Ana Sayfa » Cumhuriyet Gazetesi Salı Kitapları » Fıçıdan Öyküler : 43


FIÇIDAN ÖYKÜLER

HANS THEODOR WOLDSEN STORM

DÜNYA KLASİKLERİ DİZİSİ: 42


Kadın hemen hemen bir çığlık kopardı. “Karayazılı çocuk, demek Cyprianus'un aynasına baktın! Ama o ayna kilisenin kutsal eşya deposunda olacak; depo da duvarla örülüdür!” Bir saniye düşündükten sonra genç kıza: “Bana Vinzenz'i çağır, Ursel!” dedi.
Seyis Vinzenz gelmişti. Yaşlı kadın: “Son zamanlarda kilisede yapılan inşaata hiç gittin mi?” diye sordu.
“Her gün oradayım.”
“Kutsal eşya deposu da açıldı mı?”
“Bunu on dört gün önce yaptılar.”
“Orada bir ayna gördün mü?”
Seyis düşündü, “Doğru; orada, köşede bir ayna duruyor; çerçevesi çelikten gibi; ama pastan yenmiş.”
Yaşlı kadın ona büyük bir kilim verdi. “Aynayı bununla iyice ört!” dedi; “Sonra onu buraya taşıt. Fakat yavaş hareket et de çocuk uyanmasın.”
Vinzenz gitmişti; biraz sonra bir işçiyle birlikte taşıdığı, kilimle örtülü, yüksek bir şeyi odaya getirdi.
Dadı: “Ayna bu mu?” diye sordu; seyis onaylayınca kadın sözünü sürdürdü. “Bunu yatağın ayak ucuna o biçimde koy ki, kilim kaldırılır kaldırılmaz küçük Kuno içine bakabilsin.”
Ayna yerleştirilip adamlar uzaklaştıktan sonra yaşlı kadın, yeniden yatağın yanına oturdu. Kendi kendine; “Bir mucize olmalı!” diyordu. Sonra taşlaşmış bir yontu gibi gözlerini kapayarak durdu; ama içinde, dışarıdan görülemez bir biçimde korkuyla umut çarpışmaktaydı. Kontesin dönmesini sabırsızlıkla bekliyordu; kadıncağızın uykusunu tümüyle alması için acaba daha ne kadar bekleyecekti?
Bu sırada kapı açıldı; kontes içeriye girdi. “Uyuyamadım, dadı” dedi; “beni bağışla! O kadar sadık ve iyisin ki… Benden de anlayışlısın; bununla birlikte bana, çocuğun yatağını bırakmamam gerekiyormuş gibi geliyor.”
Yaşlı kadın buna bir yanıt vermedi. “Bana bir kez daha söyleyin, kontes” dedi; yüreği o kadar güçlü çarpıyordu ki sözleri ağzından ancak çıkartabiliyordu: “O kötü kadının büyük nineniz olduğundan iyice emin misiniz?”
“İyice eminim. Fakat niçin soruyorsun, dadı?”
Yaşlı kadın ayağa kalktı; eliyle kilimi sıkıca tutarak aynadan çekti.
Kontes haykırıyordu. “Çocuğum, çocuğum! Bu, Cyprianus'un aynası!” Ama aynanın hafif pırıltısına bir göz atınca içinde küçük Kuno'nun gözleri açık olduğu halde yastığında yattığını gördü; çocuk gülümsüyordu; sağlığın verdiği bir kırmızılık onun yanaklarını hafif bir buğu gibi kapladı. Kadın döndü; Kuno, şimdiden doğrulmuş, taptaze ve sağlıklı bir halde oturuyordu.
Pürüzsüz, çınlayan bir sesle: “Çocuklar, çocuklar!” diye bağırarak kollarını aynaya uzattı.
Kontes: “Çocuklar nerede?” diye sordu.
Yaşlı kadın bağırıyordu: “Orada, orada! Bir kez bakın! Gülümsüyorlar, başlarıyla işaret ediyorlar! Ah, kanatları da var; bunlar iki melek!”
«   01   ...    33   34   35   36   37   38   39   40   41   42   43   44   »