Ana Sayfa » Cumhuriyet Gazetesi Salı Kitapları » Fıçıdan Öyküler : 17


FIÇIDAN ÖYKÜLER

HANS THEODOR WOLDSEN STORM

DÜNYA KLASİKLERİ DİZİSİ: 42


“Kimin olacak, canım. Senin dediğin gibi büyük ninenin!”
Maren: “O! Hayır, Bayan Trude” diye yanıtladı; bu anda kendisini güçlü dostundan hemen hemen biraz daha üstün duyumsuyordu. “Büyük nine çok yaşlandı!”
Güzel kadın: “Yaşlandı mı?” diye sordu. Bunu anlamamıştı; çünkü yaşlılığın ne olduğunu bilmiyordu.
Maren, bunu anlatmak için çok güçlük çekti. Sonunda dedi ki: “Bakın! İnsanın saçları kırlaşır, gözleri kırmızılaşır; kendisi çirkinleşir, neşesiz, can sıkıcı olur! İşte, gördünüz mü, Bayan Trude? Biz buna yaşlı deriz!”
Kadın yanıt verdi: “Doğru, şimdi anımsıyorum, insan kadınları arasında böyleleri de vardı; ama büyük nine bana gelsin; ben onu yine neşeli ve güzel yaparım.”
Maren, başını salladı. “Olmaz, Bayan Trude,” dedi; “büyük nine çoktan toprağın altında.”
Trude içini çekti: “Zavallı büyük nine!”
Bunun üzerine, her ikisi de sustular; hâlâ rahatça uzanmış bir halde yumuşak yosunların üstünde yatıyorlardı. Birdenbire Trude: “Aman çocuğum” diye bağırdı. “Gevezelik edelim derken yağmur yağdırmayı tümüyle unuttuk. Gözlerini bir aç da bak! Hep bulutların arasına gömülmüş, kalmışız; seni bile hiç göremiyorum!”
Maren, gözlerini açınca: “Eyvah, kedi gibi ıslanacağız!” diye bağırdı.
Trude gülüyordu. “Sen yalnızca biraz ellerini çırp; ama dikkat et, bulutları parçalama!”
Böylece her ikisi de usulca ellerini çırpmaya başladılar; hemen bir dalgalanma ve kıpırdama oldu; bulutlar birbirlerini sıkıştırarak pencerelere doğru gidiyor, birbiri arkasından dışarıya süzülüyorlardı. Kısa bir zaman sonra Maren, yine önünde kuyuyu, sarı ve mor süsen çiçekleriyle bezenmiş yeşil yeri fark etti. Gittikçe, pencere delikleri de açıldı; genç kız, uzaklarda, bahçenin ağaçları üzerinde bulutların bütün göğü kapladığını gördü. Yavaş yavaş güneş görünmez oluyordu. Birkaç saniye daha geçince, dışarıda çalılar ve ağaçların yaprakları arasında rüzgârın bir kasırga gibi estiği işitildi; sonra ara vermeyen güçlü uğultular oldu.
Maren, ellerini kavuşturmuş olduğu halde doğrularak oturdu. Yavaşca: “Bayan Trude yağmur yağıyor” dedi.
Kadın, güzel sarışın başını belli belirsiz eğerek yanıt verdi; düş görür gibi oturuyordu.
Ancak dışarıda birdenbire büyük bir çatırtı ve gürültüler oldu; Maren, korkuyla dışarıya bakınca, biraz önce aştığı ırmak yatağından çok daha büyük, beyaz bulutların ani ve aralı devinimlerle havaya yükseldiğini gördü. Tam o sırada, güzel Yağmur Perisi'nin kollarıyla sarıldığını duyumsadı; Peri, yanında duran genç insan çocuğuna titreyerek iyice sokuluyordu.
“Şimdi Ateş Adamı suyla söndürüyorlar, bak, dinle: kendisini nasıl savunuyor! Ama hiçbir şeyin ona yararı olmaz.”
Kısa bir süre, böyle birbirlerine sarılı durdular; sonra dışarısı yatıştı; artık yağmurun hafif şırıltısından başka bir şey işitilmez olmuştu. İkisi de ayağa kalktı; Trude kuyunun kapağını aşağıya indirerek kilitledi.
«   01   ...    07   08   09   10   11   12   13   14   15   16   17   18   19   20   21   22   23   24   25   26   27   ...    44   »