Ana Sayfa » Cumhuriyet Gazetesi Salı Kitapları » Alice Harikalar Ülkesinde : 34


ALICE HARİKALAR ÜLKESİNDE

LEWIS CARROLL

DÜNYA KLASİKLERİ DİZİSİ: 18


Kraliçe Alice'e “Haydi, biz oyunumuza bakalım” dedi; Alice korkusundan tek sözcük söyleyecek durumda değildi, Kraliçe'nin peşinden ağır ağır kriket alanına doğru yürüdü.
Öteki konuklar Kraliçe'nin yokluğunu fırsat bilmişler, gölgelikte dinleniyorlardı. Onu görür görmez hemen yine oyuna başladılar. Kraliçe yalnızca, bir an gecikmenin hepsinin canlarına mal olacağını söyleyip geçti.
Oyun oynadıkları kadar Kraliçe oyuncularla kavga ederek “Şunun kafasını uçurun!”, “Bunun kafasını uçurun!” diye haykırıp durdu. İdam yargısı çıkanlara askerler nöbetçi veriliyor, onlar da bu görevi yerine getirmek için köprülüğü bırakıyorlardı; öyle ki, yarım saat kadar sonra ortada hiç köprü kalmadı. Alice, Kral, Kraliçe'den başka öteki oyuncular da idam hükmü giymişlerdi.
Kraliçe, soluğu kesilmiş, oyunu bıraktı ve Alice'e “Yalancı Kaplumbağa'yı gördün mü?” diye sordu.
Alice “Hayır” diye yanıtladı. “Zaten Yalancı Kaplumbağa nedir onu bile bilmiyorum.”
Kraliçe “Yalancı Kaplumbağa, çorbası yapılan şeydir”(4) dedi.
Alice “Böyle bir şeyi ömrümde ne gördüm, ne de işittim” dedi.
Kraliçe “Hadi öyleyse” dedi “Gel de sana öyküsünü anlatsın!”
Kraliçe'yle birlikte giderlerken Alice, Kralın mahkûm olanlara yavaşça “Hepiniz bağışlandınız!” dediğini duydu. Kendi kendine “İşte bu iyi doğrusu!” dedi; çünkü idama mahkûm edilenlerin çokluğu onu epeyce üzmüştü.
Az sonra güneşte derin derin uyuyan bir Ejder'in yanına geldiler. (Eğer Ejder nedir bilmiyorsanız resme bakın.) Kraliçe “Hadi tembel, kalk!” dedi, “Bu küçüğü al, Yalancı Kaplumbağa'ya götür de öyküsünü dinlesin! Ben dönüp o idama mahkûm ettiklerim ne olmuş bir bakayım.” Böylece, Alice'i Ejder'le yalnız bırakarak gitti. Ejder, kalkıp oturdu, gözlerini uğuşturdu. Kraliçe gözden kayboluncaya kadar arkasından baktı, sonra için için gülerek yarı Alice'e, yarı kendi kendine “Ne tuhaf!” dedi.
Alice “Tuhaf olan nedir?” diye sordu.
Ejder “Ne olacak, Kraliçe” dedi. “Hep kendi düşlemleri; yoksa kimsenin boynunun vurulduğu filan yok. Hadi, gel bakalım!”
Alice Ejder'in arkasından giderken “Burada da herkes 'Hadi, gel' diyor. Bana bu kadar buyurulmamıştı ömrümde!” diye düşünüyordu.
Pek çok gitmemişlerdi ki, uzakta bir kayanın üstünde tek başına üzgün üzgün oturan Yalancı Kaplumbağa'yı gördüler. Daha yaklaştıkları zaman Alice onun, yüreği paralanıyormuşçasına, iç çektiğini işitti. Öyle acıdı ki zavallıya. Ejdere “Derdi nedir?” diye sordu. Ejder'se, aşağı yukarı, demin söylediği sözcükleri yineledi: “Hep kendi düşlemleri; bir derdi yok! Hadi gel!”
Kendilerine yaşlı gözlerle bakan, fakat hiç sesini çıkarmayan Yalancı Kaplumbağa'nın yanına gittiler. Ejder “Bu küçük bayan senin öykünü dinlemek istiyor!” dedi.
Yalancı Kaplumbağa derinden gelen bir sesle “anlatayım” dedi. “İkiniz de oturun, ben öykümü bitirinceye kadar da ağzınızı açmayın!”
Oturdular; bir iki dakika kadar kimse ağız açmadı. Alice kendi kendine “Eğer anlatmaya başlamazsa, nasıl bitirebilecek?” diye düşündü, ama gene de sabırla bekledi.
Sonunda Yalancı Kaplumbağa derin derin içini çekip söze başladı. “Ben, bir zamanlar sahici bir Kaplumbağa'ydım.”
«   01   ...    24   25   26   27   28   29   30   31   32   33   34   35   36   37   38   39   40   41   42   43   44   ...    50   »