´╗┐ Ana Sayfa ┬╗ Yolculamak ┬╗ De─čirmenimden Mektuplar - I : 37


DE─×─░RMEN─░MDEN MEKTUPLAR - I

ALPHONSE DAUDET

D├ťNYA KLAS─░KLER─░ D─░Z─░S─░: 116


Ben de sesimi y├╝kseltince, her ikisi birden, g├╝l├╝mseyerek bana te┼čekk├╝r ediyorlard─▒. G├Âzlerimin i├žinde sevgili Mauricelerini arar gibi bana yakla┼čt─▒k├ža, solgun g├╝l├╝mseyi┼člerinde, ben de bu belirsiz, bu─čulu, sanki belirsiz d├╝┼člemi g├Âr├╝r gibi oluyor ve arkada┼č─▒m─▒n sanki uzaktan, ├žok uzaktan, sisler i├žinden bana g├╝l├╝msedi─čini san─▒yordum.

* * *

Ya┼čl─▒ adam, birdenbire koltu─čundan ┼č├Âyle bir davrand─▒:
- Yahu, hi├ž d├╝┼č├╝nmedik Mamette, dedi, belki karn─▒ a├žt─▒r!
Mamette, tela┼č i├žinde, ellerini havaya kald─▒rarak:
- Karn─▒ m─▒ a├ž? Aman Tanr─▒m!
Ben h├ól├ó Maurice'ten s├Âz ediliyor sanm─▒┼čt─▒m ve az kals─▒n, bu melek gibi ├žocu─čun her g├╝n tam saat on ikide sofraya oturdu─čunu s├Âyleyecektim. Ama Maurice'den de─čil, benden s├Âz ediliyormu┼č. Do─črusu, karn─▒m─▒n a├ž oldu─čunu s├Âyledi─čim zaman ortal─▒ktaki tela┼č─▒ g├Ârmeliydiniz!
- Haydi k─▒zlar, sofray─▒ kurun! Ortadaki masaya yabanl─▒k ├Ârt├╝y├╝ yay─▒n, ├ži├žekli tabaklar─▒ koyun. A ├Âyle k─▒k─▒r k─▒k─▒r g├╝lmeyelim, ├žabuk olal─▒mÔÇŽ
├çocuklar san─▒r─▒m ├žabuk oluyorlard─▒. Nitekim topu topu ├╝├ž tabak k─▒rmakla sofray─▒ kuruverdiler.
Mamette beni sofraya g├Ât├╝r├╝rken:
- K─▒smetinize g├╝zel yemekler var, diyordu, yaln─▒z, tek ba┼č─▒n─▒za kalacaks─▒n─▒z. Kusurumuza bakmay─▒n, biz bug├╝n erken yedik.
Ah bu ya┼čl─▒ insanlar! G├╝n├╝n hangi saatinde sorsan─▒z, hep ÔÇťBiz erken yedik!ÔÇŁ derler. Mamette'in nefis yemekleri iki parmak s├╝tle biraz hurma ve bir de pastadan olu┼čuyordu; yani hem kendisine, hem de kanaryalar─▒na en a┼ča─č─▒ sekiz g├╝n yetecek bir yemek! Ben de tuttum, tek ba┼č─▒ma, b├╝t├╝n bu yiyeceklerin hakk─▒ndan geldim. ├çevremdekilerin nas─▒l bir tuhaf olduklar─▒n─▒ g├Ârmeliydiniz! K├╝├ž├╝k mavililer, birbirlerini d├╝rterek fiskosa ba┼člad─▒lar. Kar┼č─▒daki kafeslerinde kanaryalar─▒n ÔÇťAdama bak─▒n! B├╝t├╝n pastay─▒ yedi!ÔÇŁ der gibi bir halleri vard─▒. Sahi, hemen hemen hi├ž ayr─▒m─▒na varmadan, i├žinde eski ┼čeylerin kokusu dalgalanan bu ayd─▒nl─▒k ve dingin odada ├ževremi seyrede ede, b├╝t├╝n pastay─▒ yiyivermi┼čtim. ├ľzellikle iki k├╝├ž├╝k karyoladan g├Âzlerimi ay─▒ramaz olmu┼čtum. Sanki bir ├žift be┼či─če benzeyen bu karyolalar─▒, sabah ┼čafak s├Âkerken hen├╝z sa├žakl─▒ b├╝y├╝k perdelerinin i├žinde yitmi┼č halleriyle g├Âz├╝mde canland─▒r─▒yordum. Saat ├╝├ž├╝ ├žal─▒yor. Bu, b├╝t├╝n ya┼čl─▒ insanlar─▒n uyand─▒─č─▒ saattir.
- Mamette, uyuyor musun?
- Hay─▒r, yavrum.
- Nas─▒l, Maurice iyi ├žocuktur, de─čil mi?
- Elbette, iyi ├žocuktur!
Yaln─▒zca, yanyana kurulmu┼č bu iki k├╝├ž├╝k ya┼čl─▒ insan karyolas─▒n─▒ g├Ârmekle, b├Âylece s├╝r├╝p giden b├╝t├╝n bir s├Âyle┼čiyi duyar gibi oluyordumÔÇŽ
Tam bu s─▒rada, odan─▒n ├Âb├╝r ucunda, dolab─▒n ├Ân├╝nde korkun├ž bir facia oluyordu. Sorun, ta yukar─▒da, en ├╝st rafta on y─▒ldan beri Maurice'i bekleyen bir kiraz lik├Âr├╝ kavanozunu indirip onuruma a├žmakt─▒. Mamette'in b├╝t├╝n yalvar─▒┼člar─▒na kulak asmayan ya┼čl─▒ adam, kavanozu ille kendisi indirmek istiyor, kar─▒s─▒n─▒n korkudan nerdeyse ├Âd├╝ patlarken, bir iskemlenin ├╝st├╝ne ├ž─▒km─▒┼č, en yukar─▒daki rafa yeti┼čmeye ├žabal─▒yordu. Durumu d├╝┼č├╝n├╝n: Ya┼čl─▒ adam titreye titreye rafa uzan─▒yor, k├╝├ž├╝k mavililer iskemlesine
«   01   ...    27   28   29   30   31   32   33   34   35   36   37   38   39   40   41   42   »   


´╗┐