Ana Sayfa » Cumhuriyet Gazetesi Salı Kitapları » Fıçıdan Öyküler : 09


FIÇIDAN ÖYKÜLER

HANS THEODOR WOLDSEN STORM

DÜNYA KLASİKLERİ DİZİSİ: 42


“Doğrudan doğruya bahçeye girebilseydin bile, Yağmur Perisi'nin ancak temiz bir erden tarafından uyandırılabileceğini yine de bilemezdin!”
Andrees düşündüğünü söyledi: “Anlaşıldı, benim için hiçbir çare yok; bari yine hemen eve döneyim.”
Cücenin geniş ağzı hain bir sırıtışla gerildi. “İlk önce suyunu gerdele koymayacak mısın?” diye sordu; “güzel hayvanların susuzluktan nerdeyse ölecek.”
Delikanlı: “Dördüncü kez hakkınız var!” diye yanıtladıktan sonra kovalarıyla birlikte tepeyi döndü. Fakat suyu sıcak gerdele boşaltınca su cızırdayarak yükseldi, beyaz buhar bulutları halinde havaya dağıldı. Andrees: “Bu da iyi!” diye düşündü. “Koyunlarımı eve alırım; yarın da erkenden Maren'i Yağmur Perisi'ne götürürüm. Maren, Peri'yi uyandırır!”
Tepenin öbür yanındaysa cüce, taşlarından atlamıştı. Kırmızı külahını havaya fırlatıyor, kişner gibi kahkahalar atarak yamaçtan aşağıya yuvarlanıyordu. Sonra yine çöp gibi ince bacaklarının üstüne fırladı, çevrede delice dans etti; bu arada kurbağa sesiyle birbiri arkasına şöyle bağırıyordu; “Çocuk kafalı, kaba köylü beni kandırmayı düşünüyordu; oysa Trude'nin yalnızca kendi şarkısıyla uyandığını daha hâlâ bilmiyor. Şarkıyı da Ekkenekkepen'den başkası bilmez; Ekkenekkepen de benim!”
Kötü yürekli cüce şarkıyı öğleden önce ağzından kaçırdığını bilmiyordu.
***
Maren, pencereyi açıp başını serin havaya çıkardığı zaman bahçede, odasının önündeki ayçiçeklerinin üzerine güneşin ilk ışığı daha yeni vurmuştu. Bitişikteki oturma odasının yatak hücresinde uyuyan Wiesenbauer, pencerenin gürültüsünden uyanmış olmalıydı; çünkü biraz önce duvarın ötesinden işitilen horlaması birdenbire durmuştu. Uykulu bir sesle: “Ne yapıyorsun, Maren?” diye seslendi. “Bir şey mi istiyorsun?”
Genç kız, parmağını dudaklarına götürdü; babası, niyetini öğrense, onu evden bırakmazdı; bunu çok iyi biliyordu. Fakat çabucak kendini toparladı. “Uyuyamadım, baba” diye yanıt verdi; “herkesle birlikte çayıra gidip çalışmak istiyorum; bu sabah öyle hoş bir serinlik var ki…”
Köylü yine seslendi: “Buna gerek yok, Maren; benim kızım hizmetçi değildir”. Biraz sonra ekledi: “Ama eğlenirsen o başka! Ama fazla sıcak basmadan, vaktinde eve dön. Benim sıcak biramı da unutma!” Bunun üzerine, öteki yanına öyle bir dönüş döndü ki; yatağın tahtası çatırdadı; biraz sonra da genç kız, pek iyi tanıdığı ölçülü horlamayı yine duymaya başladı.
Oda kapısını dikkatle açtı. Sokak kapısından dışarıya çıkınca, uşağın her iki hizmetçi kızı yine uyandırdığını işitti. “Böyle yalan söylemek zorunda kalmam ne kötü” diye düşündü ve biraz içini çekti; “ama insan sevgilisi için ne yapmaz.”
Karşı yanda, Andrees pazar kılığıyla onu bekliyordu. “Yağmur Perisi'nin şarkısını anımsıyorsun ya?” diye karşıdan seslendi.
“Evet, Andrees! Sen de yolu unutmadın, değil mi?” Delikanlı, yalnızca başıyla işaret etti.
“Öyleyse gidelim!” Fakat o sırada Stine Anne de evden çıkarak gelmişti; oğlunun cebine bal şarabıyla dolu küçük bir şişe koydu. “Bu da büyük ninemden kalmadır” dedi; “ninem bunu her zaman çok gizli tutar, değerli görürdü. Bal şarabı size sıcakta iyi gelecektir!”
«   01   02   03   04   05   06   07   08   09   10   11   12   13   14   15   16   17   18   19   ...    44   »