´╗┐ Ana Sayfa ┬╗ Yolculamak ┬╗ De─čirmenimden Mektuplar - II : 17


DE─×─░RMEN─░MDEN MEKTUPLAR - II

ALPHONSE DAUDET

D├ťNYA KLAS─░KLER─░ D─░Z─░S─░: 117


yoldan toplanm─▒┼č ta┼člarla beslenmi┼čÔÇŽ K─▒sacas─▒ han─▒n ├Âyle yoksul, ├Âyle ac─▒nacak bir g├Âr├╝n├╝m├╝ vard─▒ ki, i├žine girip bir ┼čey i├žmek, sadaka vermek yerine ge├žerdi.

* * *

─░├žeri girince, kendimi ─▒ss─▒z, i├ž kapay─▒c─▒ ve upuzun bir salonda buldum. Perdesiz ├╝├ž b├╝y├╝k pencereden dolan g├Âz kama┼čt─▒r─▒c─▒ ─▒┼č─▒k, buras─▒n─▒ daha ac─▒kl─▒, daha ─▒ss─▒z g├Âsteriyordu. Birka├ž k─▒r─▒k d├Âk├╝k masa, ├╝st├╝nde tozdan rengi solmu┼č bardaklar, d├Ârt deli─čini birer dilenci tas─▒ gibi uzatan k─▒r─▒k bir bilardo, sar─▒ bir kanepe, k├Âhne bir tezgah. B├╝t├╝n salona k├Ât├╝ ve a─č─▒r bir s─▒cakl─▒k ├ž├Âkm├╝┼č. Ya sinekler? Salk─▒m salk─▒m tavana, camlara yap─▒┼čm─▒┼č, bardaklar─▒n i├žine girmi┼čÔÇŽ Kap─▒y─▒ a├žmamla, ar─▒ kovan─▒na girmi┼čim gibi bir v─▒z─▒lt─▒, bir kanat v─▒z─▒lt─▒s─▒d─▒r ba┼člad─▒.
Salonun bir ucunda, pencerenin ├Ân├╝nde cama aban─▒r gibi d─▒┼čar─▒s─▒n─▒ seyretmeye dalm─▒┼č bir kad─▒n vard─▒. ─░ki kez:
- Hey hanc─▒! diye seslendim.
Yava┼č├ža bana d├Ând├╝. Buru┼čuk, ├žatlam─▒┼č, toprak renginde bir y├╝z, y├Ârenin ya┼čl─▒ kad─▒nlar─▒nda oldu─ču gibi uzunca, k─▒rm─▒z─▒ya ├žalan dantela k─▒vr─▒mlar─▒yla ├ževrelenmi┼č tam bir k├Âyl├╝ kad─▒n y├╝z├╝. Ama g├Âr├╝nd├╝─č├╝ gibi ya┼čl─▒ da de─čildi; yaln─▒zca g├Âzya┼člar─▒ kendisini bu g├Âr├╝n├╝me sokmu┼čtu.
G├Âzlerini sile sile:
- Ne istiyorsunuz? diye sordu.
- Biraz oturup bir ┼čeyler i├žmekÔÇŽ
S├Âyledi─čimi anlamam─▒┼č gibi yerinden k─▒m─▒ldamadan, ┼ča┼čk─▒n ┼ča┼čk─▒n y├╝z├╝me bakt─▒.
- Kuzum buras─▒ han de─čil mi?
Kad─▒n i├žini ├žekti:
- Evet dedi, han olmas─▒na hanÔÇŽ Ama ni├žin siz de ├Âtekiler gibi kar┼č─▒ya gitmiyorsunuz? Oras─▒ daha ne┼čeliÔÇŽ
- Ne┼čeli, ama bana gelmezÔÇŽ Ben buras─▒n─▒ be─čendim, dedim ve yan─▒t─▒n─▒ beklemeden gidip bir masaya yerle┼čtim.
Kad─▒nca─č─▒z, niyetimin ciddi oldu─čuna inan─▒nca, b├╝y├╝k bir tela┼čla gidip gelmeye, ├žekmeceleri ├žekmeye, ┼či┼čeleri kar─▒┼čt─▒rmaya, kadehleri silmeye, sinekleri kovmaya ba┼člad─▒ÔÇŽ Hana birinin gelmesi, sanki ba┼čl─▒ba┼č─▒na bir olay olmu┼čtu. Zavall─▒c─▒k arada bir durakl─▒yor, sonunu getirmekten umudunu kesmi┼č gibi ba┼č─▒n─▒ ellerinin i├žine al─▒yordu.
Sonra, dipte salona biti┼čik bir odaya girince de, kocaman anahtarlarla u─čra┼čt─▒─č─▒n─▒, kilitleri zorlad─▒─č─▒n─▒, ekmek teknesini kar─▒┼čt─▒rd─▒─č─▒n─▒, ├╝fledi─čini, toz silkti─čini, tabak y─▒kad─▒─č─▒n─▒ duydum. Arada bir, derin derin i├žini ├žekti─či, h─▒├žk─▒r─▒klar─▒n─▒ tutamad─▒─č─▒ da oluyordu.
B├Âylece bir ├žeyrek saat ge├žtikten sonra, ├Ân├╝me bir tabak dolusu passerille (kuru ├╝z├╝m), kaya gibi sert, bayat bir Beaucaire ekme─čiyle bir ┼či┼če ┼čarap geldi.
Garip yarat─▒k:
- Yeme─činiz haz─▒r! dedi ve hemen pencere ├Ân├╝ndeki eski yerine ge├žti.

* * *

«   01   ...    07   08   09   10   11   12   13   14   15   16   17   18   19   20   21   22   23   24   25   26   27   ...    38   »   


´╗┐