Ana Sayfa » Yolculamak » Değirmenimden Mektuplar - I : 35


DEĞİRMENİMDEN MEKTUPLAR - I

ALPHONSE DAUDET

DÜNYA KLASİKLERİ DİZİSİ: 116


Bütün yaşamları benim. On yıldan beri de beni görmediler. On yıl bu, dile kolay! Ama ne yaparsın, ben Paris'ten çıkamıyorum; onlar da pek yaşlı… Öyle yaşlı ki, beni görmeye kalkışacak olurlarsa, yarı yolda kalıverirler… Bereket versin, sen oradasın, benim sevgili değirmencim! Zavallılar, seni kucaklamakla, biraz da beni kucaklamış olacaklar… Ben kendilerine birkaç kez ikimizden ve aramızdaki dostluktan…“
Hay Tanrı hak ettiğini versin bu dostluğun! O sabah da hava olağanüstü güzeldi; güzeldi ama, yollara düşmenin hiç de sırası değildi. Öyle mistral, öyle güneş vardı ki, tam bir Provence havası, kısacası. Şu yezit mektup gelmeden önce, iki kaya arasında kendime bir köşe peylemiştim bile. Bütün günümü, tıpkı bir kertenkele gibi, ışığı içmekle, çamların fısıltısını dinlemekle geçirmeyi aklıma koymuştum. Ama ne yaparsın? Söylene söylene değirmeni kapadım, anahtarı kedi deliğinin altına koydum, sopamla pipomu yakaladığım gibi, haydi yola…
Saat iki sularında Eyguières'e vardım. Köy bomboştu, herkes tarladaydı. Yolun iki yanında, tozdan apak kesilmiş karaağaçlarda ağustos böcekleri, Grau'nun göbeğindeymişler gibi ötüşüp duruyorlardı. Gerçi belediye alanında güneşlenen bir eşekle kilisenin çeşmesinde küme küme güvercinler vardı ama, bana Yetim Kızlar Manastırı'nı gösterecek bir tek insana rastlamadım. Allahtan, birdenbire kapısının önünde yün eğiren buruşuk bir acuze ortaya çıkıverdi. Kendisine nereyi aradığımı söyledim. Belki de büyücülükte yaman bir acuze olacak ki, örekesini kaldırır kaldırmaz, Yetim Kızlar Manastırı, ne sihirdir ne keramet, karşıma çıkıverdi… Burası, gotik biçimindeki büyük kapısının üstünde kırmızı taştan köhne haçı ve haçın çevresinde birkaç Latince sözcükle böbürlenen kapanık ve kapkara bir yapıydı. Bu yapının yanıbaşında daha küçük bir ev gördüm. Kurşuni pancurlu, bahçesi de arkasında…
Hemen tanıdım ve kapıyı çalmadan içeri daldım. Bu serin ve sessiz uzun geçeneği, pembeye boyanmış duvarı, dipte açık renk bir perdenin ardında titreyen küçücük bahçeyi, kaplamalar üstündeki çiçek resimleriyle madalyon biçiminde solmuş betimleri, ömrüm oldukça unutamam artık. Bana Sedaine zamanındaki bir bailli evine giriyormuşum gibi geldi…
Geçeneğin sonunda, solda, aralık bir kapıdan büyük bir duvar saatinin tik takıyla bir çocuk sesi duyuluyordu. Belki de bu, bu bir okul çocuğuydu, heceleye heceleye bir şeyler okuyordu:
“O… za… man… Saint… I… ré… née… hay… kır… dı… Ben… Tan… rı… nın… kur… ba… nı… yım… Bu… hay… van… la… rın… diş… le… riy… le… par… ça… lan… ma… lı… yım…” Yavaşça kapıya yaklaştım ve içeri baktım.
Küçük bir odanın sessizliği ve alacakaranlığı içinde, yanakları pembe pembe, parmaklarının ucuna kadar kırışık içinde bir yaşlı adamcık, koltuğuna gömülmüş, elleri dizlerinde uyuyordu. Dizinin dibinde, maviler giymiş (kocaman bir pelerin ve küçücük bir yemeni; anasız babasız kızların kılığı) küçük bir kız çocuğu, kendisinden daha büyük bir kitaptan Saint Irenée'nin yaşamını okuyordu. Bu tansık öyküsü, bütün evde etkisini göstermişti. Yaşlı adam koltuğunda, sinekler tavanda, kanaryalar pencerenin üstündeki kafeslerinde uykuya dalmışlardı. Kocaman duvar saati horlayıp duruyordu. Bütün odada uyanık olarak yalnızca, kapalı pancurların arasından yere dikine düşen ve düşerken de kıvır kıvır kıvılcımlarla, minicik valslerle kaynaşan beyaz ve geniş bir ışık parçası vardı. Bu genel gevşeklik içinde çocuk, ciddi ciddi okumasını sürdürüyordu: “He… men… i… ki… as… lan… o… na… sal… dır… dı… ve… o… nu… par… ça… la… yıp… ye… di…” İşte ben de, tam o sırada girdim. Saint Irenée'nin aslanları gerçekten odaya saldırmış olsalardı, ortalığı benden çok telaşa veremezlerdi. Bu, sanki bir baskın oldu! Kızcağız bir çığlık kopardı, kocaman kitap yere yuvarlandı, kanaryalarla sinekler uyandılar, duvar saati çaldı. Yaşlı adam şaşkın şaşkın yerinden sıçradı; ben de biraz afallayarak eşikte durakladım ve şöyle bağırdım:
- Bonjur ahbaplar! Ben Maurice'in arkadaşıyım.
«   01   ...    25   26   27   28   29   30   31   32   33   34   35   36   37   38   39   40   41   42   »