´╗┐ Ana Sayfa ┬╗ Yolculamak ┬╗ De─či┼čen Kafalar : 05


DE─×─░┼×EN KAFALAR (Bir Hint Efsanesi)

THOMAS MANN

D├ťNYA KLAS─░KLER─░ D─░Z─░S─░: 25


─░├žtiler, yordam─▒nca su d├Âk├╝nd├╝ler, uzun zaman suda kald─▒lar, Tanr─▒'ya ┼č├╝krettiler ve keyifleri i├žin, dinsel t├Ârenin gerektirdi─činden biraz daha fazla suda kald─▒ktan sonra v├╝cutlar─▒n─▒n her ├╝yesinde birle┼čmenin mutlulu─čunu duyarak a─ča├žlar─▒n alt─▒ndaki dinlenme yerine ├žekildiler.
Burada yol az─▒klar─▒n─▒ iki karde┼č gibi payla┼čt─▒lar, her ikisinin de yeme─či ayn─▒ ┼čeylerden ibaret oldu─čundan pek├ól├ó kendi yemeklerini yaln─▒z ba┼člar─▒na yiyebilecekleri halde yine de payla┼čt─▒lar. Nanda, arpa pidesini ortas─▒ndan b├Âld├╝ m├╝, ÔÇť─░┼čte al dostumÔÇŁ s├Âzleriyle ┼×ridaman'a uzat─▒yor, ┼×ridaman da bir yemi┼či b├Âlerek ayn─▒ s├Âzlerle yar─▒s─▒n─▒ Nanda'ya veriyordu. ┼×ridaman yemek yerken buralarda g├╝ne┼čten kavrulmay─▒p h├ól├ó taze ve ye┼čil kalm─▒┼č otlar─▒n ├╝zerinde ayaklar─▒n─▒ ├žaprazlayarak ba─čda┼č kurmu┼čtu; Nanda'ya gelince e─čer insan ku┼čaklardan beri al─▒┼čmam─▒┼č olsa uzun s├╝re dayanamayaca─č─▒ bir bi├žimde dizlerini dikerek ├ž├Âmelmi┼čti. Bu durumlar─▒ fark─▒nda olmadan ve d├╝┼č├╝nmeksizin al─▒vermi┼člerdi. ├ç├╝nk├╝ e─čer oturu┼člar─▒na dikkat etselerdi, ┼×ridaman ilkelli─če kar┼č─▒ duydu─ču e─čilim y├╝z├╝nden dizlerini dikip oturacak, Nanda da aksi olan istekleri dolay─▒s─▒yla ba─čda┼č kuracakt─▒. Ba┼č─▒nda siyah, sade ve h├ól├ó ─▒slak olan sa├žlar─▒n─▒ ├Ârten bir takke, belinde beyaz pamukludan bir ku┼čak, kollar─▒nda ve boynunda aralar─▒ndan g├Â─čs├╝ndeki ÔÇťMutluluk Danas─▒ÔÇŁ buklesi se├žilen alt─▒n zincirle ba─članm─▒┼č kat─▒r boncuklar─▒ vard─▒. ┼×ridaman ba┼č─▒na beyaz bir bez sarm─▒┼čt─▒, s─▒rt─▒nda k─▒sa kollu ve ayn─▒ beyaz pamukludan dokunmu┼č bir cepken vard─▒. Bu cepken bol ve pantolon gibi sar─▒lm─▒┼č olan ete─činin ├╝zerine d├╝┼č├╝yor, boyun k─▒sm─▒ndan ince bir zincirle tutturulmu┼č bir muska sark─▒yordu. Her ikisinin aln─▒nda da dinlerinin simgesi olan birer beyaz im vard─▒.
Yeme─či bitirince art─▒klar─▒ da─čarc─▒klar─▒na koydular ve bir s├Âyle┼čiye dald─▒lar. Buras─▒ ├Âyle ho┼čtu ki; prenslere ve ├╝nl├╝ krallara bile bundan iyisi nasip olamazd─▒. A─ča├žlar─▒n hafif hafif k─▒m─▒ldayan yapraklar─▒ ve ├ži├žek hevenkleri, y├╝ksek kalamus ve bambu g├Âvdeleri aras─▒ndan suya inen merdivenlerin alt basamaklar─▒ g├Âr├╝n├╝yordu. Dallar─▒ zarif bir bi├žimde birbirlerine ba─člayan sarma┼č─▒klar─▒n ye┼čil kordonlar─▒ her yandan sark─▒yordu. G├Âr├╝nmeyen ku┼člar─▒n c─▒v─▒lt─▒lar─▒na ve ├Ât├╝┼člerine, otlar─▒n aras─▒ndaki ├ži├žeklerin birinden di─čerine u├žan renkli ar─▒lar─▒n v─▒z─▒lt─▒lar─▒ kar─▒┼č─▒yordu.├çevre serin ve s─▒cak bitkilerin, g├╝├žl├╝ yaseminlerin, tala yemi┼činin, sandal a─čac─▒n─▒n ve Nanda'n─▒n dalma vaftizinden sonra yeniden v├╝cuduna s├╝rd├╝─č├╝ hardal ya─č─▒n─▒n kokusuyla doluydu.
┼×ridaman: ÔÇťBuras─▒ sanki a├žl─▒k ve susuzluktan, ya┼čl─▒l─▒k ve ├Âl├╝mden, yazg─▒ ve g├Âzya┼č─▒ndan yedi kat uzak, diyordu. Buras─▒ ola─čan├╝st├╝ dingin. ─░nsana, sanki ya┼čam─▒n tedirgin girdab─▒ndan kurtulup dingin merkezine g├Â├ž├╝vermi┼č ve orada rahat soluk alacakm─▒┼č gibi geliyor. Dinle, ne m├╝nzevi. M├╝nzevi s├Âzc├╝─č├╝n├╝ kullan─▒yorum; ├ž├╝nk├╝ bizi kulak kabartmaya k─▒┼čk─▒rtan ┼čey inzivan─▒n sessizli─čidir. ├ç├╝nk├╝ onun sayesinde kulak kabartarak bu sessizlikte t├╝m├╝yle dingin olmayan ┼čeyleri ve d├╝┼č├╝nde konu┼čan sessizli─či, biz de d├╝┼čteymi┼č gibi dinleriz.ÔÇŁ
Nanda:
- S├Âyledi─čin do─čru, diye yan─▒tlad─▒. Bir pazar yerinin kalabal─▒─č─▒nda insan kulak verip bir ┼čeyi dinleyemez. Ama bir inzivan─▒n da sessizli─činde dinlenmeye de─čer bir ┼čeyler olmal─▒ ki; kulak kabart─▒ls─▒n. T├╝m├╝yle dingin ve sessizlikle dolu olan Nirvana'd─▒r. Onun i├žin ona, kulak kabartmaya de─čer denilemez.
┼×ridaman g├╝lmek zorunda kalarak, ÔÇťHay─▒rÔÇŁ, dedi. ÔÇťNirvana'ya b├Âyle demek kimsenin akl─▒na gelmemi┼č olsa gerek. Ama sen, -zaten kendisinden ancak yads─▒mayla s├Âz edilebilen Nirvana'dan- kendisi ├╝zerine b├Âyle bir ┼čey ileri s├╝r├╝lemeyece─čini s├Âyleyerek, yani yads─▒ma yoluyla bunu en g├╝l├╝n├ž bir bi├žimde ileri s├╝rm├╝┼č oluyorsun. Sen ├žok kez ├Âyle kurnazca ┼čeylerden s├Âz ediyorsun ki; yani, e─čer do─čru ama ayn─▒ zamanda g├╝l├╝n├ž olan ┼čeylere kurnazca demek m├╝mk├╝nse. Ben bundan ├žok ho┼član─▒yorum; ├ž├╝nk├╝: bazan sanki h─▒├žk─▒r─▒yormu┼č gibi karn─▒m─▒n derisi titremeye ba┼čl─▒yor. Bu da g├Âsteriyor ki; hazla elem aras─▒nda bir fark bulunabilece─či halde, birisini onaylamak, ├Âtekini yads─▒mak yaln─▒zca kendi kendini aldatmakt─▒r. Ama ya┼čam─▒n co┼čkular─▒ i├žinde en kolayl─▒kla onaylanacak ve kabul edilecek bir t├╝r a─člama ve g├╝lme paydas─▒ var. Bunun i├žin etki kelimesi kullan─▒l─▒r; ├ž├╝nk├╝ bu, karn─▒m─▒n titreyi┼člerini h─▒├žk─▒r─▒─ča benzeten ┼čen bir ac─▒may─▒ anlat─▒r ki; o da dokunakl─▒l─▒─č─▒ndan ileri gelir ve benim, kurnazl─▒─č─▒ndan dolay─▒ sana biraz da ac─▒mama neden olur.ÔÇŁ
Nanda:
- Neden bana ac─▒yorsun? diye sordu.
┼×ridaman:
- ├ç├╝nk├╝ sen asl─▒nda tam anlam─▒yla Samsara ve ya┼čam─▒n, kendi i├žine kapatt─▒─č─▒ bir ├žocu─čusun, yan─▒t─▒n─▒ verdi. Sen, hi├ž de sular─▒n y├╝z├╝ne do─čru y├╝kselerek t├╝vey├žlerini g├Â─če a├žan lotus gibi, o a─člama-g├╝lme denizinin y├╝z├╝ne ├ž─▒kmak iste─čini duyan ruhlardan de─čilsin.
«   01   02   03   04   05   06   07   08   09   10   11   12   13   14   15   ...    38   »   


´╗┐