´╗┐ Ana Sayfa ┬╗ Cumhuriyet Gazetesi Sal─▒ Kitaplar─▒ ┬╗ Marie Grubbe - II : 14


MARIE GRUBBE - II

JENS PETER JACOBSEN

D├ťNYA KLAS─░KLER─░ D─░Z─░S─░: 95


Bu nedenle Ulrik Frederik 1662 Haziran─▒nda Amsterdam'a var─▒nca orada ├Â─črenim g├Ârmekte olan ve Burrhi'yi tan─▒yan Ole Borch arac─▒l─▒─č─▒yla simyac─▒y─▒ g├Ârmeye gitti. Bu ki┼či, o s─▒ralarda elli ya┼člar─▒ndayd─▒. Boyu ortadan a┼ča─č─▒, ┼či┼čmanlamaya bir hayli e─čilimli, davran─▒┼člar─▒ canl─▒, rengi biraz sar─▒, sa├žlar─▒ kara, ince b─▒y─▒kl─▒, dolgun yanakl─▒, ├ženesi yuvarlak, burnu biraz kaba ve kemerli, g├Âzlerinin ucundan yelpaze bi├žiminde ba┼člayarak y├╝z├╝ne hem hileci hem iyi y├╝rekli bir anlam veren irili ufakl─▒ say─▒s─▒z k─▒r─▒┼č─▒klarla ├ževrelenmi┼č olan ufac─▒k g├Âzleri p─▒r─▒l p─▒r─▒l bir adamd─▒. Geni┼č yakal─▒, g├╝m├╝┼č d├╝─čmeleri ├ži├žeklerle i┼členmi┼č kadife bir ceket giymi┼čti. Pantolonu siyah, ├žoraplar─▒ siyah ipekten, iskarpinlerinde siyah iri fiyonklar vard─▒. Dantellerden ├žok ho┼čland─▒─č─▒ anla┼č─▒l─▒yordu. ├ç├╝nk├╝ giysisinin g├Â─čs├╝nden, boyun atk─▒s─▒n─▒n u├žlar─▒ndan, yenlerinden ve pantolonunun z─▒rhlar─▒ndan kat kat zengin danteller sark─▒yordu. Elleri beyaz, tombul ├žukurlarla dolu ve k├╝├ž├╝kt├╝. Parmaklar─▒nda o denli ├žok ve dikkati ├žekecek kadar kaba alt─▒n y├╝z├╝k vard─▒ ki, avu├žlar─▒n─▒ yummas─▒na olanak vermiyordu. Hatta ba┼čparmaklar─▒na bile iri, ├╝st├╝nde m├╝cevherler parlayan y├╝z├╝kler takm─▒┼čt─▒. Yaz ortalar─▒nda olmalar─▒na kar┼č─▒n, oturur oturmaz ellerini b├╝y├╝k bir k├╝rk man┼čon i├žine soktu; ├ž├╝nk├╝ kendisinin de s├Âyledi─či gibi, elleri hep ├╝┼č├╝rd├╝.
Ulrik Frederik'i ald─▒─č─▒ oda tavan─▒ kubbeli, pencereleri y├╝ksek, gotik kemerli, geni┼č ve b├╝y├╝kt├╝. Ortada b├╝y├╝k, yuvarlak ve ├ževresine tahta sandalyeler dizilmi┼č bir masa duruyordu. Sandalyelerin oturma yerlerine k─▒rm─▒z─▒ ipekten yap─▒lm─▒┼č, her d├Ârt k├Â┼česinden uzun a─č─▒r p├╝sk├╝ller sarkan yumu┼čak minderler konmu┼čtu. Masan─▒n ├╝zerinde, ├╝st├╝ne savatla on iki bur├ž, gezegenler ve en ├Ânemli y─▒ld─▒zlar─▒n resimleri i┼členmi┼č g├╝m├╝┼č bir tabak duruyordu. Tavan─▒n ortas─▒ndaki g├╝l bi├žimli s├╝slemeden a┼ča─č─▒ya do─čru ipe dizilmi┼č bir├žok deve ku┼ču yumurtas─▒ sark─▒yordu. D├Â┼čeme, k─▒rm─▒z─▒ ve k├╝l rengi d├Ârtgenler bi├žiminde boyanm─▒┼č, kap─▒ e┼či─činin tahtalar─▒na ├╝├žgen bi├žiminde eski at nallar─▒ yerle┼čtirilmi┼čti. Pencerelerden birinin alt─▒nda b├╝y├╝k bir mercan a─čac─▒, ba┼čka birinin alt─▒nda da koyu renkte, oymal─▒, pirin├ž kakmal─▒ tahtadan yap─▒lm─▒┼č bir dolap duruyordu. Bir k├Â┼čede, do─čal b├╝y├╝kl├╝─č├╝nde, bir zenciyi betimleyen, balmumundan yap─▒lm─▒┼č bir bebek vard─▒. Duvar boyunca ham ├žinko ve bak─▒r k├╝l├želeri s─▒ralanm─▒┼čt─▒. Zenci, elinde kurumu┼č bir hurma dal─▒ tutuyordu.
Yerlerine oturup birka├ž nezaket s├Âz├╝ s├Âyledikten sonra Ulrik Frederik, Burrhi'ye Frans─▒zca olarak -├ž├╝nk├╝ Frans─▒zca konu┼čuyorlard─▒- kendisinin deneyim ve bilgeli─činden Danimarka'daki ara┼čt─▒rmac─▒lar─▒n da yararlan─▒p yararlanamayaca─č─▒n─▒ sordu.
Burrhi ba┼č─▒n─▒ sallad─▒.
ÔÇťGizli bilimin Danimarka'da etkili ve kibar kimselerin g├Âz├╝nde sayg─▒ g├Ârd├╝─č├╝n├╝ biliyorumÔÇŁ dedi, ÔÇťAma bundan ├Ânce bir├žok prense, ruhban s─▒n─▒f─▒n─▒n ileri gelenlerine ders verdi─čim halde umdu─čum ├Âd├╝l├╝ g├Ârecek yerde ├žok kez de─čerbilmezlik ve anlay─▒┼čs─▒zl─▒kla kar┼č─▒la┼čt─▒m. ├ľyle garip ve sab─▒rs─▒z kimseler tan─▒d─▒m ki, bundan b├Âyle y├╝ksek tabakadan ├Â─črencilere hocal─▒k yapmak benim i├žin g├╝├žt├╝r. Majesteleri Danimarka Kral─▒n─▒n hangi y├Ântemlerle ├žal─▒┼čt─▒─č─▒n─▒ bilmiyorum, onun i├žin bu s├Âzlerimle onu kastetmiyorum. Ancak aram─▒zda kals─▒n, ben imparatorlu─čun en y├╝ksek tabakalar─▒ndan ├Âyle beylere, ruhban s─▒n─▒f─▒ndan ├Âyle prens ve kral o─čullar─▒na rastlad─▒m ve bunlar historia naturalis ve materia magica konular─▒nda o denli anlay─▒┼čs─▒zd─▒ ki, pazar yerlerindeki en s─▒radan sat─▒c─▒lar─▒n bile bunlar kadar bo┼č inan├žlara d├╝┼čk├╝n olamayaca─č─▒ konusunda size g├╝vence veririm. Hatta bunlar herkesin a─čz─▒ndaki s─▒radan k├Âyl├╝ dedikodular─▒na bile inanarak simya bilimini basit bir ila├ž ya da uyku ilac─▒ haz─▒rlamak gibi bir ┼čey san─▒yor, eczalar eldeki bir re├žeteye g├Âre kar─▒┼čt─▒r─▒l─▒p ate┼če konduktan sonra bir form├╝l okunursa hemen alt─▒n elde edilebilece─čine inan─▒yorlard─▒. B├Âyle ┼čeyleri bilgisizler ve e┼čekler ortal─▒─ča yay─▒yor. ┼×eytan als─▒n hepsini! Aptallar, i┼čin bu kadar basit olmad─▒─č─▒n─▒ anlam─▒yorlar. ├ľyle olsayd─▒, d├╝nya alt─▒na bo─čulurdu. Ger├ži baz─▒ de─čerli yazarlar, ku┼čkusuz hakl─▒ olarak do─čada oldu─ču gibi maddenin belirli bir b├Âl├╝m├╝n├╝n alt─▒n olarak ├╝retilebilece─čini ileri s├╝rmektedir. Ama b├Âyle bile olsa, d├╝nyan─▒n yine alt─▒nla dolmas─▒ gerekirdi. Hay─▒r, bilimsel simya dedi─čimiz sanat, g├╝├ž ve ├žok harcama gerektiren bir sanatt─▒r. Ve ger├žekten alt─▒n elde edebilmek i├žin insan─▒n do─ču┼čtan h├╝nerli olmas─▒, baz─▒ ├Âzel d├╝zen ve kar─▒┼č─▒mlar─▒n var olmas─▒ gerekir. Madde her y─▒l ayn─▒ bi├žimde alt─▒n vermez. Hay─▒r, hay─▒r! Bunun basit bir destillatio ve sublimatio'dan ibaret olmad─▒─č─▒n─▒, yap─▒lacak i┼čin, tersine, maddenin do─čas─▒n─▒ de─či┼čtirmek demek oldu─čunu d├╝┼č├╝nmemiz gerekir. Evet, o saf, parlak, p─▒r─▒l p─▒r─▒l alt─▒n par├žalar─▒n─▒n her b├Âl├╝m├╝n├╝ materia vilis'in binlerce y─▒ld─▒r s├╝ren kucaklamalar─▒ndan her kurtar─▒┼čta do─čay─▒ y├Âneten ruhlar─▒n bulundu─ču g├Âkseli kubbeler sars─▒l─▒p titrer. Bunu size g├╝venle s├Âyleyebilirim.ÔÇŁ
«   01   ...    04   05   06   07   08   09   10   11   12   13   14   15   16   17   18   19   20   21   22   23   24   ...    39   »   


´╗┐