Ana Sayfa » Cumhuriyet Gazetesi Salı Kitapları » Fıçıdan Öyküler : 33


FIÇIDAN ÖYKÜLER

HANS THEODOR WOLDSEN STORM

DÜNYA KLASİKLERİ DİZİSİ: 42


“Sayın kontes! Biliyorsunuz ki size karşı bir baba sevgisi besliyorum; onun için bana çekinmeden söyleyin: öğleyin kocanız uyurken o aşağılık ve dinsiz kadını ne diye odanıza aldınız?”
İyi yürekli kontes ürkmüştü; ama yaşlı adamın tatlı ve yumuşak yüzüne bakınca: “Büyük bir üzüntüm var, üstad Cyprianus” dedi; “bir gün bu üzüntüden kurtulup kurtulamayacağımı öğrenmek istiyordum.” Hekim: “Öyleyse bana yüreğinizi açın!” diye yanıtladı; “belki ben, saf insanları aldatmasını beceren ama gelecekten hiç de anlamayan o serserilerden daha iyi bir çare bulabilirim!”
Bu sözler üzerine kontes, yaşlı doktora derdini söyledi ve çocuğu olmaması yüzünden kocasının sevgisini bile yitireceğinden nasıl korktuğunu anlattı.
Bu arada, küçük bahçeyi çeviren duvar boyunca yürüyorlardı; Cyprianus, akşam güneşinin kırmızı ışığının vurduğu aşağıdaki ormanların ötelerine doğru bakıyordu. “Güneş batıyor” dedi: “Yarın yine doğduğunda, beni yurdumun yolunda görecek. Ama ben yaşamımı ve sağlığımı size borçluyum; onun için, güvenilir birisiyle ülkemden göndereceğim bir armağanın aşağı görülmemesini dilerim.”
Üzülen kadın: “Gerçekten gitmek zorunda mısınız?” diye bağırdı. “Demek ki, bana en çok avuntu veren insan beni bırakacak!”
“Bundan yakınmayın, kontes! Sözünü ettiğim armağan, bir speculum, yani bir aynadır; bu ayna, yıldızların olağanüstü bir karşılaşmasında ve yılın en çok şifa getiren bir zamanında yapılmıştır. Onu odanıza koyup kullanırsanız, size kısa bir zamanda o aldatıcı dinsizlerden daha iyi bir müjde verebilir.” Yaşlı adam, gizemli bir biçimde gülümseyerek ekledi: “Ülkemde, benim, doğanın sırları hakkında bilgisiz olmadığımı söylerler.” Burada dadı öyküsünü kesmişti. “Bilirsiniz ki, sayın kontes, Cyprianus sonradan bütün Kuzey'de güçlü bir sihirbaz diye ün kazanmıştır. Onun yazdığı kitapları, ölümünden sonra bir şatonun mahzeninde zincire vurdular; çünkü bunların içinde ruhun kurtuluşunu tehlikeye sokan kötü yazılar olduğunu sanıyorlardı. Ama bu işi yapanlar yanılmıştı ya da kendi yürekleri temiz değildi; çünkü Cyprianus'un bu evde bulunduğu sırada sık sık söylediği gibi doğa güçleri, doğru ve işbilir ellerde hiçbir zaman kötü değildir.”
Ama ben öykümü sürdüreyim. Üstadın, karı kocayı avutan bir söz vererek şatodan ayrılmasından birkaç ay sonra, bir gün üzerinde büyük bir tahta sandık bulunan küçük bir araba avluda durdu; öğleden sonra vakit geçirmek için pencereden bakan kontla kontes merak edip aşağıya indiklerinde, arabacı kendilerine Cyprianus'un parşömene yazılmış bir mektubunu verdi. Sandıkta da, ayrılırken söz verdiği armağan vardı. Mektupta şunlar yazılıydı:
“Bu ayna, bana ne kadar kutsal çalışma saatlerine mal olduysa, sizin yaşamınıza da o kadar çok mutluluk günleri katsın! Ama unutmayın ki, her şeyde sonuç hep, gizine akıl erdirilemeyen Tanrı'nın elindedir. Yalnızca bir şeyden sakınmak gerekir. Kötü bir davranışın hayali hiçbir zaman bu aynaya yansıtılmamalıdır; yoksa, ayna yapılırken etki etmiş olan mutluluk verici güçler, yıkım doğuran güçlere çevrilir, bu değişiklik, özellikle, umarım yakında çevrenizi saracak olan çocuklara ölüm tehlikesi getirir; ancak, kötülük edenin kendi kanıyla ödeyeceği bir kefaret aynanın iyilik veren gücünü geri verebilir. Ama evinizin iyiliği o kadar büyüktür ki, böyle bir şeyin olmasına olanak yoktur; onun için minnettar bir dostun elinden bu armağanı umut ve güvenle kabul ediniz.”
Kontla kontes, doktorun istediği gibi, armağanını umut ve güvenle kabul ettiler. Sandık hole götürülüp açılınca ilk önce büyük bir ustalıkla bronzdan yapılmış bir ayaklık göründü. Sonra aynayı çıkarttılar; bu, olağanüstü mavimsi bir parlaklığı olan yüksek, dar bir aynaydı. Aynaya bir göz atan kontes, kocasına:
«   01   ...    23   24   25   26   27   28   29   30   31   32   33   34   35   36   37   38   39   40   41   42   43   44   »