Ana Sayfa » Cumhuriyet Gazetesi Salı Kitapları » Devlet I - II : 10


DEVLET I - II

PLATON

DÜNYA KLASİKLERİ DİZİSİ: 6


Bak ama bana, doğruluk yok görevmiş, yok faydaymış, yok işe yarayan şeymiş, yok kazançmış, yok insanın işine gelenmiş falan demeyeceksin. Bir söyleyeceğin varsa, açıkça ve tam söyle; çünkü böyle saçma sözler söylersen, ben kabul etmem.“
Bunları duyunca şaşakaldım, yüzüne korka korka baktım; hem sanıyorum ki benim bakışım o bana bakmadan önce üzerine düşmeseydi, dilim tutulacaktı. <a name=“icnot18”></a><a href=“006_devlet_1_2_s38.php#dipnot18”>(18)</a> İyi ki sözlerimiz onu çileden çıkarmaya başladığı zaman, ilk olarak ben ona baktım da cevap verebildim. Hafifçe titreyerek, “Thrasymakhos” dedim, “Bize kızma; bu meseleyi araştırırken biz ikimiz yanılıyorsak, bil ki istemeyerek yanılıyoruz. Altın arasaydık, araştırmamızda birbirimizin karşısında eğilmeye, böylece onu bulmak fırsatını elden kaçırmaya razı olur muyduk? Aradığımız doğruluk -değeri birçok altın külçesinden yüksek olan doğruluk- olunca, ezilip büzülerek birbirimize böylesine aptalca yol verdiğimizi, doğruluğu elimizden geldiği kadar ortaya çıkarmaya uğraşmadığımızı sanma. Uğraştığımızdan emin ol dostum! uğraşıyoruz ama anlaşılan elimizden gelmiyor. Onun için sizin gibi yaman adamların bize darılması değil, acıması çok daha doğru olur.”
Bu sözlerim üzerine alaylı bir kahkaha attı, dedi ki: “Aman Herakles! İşte Sokrates'in o her zamanki ironisi! <a name=“icnot19”></a><a href=“006_devlet_1_2_s38.php#dipnot19”>(19)</a> Ama ben bunu biliyordum ve buradakilere önceden söylemiştim ki sen cevap vermek istemeyeceksin, işi ironiye dökeceksin. Bir soru karşısında cevap vermektense her şeyi yapacaksın.”
Ben de “Sen çok kurnazsın da ondan, Thrasymakhos!” dedim. “Birine on iki nedir, diye sorsaydın, sorduktan sonra da 'Ama bak, arkadaş, on iki iki kere altıdır, yok üç kere dörttür, yok altı kere ikidir, yok dört kere üçtür demeyeceksin; çünkü böyle boş sözler söylersen, ben kabul etmem' diye ona önceden ihtar etseydin, böyle bir soruya kimsenin cevap veremeyeceğini herhalde bilirdin! Ama ya sana 'Ey Thrasymakhos, ne demek istiyorsun? Önce yasak ettiğin cevaplardan hiçbirini vermeyeyim mi? Ya doğru cevap onlardan biriyse ne yapayım, ey acayip adam? Doğruyu değil de başka bir şeyi mi söyleyeyim? Yoksa ne buyuruyorsun?' diye sorsaydı, sen onun bu sözlerine ne derdin?”
“Bırakalım bunu, bu dediklerinle benimkiler arasında bir benzerlik var mı ki” dedi.
“Niçin olmasın? dedim, ama bir benzerlik olmasa da soruya cevap verecek adam varsa, yasak etsek de etmesek de bildiğini söylemekten çekinecek mi sanırsın?”
“Demek ki sen de böyle yapacaksın”, dedi. “Sana yasak ettiğim cevaplardan birini vereceksin, değil mi?”
“Olur a!” dedim, “Düşünüp taşınır, doğru olduğunu görürsem.”
“Peki, ya ben doğruluk hakkında bütün bunlardan başka bir cevap, bunlardan üstün bir cevap çıkarırsam, kendine hangi cezayı layık görürsün?” <a name=“icnot20”></a><a href=“006_devlet_1_2_s38.php#dipnot20”>(20)</a>
“Bilmeyene yaraşan cezadan başka bir cezayı değil herhalde!” dedim. “Ona yaraşan ceza da bilen birinden öğrenmektir; işte ben kendime bunu layık görüyorum.”
“Ne ömür adamsın!” dedi, “Bil ki öğrenmekten başka bir de para cezası vermelisin.”
“Yeter ki param olsun” dedim.
Glaukon “Para var, para var!” dedi, “Haydi Thrasymakhos, iş paradaysa konuş! Hepimiz payımıza düşeni Sokrates'e vereceğiz.”
“Tabii, tabii… Siz bunu, Sokrates âdetine bağlı kalsın, kendi cevap vermesin, ama biri cevap verince, ortaya atılan sözü eline alsın, çürütsün diye istiyorsunuz.”
“A dostum!” dedim, insan sana nasıl cevap versin? Bir kere bildiği bir şey yoksa bilmediğini de itiraf ediyorsa; sonra bir fikri varsa, değersiz olmayan bir adam da ona düşündüklerini söylemeyi yasaklıyorsa, nasıl cevap versin? Doğrusu söz sana düşer; çünkü sen bildiğini, söyleyecek sözlerin olduğunu iddia ediyorsun. Haydi buyur! Hatırım için cevap ver! Glaukon'un da, ötekilerin de öğrenmesini çok görme!”
Bu sözlerim üzerine Glaukon ve ötekiler razı olmasını dilediler. Zaten Thrasymakhos'un alkış toplamak için konuşmaya can attığı besbelliydi. Elinde çok güzel bir cevap bulunduğunu düşünüyor; sadece cevapları bana verdirmek için inat eder gibi tavırlar takınıyordu. Sonunda razı oldu ve “İşte Sokrates'in hüneri!” dedi, “Kendisi öğretmek istemez, ona buna gider, öğrenir, kimseye minnettarlık göstermez.”
«   01   02   03   04   05   06   07   08   09   10   11   12   13   14   15   16   17   18   19   20   ...    39   »