Ana Sayfa » Cumhuriyet Gazetesi Salı Kitapları » Fıçıdan Öyküler : 25


FIÇIDAN ÖYKÜLER

HANS THEODOR WOLDSEN STORM

DÜNYA KLASİKLERİ DİZİSİ: 42


Bu, annemizin sağlığındaki yumuşak sesiydi, Daniel; bu düşü üç gece arka arkaya gördüm.“
Bay Bulemann: “Bundan ne çıkar?” diye sordu.
“Kupayı bana geri ver, kardeşim! Noel yortusu yaklaştı; onu, hasta çocuğumun boş Noel tabağına koy!”
Kuru adam, sarı çiçekli geceliğinin içinde kıpırdamadan kadının önünde duruyor, onu keskin yuvarlak gözleriyle süzüyordu. “Para yanında mı?” diye sordu. “Düşlerle tutular kurtarılamaz.”
Kadın: “Ah, Daniel!” diye bağırdı; annemize inan! Çocuğum küçük kupadan içerse iyi olacak. Acı biraz; ne de olsa o da senin kanındandır!”
Ellerini adama doğru uzatmıştı; ama o, bir adım geri çekildi. “Benden uzak dur” dedi. Sonra kedilerine seslendi: “Graps, yaşlı hayvanım! Schnores, oğulcuğum!” Büyük sarı kedi bir sıçrayışta efendisinin koluna atlayıp renkli takkeyi pençeleriyle tırmaladı; kara kedi de miyavlayarak adamın dizlerine tırmanmaya çalışıyordu.
Hasta çocuk usulca yaklaşmıştı. Kadının giysisini çekiştirerek “Anne, kara çocuklarını satan hain dayı bu mu?” dedi.
Ama aynı anda Bay Bulemann da kedileri yere fırlatmış, bağıran çocuğun kolunu yakalamıştı. “İlençli dilenci piçi” diye bağırdı; “o budalaca öyküyü sen de mi söylüyorsun?”
Kadıncağız: “Kardeşim, kardeşim!” diye haykırdı. Ama çocuk çoktan aşağıdaki sahanlıkta yatıyordu. Annesi arkasından atılarak onu usulca kollarına aldı, sonra doğruldu, çocuğun kanayan başı göğsünde olduğu halde sıktığı yumruğunu, yukarda, tırabzanın önünde, mırıldanan kedilerinin arasında duran kardeşine doğru kaldırdı: “Alçak, kötü adam!” diye bağırdı. “Hayvanlarınla birlikte yok ol!”
Kardeşi: “İstediğin kadar ilen; ama hemen evden defol!” diye yanıtladı.
Sonra kadın, ağlayan çocukla birlikte karanlık merdivenlerden inerken, o da kedilerini çağırıp oda kapısını arkasından çarparak kapattı. Zenginlerin taş yürekliliği yüzünden yükselen ilençlerin, yoksulların ilenmelerinin tehlikeli olduğunu düşünmüyordu.
Birkaç gün sonra, Bayan Anken, her zaman olduğu gibi öğle yemeğiyle efendisinin odasına girdi. Ama bugün ince dudaklarını her zamankinden daha fazla kısıyor, küçük, zayıf gözleri de sevinçten parlıyordu. Çünkü o akşamki unutkanlığı yüzünden sineye çekmek zorunda kaldığı sert sözleri unutmamıştı; şimdi de bunların karşılığını efendisine faiziyle geri vereceğini düşünüyordu.
“Azize Magdalena'da çanların çalındığını işittiniz mi?” diye sordu.
Hesap cetvellerinin başında oturan Bay Bulemann kısaca: “Hayır!” dedi. Yaşlı kadın sorgusunu sürdürdü.
“Çanların niçin çalındığını biliyor musunuz?”
“Aptal geveze! Ben çanları dinlemem.”
“Ama bunlar sizin yeğeniniz içindi!”
«   01   ...    15   16   17   18   19   20   21   22   23   24   25   26   27   28   29   30   31   32   33   34   35   ...    44   »