Ana Sayfa » Yolculamak » Candide ya da İyimserlik Üzerine : 09


CANDIDE ya da İyimserlik Üzerine

VOLTAIRE

DÜNYA KLASİKLERİ DİZİSİ: 3


Korkmuş, şaşırmış, çılgına dönmüş olan Candide, kan ter içinde titreyerek, kendi kendine, “Mümkün olan dünyaların en iyisi burası ise ötekiler kim bilir nasıldır?” diye soruyordu. “Yalnızca pataklanmakla kalsam iyi… Bulgarlar da beni patakladıydılar. Evet, beni patakladılar ama ey benim sevgili Pangloss'um, ey filozofların en büyüğü, nedenini bile bilmeden, sizin asıldığınızı da mı görecektim? Ey benim sevgili anabaptist dostum, insanların en iyisi, sizin de limanda boğulmanız mı gerekiyordu? Ey Matmazel Cunégonde, kızların incisi, sizin karnınızın yarılması da mı kaçınılmazdı?” Candide vaazı dinledikten, dayak yedikten, af edilip kutsandıktan sonra güçlükle ayakta durarak geri dönerken yaşlı bir kadın ona yaklaştı, “Oğlum” dedi, “metin ol, arkamdan gel.”

YEDİNCİ BÖLÜM

Yaşlı bir kadın Candide'e bakıyor, Candide sevgilisini buluyor.

Candide, metin olamadı ama bir yıkıntıya kadar yaşlı kadının ardı sıra yürüdü. Kadın ona bedenini ovması için bir kutu merhemle, yiyecek içecek verdi. Oldukça temiz bir yatak gösterdi. Yatağın yanında bir takım elbise vardı. “Yiyin, için, yatın” dedi, “Monseigneur St. Antoine de Padoue, Notre-Dame d'Atocha, Monsiegneur St. Jacques de Compostelle yardımcınız olsun. Yarın yine geleceğim”. Gördüklerine, çektiklerine ve daha da çok yaşlı kadının merhametine şaşıp kılan Candide, kadının elini öpmek istedi. Kadın, “Öpülecek el benimki değil” dedi, “Yarın yine geleceğim. Merhemle bedeninizi iyice ovun, yemek yiyin ve uyuyun”. Peşpeşe gelen şanssızlıklara rağmen Candide, yedi, içti ve uyudu. Ertesi gün yaşlı kadın ona kahvaltı getirdi, sırtını yokladı ve başka bir merhemle Candide'nin bedenini kendi elleriyle ovdu. Daha sonra öğle yemeğini getirdi. Akşama doğru da akşam yemeğini. Ertesi gün de aynı işleri yineledi. Candide ona, “Siz kimsiniz” diye sorup duruyordu, “Bu kadar iyiliği sizin aklınıza kim soktu? Bütün bunlara karşılık size nasıl bir iyilikte bulunabilirim?” Yaşlı kadın, hiç yanıtlamıyordu. Akşama doğru yine geldi, ama bu kez yemek getirmedi. “Sesinizi çıkarmadan benimle gelin” dedi. Candide'in koluna girdi ve birlikte, kırlara çıkıp bir çeyrek fersah kadar yürüdüler. Bahçeler ve parklarla çevrilmiş ıssız bir eve geldiler. Yaşlı kadın küçük bir kapıyı çaldı. Kapı açıldı. Kadın Candide'i gizli bir merdivenden geçirip yaldızlı bir odaya götürdü. Diba kumaşlarla kaplı bir kanepeye oturttu, kapıyı kapadı ve gitti. Candide kendini düşte sanıyor, geçmiş bütün hayatı ona bir karabasan, içinde bulunduğu an ise tatlı bir düş gibi geliyordu.
Çok geçmeden yaşlı kadın göründü. Boylu poslu, pırıltılı, kıymetli mücevherler takmış yüzü peçeli, heyecandan titreyen bir kadına destek olmaya çabalıyordu. Yaşlı kadın, Candide'e, “Şu peçeyi kaldırın” dedi. Delikanlı yaklaştı, titreyen eliyle peçeyi kaldırdı. Olur, şey değil. İnanılmaz bir şey! Matmazel Cunégonde'u gördüğünü sandı; gerçekten de onu görüyordu, ta kendisiydi. Gücü kesildi, bir kelime söyleyemedi, ayaklarına kapandı. Cunégonde kanepenin üstüne yığılıverdi. Yaşlı kadın üzerlerine ispirtolu sular döktü. Kendilerine geldiler, konuşmaya başladılar. Önce kesik kesik sözcükler, karşılıklı sorular ve yanıtlar, iç çekmeler, gözyaşları, bağırışlar. Yaşlı kadın, daha az gürültü etmelerini öğütledi ve onları baş başa bıraktı. Candide, “Demek sizsiniz? Sizi Portekiz'de buluyorum! Size el sürmediler mi? Filozof Pangloss'un beni inandırmak istediği gibi karnınızı deşmediler mi?” diye sordu. Güzel Cunégonde, “Bunların hepsi oldu” dedi. “Fakat bu iki kazadan da insan her zaman ölmez.” “Peki, annenizle babanızı öldürmediler mi?” Cunégonde ağlayarak, “Ah, öyle oldu” dedi. “Ya kardeşinizi?” “Onu da öldürdüler.” Candide son olarak, “Peki niçin Portekiz'desiniz?” diye sordu. “Ne yaptınız da beni buraya getirdiniz?” Kız, “Bütün bunları size anlatacağım. Ama daha önce, bana verdiğiniz o saf öpücükten ve yediğiniz o tekmelerden bu yana başınıza gelenleri anlatın.” Candide derin bir saygıyla kızın dediklerini yerine getirdi. Heyecan içindeydi. Sesi kısık ve titrekti. Sırtıysa hâlâ ağrıyordu.
«   01   02   03   04   05   06   07   08   09   10   11   12   13   14   15   16   17   18   19   ...    50   »