Ana Sayfa » Cumhuriyet Gazetesi Salı Kitapları » Devlet I - II : 05


DEVLET I - II

PLATON

DÜNYA KLASİKLERİ DİZİSİ: 6


Ben de “Kephalos, dedim, şimdiki servetinin çoğu miras yoluyla mı eline geçti, yoksa onu sen kendin mi kazandın?”
“Ne kazandım ki? dedi. Ben Sokrates, para işlerinde büyük babamla babam arasında bir yerdeyim; çünkü adını taşıdığım büyük babam, tutarı benim bugünkü servetim kadar olan bir mirası birkaç katına çıkarmışken, babam Lysanias servetini şimdi elimde bulunandan da aşağı düşürmüştü. Ben ise kalan mirası şu oğullarıma daha küçülmüş değil, biraz daha büyümüş bıraksam memnun olurum.”
“Bak bunu sana niye sormuştum: Sen paraya hiç düşkün görünmüyorsun da ondan” dedim, “Hâlbuki parayı kendileri kazanmayanlar çoğu zaman böyle olurlar; kazananlara gelince, onlar parayı iki katı severler; çünkü şairler şiirlerini, babalar oğullarını nasıl severlerse, kendi emekleriyle servet edinmiş olan kimseler de paraya kendi eserleri imiş gibi düşkündürler; bir de, herkes gibi işlerine yaradığı için severler parayı. Bu yüzden onlarla bir araya gelmek bile hoşa gitmez; çünkü zenginliği övmekten başka bir şey bilmezler.”
“Hakkın var” dedi.
“Öyledir; dedim, ama sen bana bir de şunu söyle: Zengin olmakla elde ettiğin en büyük nimet sence nedir?”
“Bunu söylersem, birçokları inanmayacaktır; sen şunu bil ki Sokrates, öleceğini aklına getiren insanın içine, önceleri hiç aklından geçmeyen şeylerin korkusu, kaygısı girer. Çünkü o zamana kadar 'Bu dünyada kötülük edenler Hades'te cezalarını çekecekler' gibi, Hades'te olup bitenler hakkında söylenen sözlere gülerlerken, zaman gelir, ya bu sözler doğruysa diye onları bir korku alır, ruhlarında azap duyarlar. İnsanlar ya yaşlılığın verdiği dermansızlık yüzünden yahut kendilerini öteki dünyaya daha yakın gördüklerinden, orada olup bitenler üzerinde daha fazla kafa yorarlar. Böylece içleri kuşku ve korkuyla dolar, artık birine haksızlık edip etmediklerini hesaplar, araştırırlar. Hayatlarını gözden geçirip birçok haksızlık ettiklerini gören kimseler çocuklar gibi sık sık uykudan uyanır, ürker, kötü bir bekleyiş içinde yaşarlar. Hâlbuki hiçbir zaman haksızlık etmediklerini bilenlerde daima tatlı bir umut, Pindaros'un <a name=“icnot6”></a><a href=“006_devlet_1_2_s37.php#dipnot1”>(6)</a> dediği gibi, 'yaşlılığı besleyen' iyi bir umut vardır. Gerçekten, Sokrates, bu şair ne güzel söylemiş; ömrünün sonuna kadar doğru, dinli bir insan olarak yaşamış olana, 'Gönül hoşlandıran, yaşlılığı besleyen umut yoldaşlık eder. O umut ki, insanların hiç durmadan sağa sola sapan aklının dümenini tutmakta her şeyden önce gelir' der. Ne doğru, ne hayran olunacak bir söz! İşte bunun içindir ki ben servet edinmenin çok önemli bir şey olduğunu iddia ediyorum; ama herhangi bir kimse için değil, ancak uslu akıllı ve dengeli bir insan için. Çünkü istemeyerek de olsa, hiç kimseyi aldatmamak veya kimseye yalancı çıkmamak, tanrıya kurban, insana para borçlu olup Hades'e korka korka gitmemek… İşte elde bulunan para buna çok yardım eder. Sonra daha başka yararları da vardır. Ama Sokrates, her şeyi tarttıktan sonra ben şunu diyebilirim ki, aklı başında bir insan için zenginlik en çok bu işe yarar.”
“Çok güzel söylüyorsun, Kephalos! dedim; “Ama şu senin dediğin şeyi, doğruluğu <a name=“icnot7-8”></a><a href=“006_devlet_1_2_s37.php#dipnot7-8”>(7-8)</a>, nasıl anlatacağız? Sadece, gerçeği söylemek ve bir kimseden alınan bir şeyi geri vermek diye mi? Yoksa böyle davranmak bazan doğru, bazan eğri sayılabilir mi? Örneğin biri, aklı başında bir arkadaşının silahlarını emanet alsa, sonra arkadaşı çıldırıp emanetini geri istese, bu gibi emanetlerin geri verilmemesi gerektiğini, geri verenin de doğru adam olmadığını herkes söyler; bir çılgına gerçeği tam olarak söylemek isteyen de doğru adam değildir.”
“Haklısın” dedi.
“Demek oluyor ki doğruluk 'gerçeği söylemek, emaneti geri vermek' le sınırlı değildir” dedim.
Polemarkhos söze atılarak, “Hayır, bununla sınırlıdır Simonides'e <a name=“icnot9”></a><a href=“006_devlet_1_2_s37.php#dipnot9”>(9)</a> inanmak gerekirse, tam bu sınırlara girer, Sokrates!” dedi.
Kephalos da “Evet, evet” dedi. “Ben sözü size bırakıyorum. Şimdi kurbanlarla <a name=“icnot10”></a><a href=“006_devlet_1_2_s37.php#dipnot10”>(10)</a> uğraşmam lazım.”
Polemarkhos, “Öyleyse senin varisin benim, değil mi?” diye sordu.
O da gülerek, “Evet” dedi ve kurbanlarına gitti.
«   01   02   03   04   05   06   07   08   09   10   11   12   13   14   15   ...    39   »