´╗┐ Ana Sayfa ┬╗ Yolculamak ┬╗ Bozk─▒rda (├ľyk├╝ler) : 35


BOZKIRDA (├ľYK├ťLER)

MAKS─░M GORK─░

D├ťNYA KLAS─░KLER─░ D─░Z─░S─░: 104


Yakov, kahkahalar─▒n─▒ i┼čitti az sonra. Sa─č aya─č─▒n─▒ h─▒rsla yere vurdu, h─▒zl─▒ h─▒zl─▒ soluyarak ├Âylece kalakald─▒.
Uzaklarda, sar─▒ ve ├Âlg├╝n kum tepeciklerinin ├Âtesinde; k├╝├ž├╝k, karanl─▒k bir insan g├Âr├╝nt├╝s├╝ k─▒m─▒ld─▒yordu. Sa─č─▒nda ne┼čeli, g├╝├žl├╝ bir deniz g├╝ne┼čin alt─▒nda par─▒l par─▒l yan─▒yor; solundaysa, ufkun sonuna kadar, tekd├╝ze, h├╝z├╝n verici bir ├ž├Âl uzay─▒p gidiyordu. Yakov bu yaln─▒z adama bakt─▒, bakt─▒, sonra onur k─▒r─▒kl─▒─č─▒ ve ┼ča┼čk─▒nl─▒k ya┼člar─▒yla bu─čulanan g├Âzlerini k─▒rp─▒┼čt─▒rd─▒, elleriyle h─▒zl─▒ h─▒zl─▒ g├Â─čs├╝n├╝ o─ču┼čturdu.
Dalyanda ├žal─▒┼čma k─▒z─▒┼čm─▒┼čt─▒.
Malva'n─▒n g├Â─č├╝sten gelen, ayart─▒c─▒ sesi ├ž─▒nlad─▒:
- Kim ald─▒ benim b─▒├ža─č─▒m─▒?..
Dalgalar g├╝r├╝ld├╝yor, g├╝ne┼č parl─▒yor, deniz g├╝l├╝yorduÔÇŽ
(1897)

BOZKIRDA

Can─▒m─▒z ├Âlesiye s─▒kk─▒n, kurtlar gibi a├ž ve b├╝t├╝n d├╝nyaya ├Âfkeli, Perekop'tan ├ž─▒kt─▒k. B├╝t├╝n bir g├╝n bir ┼čey ├žalabilmek ya da kazanabilmek i├žin elimizden geleni yapm─▒┼č, fakat sonunda ikisini de ba┼čaramayaca─č─▒m─▒za akl─▒m─▒z kesince daha ileriye gitmeye karar vermi┼čtik. Ama nereye? Daha ileriye olsun daÔÇŽ
├çoktand─▒r y├╝r├╝d├╝─č├╝m├╝z bu hayat yolunda ne pahas─▒na olursa olsun daha ileriye gitmeye haz─▒rd─▒k. Her birimizin ayr─▒ ayr─▒, sessizce verdi─či bu karar, a├ž g├Âzlerimizdeki keskin par─▒lt─▒lardan a├ž─▒k├ža okunuyordu.
├ť├ž ki┼čiydik. Kerson'da, Dinyeper k─▒y─▒s─▒nda bir meyhanede tan─▒┼čm─▒┼čt─▒k k─▒sa bir s├╝re ├Ânce.
Birinci arkada┼č, demiryolu taburunun askerlerindendi. Sonradan -s├Âyledi─čine g├Âre- yol ustas─▒ olmu┼č. K─▒z─▒l sa├žl─▒, iri yar─▒ bir adamd─▒. K├╝lrengi g├Âzlerinin so─čuk bir bak─▒┼č─▒ vard─▒. Almanca biliyordu. Hapishane ya┼čay─▒┼č─▒ ├╝zerine geni┼č bilgi sahibiydi.
Bizim gibiler ge├žmi┼člerinden s├Âz etmeyi pek sevmezler. Her zaman az ├žok bir nedeni vard─▒r bunun. Bu y├╝zden birbirimize inan─▒yor, hi├ž de─čilse inanm─▒┼č g├Âr├╝n├╝yorduk. ├ç├╝nk├╝ asl─▒nda kendimize de inand─▒─č─▒m─▒z yoktu pek.
─░nce dudaklar─▒ her zaman ku┼čkuyla b├╝z├╝lm├╝┼č, ufak tefek, kuru bir adam olan ikinci arkada┼č, Moskova ├ťniversitesi'nin eski ├Â─črencilerinden oldu─čunu s├Âyleyince, ben ve asker ger├žek sanm─▒┼čt─▒k bunu. Asl─▒nda, bir zamanlar, ├Â─črenci mi, polis hafiyesi mi, yoksa h─▒rs─▒z m─▒ oldu─ču umurumuzda de─čildi. Tan─▒┼čt─▒─č─▒m─▒zda bizimle ayn─▒ tabakadan oldu─čunu bilmemiz yetiyordu. A├žt─▒. Kentlerde polisin, k├Âylerde mujiklerin ├Âzel ilgisinden tedirgin oluyor; kovalanm─▒┼č, a├ž bir canavar gibi hem onlardan, hem ├Âtekilerden nefret ediyor; herkese, her ┼čeye kar┼č─▒ evrensel bir kin besliyordu. Ayn─▒ yolun yolcusuyduk yani.
├ť├ž├╝nc├╝ bendim. K├╝├ž├╝k ya┼člardan beri ├žok al├žakg├Ân├╝ll├╝y├╝md├╝r. Erdemlerimden s├Âz etmeyece─čim bu y├╝zden. Safdil g├Âr├╝nmemek i├žin de eksiklerime de─činmeyece─čim. Yaln─▒z, ki┼čili─čim ├╝zerine bir yarg─▒ya varabilmemiz bak─▒m─▒ndan ┼ču kadar─▒n─▒ s├Âyleyeyim: Kendimi ├Âtekilerden daha iyi buluyordum. Bug├╝n de ayn─▒ kan─▒day─▒m.
B├Âylece Perekop'tan ├ž─▒kt─▒k; bir ├žobana rastlar─▒z umuduyla ilerlemeye ba┼člad─▒k. Onlardan her zaman ekmek istenebilir. Bu konuda yolcular─▒ geri ├ževirdikleri pek g├Âr├╝lmemi┼čtir.
Askerle ben yan yana y├╝r├╝yorduk. ÔÇť├ľ─črenciÔÇŁ arkam─▒zdan geliyordu. Zaman─▒nda ceket oldu─ču belli bir ┼čey sark─▒yordu omuzlar─▒ndan. S─▒f─▒r numara tra┼čl─▒, sivri, f─▒rlak kafas─▒na geni┼č bir ┼čapka art─▒─č─▒ ge├žirmi┼čti. Renk renk yamalarla kapl─▒ boz renkli bir pantolon bacaklar─▒n─▒ s─▒k─▒ s─▒k─▒ sar─▒yordu. Yolda buldu─ču bir ├žizme koncunu elbisesinin astar─▒ndan kopard─▒─č─▒ par├žalarla ├ž─▒plak ayaklar─▒na ba─člam─▒┼čt─▒. Sandal ad─▒n─▒ verdi─či bu ┼čeylerle d├╝nyan─▒n tozunu kald─▒rarak sessizce y├╝r├╝yor; ye┼čilimsi k├╝├ž├╝k g├Âzleri k─▒v─▒lc─▒mlar sa├ž─▒yordu.
Al basmadan bir g├Âmlek vard─▒ askerin s─▒rt─▒nda. Kerson'dan ÔÇťelce─čiziyleÔÇŁ ald─▒─č─▒n─▒ s├Âyl├╝yordu bunu. G├Âmle─čin ├╝st├╝ne de kal─▒n, pamuklu bir yelek ge├žirmi┼čti. Ordu y├Ânetmenli─čince ÔÇťsa─č ka┼č─▒n─▒n ├╝st├╝ne kabaday─▒ca y─▒k─▒lm─▒┼čÔÇŁ rengi belirsiz bir asker kasketi vard─▒ ba┼č─▒nda. Bacaklar─▒nda geni┼č bir Ukrayna ┼čalvar─▒ sallan─▒yordu. Yal─▒nayakt─▒.
Ben de onlar gibi giyimli ve yal─▒nayakt─▒m.
Bozk─▒r, d├Ârt bir yana g├Âz alabildi─čine uzay─▒p gidiyor; mavi, k─▒zg─▒n ve bulutsuz g├Âkkubbenin alt─▒nda engin geni┼člikte, yuvarlak, kara bir tabak gibi yat─▒yordu. Onu geni┼č bir ├žizgiyle kesen boz renkli, tozlu yol, ayaklar─▒m─▒z─▒ yak─▒yordu.
«   01   ...    25   26   27   28   29   30   31   32   33   34   35   36   37   38   39   40   41   »   


´╗┐