçtiği anlaşılan Fare seslendi: “Hepiniz oturun, beni dinleyin! Üstünüzü başınızı birazdan ben kuruturum” dedi. Hemen Fare'yi ortaya alarak halka olup oturdular. Alice, gözlerini endişeyle Fare'ye dikmişti. Çünkü eğer yakında üstü kurumazsa iyice soğuk alacağını biliyordu.
Fare gösterişli bir tavırla “Öhö!” dedi. “Hepiniz hazır mısınız? Bildiğim en kuru şey bu? Lütfen susun!.. Kendisini Papa'nın da tuttuğu Fatih William'a, komutandan yana yoksul ve son zamanlarda gerek saldırıya, gerekse ülkelerine girilmesine alışmış olan İngilizler baş eğdiler. Mercia Bey'i olan Edwin ile Northumbria Bey'i olan Morcar…
Lory ürpererek “Uf!” dedi.
Fare kaşlarını çatarak, fakat terbiyesini bozmayarak “Bağışlayın” dedi, “Bir şey mi söylediniz?”
Lory hemen “hayır” diye yanıtladı.
Fare “Söylediniz sanmıştım da” dedi. “Neyse, sözümüzü sürdürelim. Mercia Bey'i Edwin'le Northumbria Bey'i Morcar William'dan yana olduklarını açıkça bildirdiler, hatta Canterbury'nin yurtsever başpiskoposu Stingrad bile bunu doğru bularak…”
Ördek “Neyi bularak?” dedi.
Fare aksi aksi “bu'nu” dedi. “Bu'nun ne olduğunu elbette bilirsin.”
«   01   02   03   04   05   06   07   08   09   10   11   12   13   14   15   16   17   ...    50   »