Ana Sayfa » Yolculamak » Benito Cereno : 11


BENITO CERENO

HERMAN MELVILLE

DÜNYA KLASİKLERİ DİZİSİ: 89


için bile bunu zorunlu bir yöntem olarak görüyorum. Bir keresinde, tayfaları kıç güverteye toplayıp, kamaram için bez parçalarından paspas ördürttüm, o zaman tam üç gün gemiyi boşladım -yalnızca, paspaslar ve adamlar- şiddetli bir fırtına yüzünden büyük kayba uğramıştık; elimizden çaresizce sürüklenmekten başka bir şey gelmemişti.“
“Kuşkusuz, kuşkusuz” diye söylendi Don Benito.
“Ama” diye sürdürdü Kaptan Delano, gene az ötedeki üstüpü didikleyicilere, sonra da balta parlatıcılara bakarak, “görüyorum ki, bu kalabalığın hiç değilse bir kısmını böyle meşgul ediyorsunuz.”
“Evet” diye gene donuk bir karşılık geldi.
“Şuradaki canla başla çalışan yaşlı adamlar” diye sürdürdü Kaptan Delano, üstüpü didikleyicileri işaret ederek, “görünüşe bakılırsa, ara sıra diğerlerinin biraz kulağını bükmeye çalışan, görmüş geçirmiş adamlar. Bunu gönüllü olarak mı yapıyorlar Don Benito, yoksa kara koyun sürünüze çobanlık etmeleri için onları siz mi görevlendirdiniz?”
“Yaptıkları iş her neyse, onları ben görevlendirdim” diye sert bir tonla karşılık verdi İspanyol, sanki kasıtla yapılmış bir taşlamalı kınamadan dolayı gücenmiş gibi.
“Ve şuradakiler, şu Aşanti (5) büyücüleri” diye sürdürdü Kaptan Delano, balta parlatıcıların bazıları pırıl pırıl parlayan çevreye savrulmuş çeliklerine biraz da ürküntüyle bakarak, “tuhaf bir işle uğraşıyorlar, öyle değil mi, Don Benito?”
“Karşılaştığımız fırtınada” diye yanıtladı İspanyol, “Denize atmamış olduğumuz yükümüzün büyük bir kısmı tuzlu sudan zarar gördü. Hava durgunlaşınca, her gün birkaç sandık dolusu bıçak ve baltanın dikkatle onarılıp temizlenmesini buyurdum.”
“Sağgörülü bir düşünce, Don Benito. Sanırım, gemi ve kargoya ortaksınız; ama belki, köleler bunun dışındadır?”
“Hepsinin sahibi benim” diye sabırsızlıkla karşılık verdi Don Benito, “Zencilerin büyük bir kısmının dışında, onlar, ölen arkadaşım Alexandro Aranda'ya aittiler.”
Bu adı söylerken acı çeker gibi bir hali vardı; dizleri titredi, uşağı ona destek oldu.
Böylesine alışılmadık bir duygunun nedenini sezdiği düşüncesiyle, varsayımını doğrulamak üzere, kısa bir aradan sonra Kaptan Delano dedi ki: “Sorabilir miyim Don Benito, acaba -az önce bazı kamara yolcularından söz etmiştiniz de- kaybından dolayı bu denli üzüntü duyduğunuz o arkadaş, yolculuğun başında Zencilerine eşlik mi ediyordu?”
“Evet.”
“Ama hummadan öldü?”
“Hummadan öldü. Oh, belki ben, ama…”
Gene titremeye başlayan İspanyol sustu.
“Bağışlayın” dedi Kaptan Delano alçak sesle, “ama sanırım, benzeri bir deneyimden dolayı Don Benito, yaranıza bıçak saplayanın ne olduğunu tahmin edebiliyorum. Bir zamanlar, çok sevgili bir dostu, o zaman armatör temsilcisi olan kendi kardeşimi denizde kaybetmek gibi bir talihsizliğim oldu. Ruhunun huzur bulduğundan emin olsam, yokluğuna katlanabilirdim, ama sık sık benimkilerle buluşan o dürüst gözler, o dürüst ellerin -ve o sıcacık yüreğin- hepsi, hepsinin -artık yemekleri köpeklere atar gibi- hepsini köpek balıklarına atmak! Ondan sonra, bilgim dışında olmadığı sürece, sevdiğim bir adamla yol
«   01   02   03   04   05   06   07   08   09   10   11   12   13   14   15   16   17   18   19   20   21   ...    51   »