´╗┐ Ana Sayfa ┬╗ Yolculamak ┬╗ Knulp : 32


KNULP

HERMANN HESSE

D├ťNYA KLAS─░KLER─░ D─░Z─░S─░: 71


Knulp k─▒s k─▒s g├╝ld├╝. ÔÇťSenin de g├Âz├╝nden hi├žbir ┼čey ka├žmaz! Yaz─▒k ki k├Ây bek├žisi olmam─▒┼čs─▒n. S├Âz├╝n k─▒sas─▒, yar─▒n sayr─▒lar evine yataca─č─▒m. Machold beni oraya yolluyor. Oraya sa├ž sakal birbirine kar─▒┼čm─▒┼č gidemeyece─čimi anlars─▒n. Hadi usturay─▒ ver. Yar─▒m saate kadar getiririm.ÔÇŁ
ÔÇťDemek ├Âyle? Peki, al─▒p da nereye gideceksin?ÔÇŁ
ÔÇťDoktor'un evine, de─čil mi?ÔÇŁ Demirciye bu pek inan─▒l─▒r gibi g├Âz├╝kmemi┼čti. Bir t├╝rl├╝ g├╝venemiyordu.
ÔÇťVermesine veririm ama biliyor musun, ├Âyle pek s─▒radan bir ustura de─čil, halis bir Solingen usturas─▒. Yeniden elime gelmesini isterim.ÔÇŁ
ÔÇťHi├ž merak etme.ÔÇŁ
ÔÇťYok, elbet. ├ťst├╝nde pek g├╝zel bir ceket var ahbap. T─▒ra┼č olmak i├žin buna gereksinmen yok. Bak ne diyece─čim: Onu ├ž─▒kar da ┼čurada b─▒rak, usturay─▒ al─▒p gelince ceketi de al─▒rs─▒n.ÔÇŁ
Knulp y├╝z├╝n├╝ buru┼čturdu.
ÔÇťEh, olur. Pek de kibar de─čilsin usta, ama istedi─čin gibi olsun.ÔÇŁ
Demirci gidip usturay─▒ getirdi. Knulp rehin olarak ceketi verdi. Ama demircinin isli elleriyle ona dokunmas─▒na dayanamad─▒. Yar─▒m saat sonra d├Ând├╝, Solingen usturas─▒n─▒ geri verdi. ├çenesindeki karmakar─▒┼č─▒k sakal─▒ kaybolmu┼čtu. ┼×imdi bamba┼čka g├Âz├╝k├╝yordu. Demirci de be─čenerek ÔÇťKula─č─▒n─▒n arkas─▒nda bir ├živicik eksik, o da olsa art─▒k gerde─če girebilirsinÔÇŁ dedi.
Ama Knulp'un can─▒ ┼čakala┼čmak istemiyordu. Ceketini yine giydi. K─▒saca te┼čekk├╝r edip ayr─▒ld─▒.
D├Ânerken evin ├Ân├╝nde Doktor'la kar┼č─▒la┼čt─▒. Doktor ona ┼ča┼č─▒rarak bakt─▒.
ÔÇťNerelerde dola┼č─▒yorsun? Hem bu durumun ne? Ah, t─▒ra┼č olmu┼čsun! Yahu sen ne ├žocuk kafal─▒ ┼čeysin!ÔÇŁ
Ama ho┼čuna gitmi┼čti. Knulp da o ak┼čam bir k─▒rm─▒z─▒ ┼čarap daha i├žti. ─░ki okul arkada┼č─▒ ayr─▒l─▒┼člar─▒n─▒ kutlad─▒lar. ─░kisi de ellerinden geldi─či kadar tasas─▒z g├Âr├╝nmeye ├žal─▒┼č─▒yordu. Hi├žbiri i├žindeki ├╝z├╝nt├╝y├╝ ├Âb├╝r├╝ne sezdirmek istemiyordu.
Sabah erkenden muhtar─▒n u┼ča─č─▒ arabayla kap─▒n─▒n ├Ân├╝nde durdu. Arabada, parmakl─▒kl─▒ bir b├Âlmenin i├žinde iki dana duruyor, titrek dizleriyle sabah─▒n ayaz─▒nda dalg─▒n dalg─▒n ├ževreye bak─▒n─▒yorlard─▒.
├çay─▒rlara ilk k─▒ra─č─▒ d├╝┼čm├╝┼čt├╝. Knulp u┼ča─č─▒n yan─▒na, arabac─▒n─▒n oturdu─ču yere oturtuldu, dizlerinin ├╝st├╝ne de bir battaniye verildi. Doktor, Knulp'un elini s─▒kt─▒, u┼ča─ča da yar─▒m mark verdi. Araba ormana do─čru y├Âneldi. U┼čak piposunu yakm─▒┼čt─▒. Knulp da uykulu g├Âzleriyle sabah serinli─činin a├ž─▒k mavisine bak─▒yordu.
Biraz sonra g├╝ne┼č ├ž─▒kt─▒, ├Â─člen de ortal─▒k adamak─▒ll─▒ ─▒s─▒nd─▒. Arabac─▒ yerinde ikisi de birbiriyle g├╝zel g├╝zel konu┼čuyordu.
Gerbersau'ya geldiklerinde, u┼čak arabas─▒ ve danalar─▒yla yolu dolan─▒p sayr─▒lar evinin ├Ân├╝nden ge├žmek i├žin ├╝steledi; ama Knulp arabac─▒y─▒ bundan ├žabucak vazge├žirdi. Kasabaya girerken birbirlerinden arkada┼č├ža ayr─▒ld─▒lar. Knulp orada durup araba s─▒─č─▒r pazar─▒n─▒n oradaki ak├žaa─ča├žlar─▒n aras─▒nda g├Âzden yitinceye kadar arkas─▒ndan bakt─▒.
Sonra g├╝l├╝msedi ve bah├želer aras─▒ndaki yaln─▒zca oral─▒lar─▒n bildi─či bir ├žit yoluna sapt─▒. Art─▒k yine ├Âzg├╝rd├╝! Sayr─▒lar evinde de onu bekleyedursunlard─▒.
Yurduna d├Ânm├╝┼č olan Knulp bir kez daha yurdunun ─▒┼č─▒─č─▒n─▒, havas─▒n─▒, g├╝r├╝lt├╝lerini, kokular─▒n─▒, yurdunda olman─▒n b├╝t├╝n heyecan verici ve doyurucu yak─▒nl─▒─č─▒n─▒ tad─▒yordu. S─▒─č─▒r pazar─▒ndaki kasabal─▒lar─▒n ve k├Âyl├╝lerin kayna┼čmas─▒, koyu kestane a─ča├žlar─▒n─▒n g├╝ne┼čli g├Âlgeleri, koyu renkli son g├╝z kelebeklerinin surlardaki ya┼čl─▒ u├žu┼člar─▒, d├Ârt g├Âzl├╝ pazar ├že┼čmesinin sesi, ┼čarap├ž─▒n─▒n kubbeli mahzen kap─▒s─▒ndan y├╝kselen tahta ├žeki├ž g├╝r├╝lt├╝leri ve ┼čarap kokusu, ├žok iyi bildi─či sokak adlar─▒; b├╝t├╝n bunlar─▒n her birine karmakar─▒┼č─▒k bir an─▒lar y─▒─č─▒n─▒ s─▒k─▒ s─▒k─▒ya ba─čl─▒yd─▒. Bu yurtsuz insan, yurdunda olman─▒n, tan─▒man─▒n, bilmenin, an─▒msaman─▒n, her k├Â┼če ba┼č─▒yla, her k├Â┼če ta┼č─▒yla arkada┼č olman─▒n ├žok y├Ânl├╝ b├╝y├╝s├╝n├╝ b├╝t├╝n duyular─▒yla adeta s├Âm├╝r├╝yordu. B├╝t├╝n ├Â─čleden sonra hi├ž yorulmadan yollar─▒, sokaklar─▒ ba┼č─▒bo┼č gezip dola┼čt─▒. Irmak k─▒y─▒s─▒ndaki bileyiciye kulak verdi; tornac─▒ya i┼čli─činin penceresinden bakt─▒; yeni yaz─▒lm─▒┼č tabelalarda ├žok iyi tan─▒d─▒─č─▒ eski ailelerin adlar─▒n─▒ okudu; elini pazar yerindeki ├že┼čmenin ta┼č yala─č─▒na dald─▒rd─▒. Ama susuzlu─čunu ancak a┼ča─č─▒daki, yine ├Âyle, o ge├žip gitmi┼č y─▒llardan ├Ânceki gibi gizemli, ├žok eski bir evin giri┼č kat─▒ndan f─▒┼čk─▒ran ve ├ž─▒kt─▒─č─▒ mahzenin garip, duru alacakaranl─▒─č─▒ i├žinde, iri ta┼člar aras─▒nda ├ža─člayan k├╝├ž├╝k Ke┼či┼č ├çe┼čmesi'nde giderdi. Irma─č─▒n k─▒y─▒s─▒nda uzun uzun durdu.
«   01   ...    22   23   24   25   26   27   28   29   30   31   32   33   34   35   36   37   »   


´╗┐