´╗┐ Ana Sayfa ┬╗ Cumhuriyet Gazetesi Sal─▒ Kitaplar─▒ ┬╗ Marie Grubbe - II : 27


MARIE GRUBBE - II

JENS PETER JACOBSEN

D├ťNYA KLAS─░KLER─░ D─░Z─░S─░: 95


Geldikten birka├ž g├╝n sonra bir ├Â─čle sonu ge├ž vakit ormandaki bir tepenin ├╝st├╝nde birlikte oturuyorlard─▒. Tepeden k├Ây g├Âr├╝n├╝yor, daha ileride g├╝ne┼čin k─▒z─▒ll─▒─č─▒yla yanan d├╝z k─▒rlar, ta uzaklara kadar uzan─▒yordu.
Ba┼člar─▒ ├╝st├╝nden a─č─▒r a─č─▒r ge├žip giden ya─čmur bulutlar─▒ g├Âky├╝z├╝nde topla┼čmakta, topraktan solmu┼č, ayr─▒ kurumu┼č otlar ya┼čam sular─▒ bittikten sonra soluk alam─▒yormu┼č gibi ac─▒, p├Ârs├╝k bir koku y├╝kselmekteydi.
A┼ča─č─▒da, yol kav┼ča─č─▒ndaki de─čirmeni ancak k─▒m─▒ldatabilecek kadar hafif esen r├╝zg├ór─▒n solu─ču a─ča├ž tepelerinde gaml─▒ f─▒s─▒lt─▒lar ├ž─▒kar─▒yor, sanki orman ├ž─▒kard─▒─č─▒ bu seslerle tutu┼čan g├╝ne┼čten ve yaz yang─▒n─▒ndan yak─▒n─▒yorduÔÇŽ Sararm─▒┼č, kurumu┼č olan ├žay─▒rlar da yak─▒nmalar─▒n─▒ ac─▒ma duygusu uyand─▒rmak i├žin yaralar─▒n─▒ a├žan dilenciler gibi g├Âky├╝z├╝n├╝n bak─▒┼člar─▒ ├Ân├╝ne ├ž─▒r─▒l├ž─▒plak seriyorlard─▒.
Bulutlar gittik├že s─▒k─▒┼č─▒yor, topla┼č─▒yor, tek tek, iri ya─čmur damlalar─▒, ans─▒z─▒n yapraklar ya da saplar ├╝st├╝ne d├Âk├╝l├╝yor, sonra bir an i├žin yana kay─▒yor, titriyor ve ortal─▒─č─▒ birdenbire yeniden sessizlik kapl─▒yordu. K─▒rlang─▒├žlar al├žaktan, adeta yere s├╝r├╝nerek u├žuyor, ak┼čam─▒n mavimsi sisleri, yak─▒ndaki k├Ây├╝n kara saz damlalar─▒n─▒ t├╝llere sar─▒yordu.
Yol boyunca a─č─▒r aksak bir araban─▒n ilerledi─či g├Âr├╝l├╝yor, tepenin eteklerindeki ├žepe├ževre dar ke├ži yollar─▒ndan kesik kesik g├╝l├╝┼čmeler, ne┼čeli konu┼čmalar, ipek ve yelpaze h─▒┼č─▒rt─▒lar─▒, k├╝├ž├╝k fino k├Âpeklerinin havlay─▒┼člar─▒ ve kuru dallar─▒n ├ž─▒kard─▒─č─▒ ├žat─▒rt─▒lar duyuluyordu.
Orada bulunanlar ikindi gezintisine ├ž─▒kan sarayl─▒lard─▒.
Marie ile Sti H├Âg onlardan ayr─▒lm─▒┼č, tepeye ├ž─▒km─▒┼člard─▒. ┼×imdi, dik yoku┼ču t─▒rmanmaktan soluklar─▒ kesilmi┼č, sessizce uzaklara bak─▒yorlard─▒.
Sti H├Âg bu s─▒ralarda otuzunu biraz ge├žmi┼čti. Uzun boylu, zay─▒f bir adamd─▒. Sa├žlar─▒ k─▒rm─▒z─▒yd─▒; uzun bir y├╝z├╝ vard─▒. Rengi soluk, y├╝z├╝ ├žilliydi. ─░nce, a├ž─▒k sar─▒ ka┼člar─▒, parlak a├ž─▒k gri g├Âzlerinin ├╝st├╝nde kemerleniyordu. G├Âzkapaklar─▒n─▒n b├╝t├╝n├╝yle pembe olan rengi ve g├Âzlerini a─č─▒r a─č─▒r k─▒rpmas─▒ ya da belki de ba┼čkalar─▒na oranla daha uzunca s├╝re kapal─▒ tutmas─▒ y├╝z├╝nden g├Âzlerinin yorgun ve ─▒┼č─▒ktan ├╝rken bir hali vard─▒. Aln─▒ y├╝ksekti, ka┼člar─▒na do─čru fazlaca yuvarlak ve ayd─▒nl─▒kt─▒. Burnu dar, hafif kemerli, biraz uzuncayd─▒; ├ženesi hem fazla uzun, hem de fazla sivriydi. A─čz─▒ysa son derece g├╝zeldi. Dudaklar─▒n─▒n rengi ├žok taze, ├žizgileri olduk├ža duru, di┼čleri k├╝├ž├╝k ve beyazd─▒. Ama a─čz─▒na o ola─čan├╝st├╝ ├Âzelli─či veren bu de─čildi. As─▒l neden, garip bir bi├žimde h├╝z├╝nl├╝ ve ac─▒mas─▒z olan g├╝l├╝msemesiydi. Kimi ├žok ┼čehvetli insanlarda g├Âr├╝len bu g├╝l├╝mseyi┼čte, susuzluk i├žindeki isteklerle ba┼čkalar─▒n─▒ a┼ča─č─▒ g├Âren bir yorgunluk hali bir arada bulunuyordu. Bu g├╝l├╝mseme tatl─▒ ezgiler gibi duygulu ve sevdal─▒ oldu─ču kadar, doyumdan gelen ve y─▒rt─▒c─▒ hayvanlar─▒n di┼člerini, korkudan titreyen avlar─▒na takt─▒klar─▒ zaman bo─čazlar─▒ndan ├ž─▒kard─▒klar─▒ bo─čuk homurdan─▒┼člara benzeyen korkun├ž ve kana susam─▒┼č bir anlam ta┼č─▒yordu.
O zamanlar b├Âyle g├Âr├╝n├╝yordu.
ÔÇťMadamÔÇŁ diyordu, ÔÇťSiz ─░talya'da, orada bir├žok yerde bulunan manast─▒rlardan birine s─▒─č─▒narak iyi ve g├╝venli bir ya┼čam s├╝rmeyi hi├ž d├╝┼č├╝nmediniz mi?ÔÇŁ
ÔÇťHay─▒r! Tanr─▒ korusun! Ben bu gibi Katolik├že d├╝┼č├╝ncelere nas─▒l kap─▒labilirim?ÔÇŁ
ÔÇťDemek ki ├žok mutlusunuz, say─▒n akrabam? ├ľyleyse i├žti─činiz ya┼čam i├žkisi de taze, temiz. Bu i├žkinin dilinizin ucunda b─▒rakt─▒─č─▒ lezzet de tatl─▒ demek? Kan─▒n─▒z─▒ ─▒s─▒t─▒yor, d├╝┼č├╝ncelerinize kanat veriyor. Ama m├╝mk├╝n m├╝ bu? Bu i├žki uzun zaman durdu─ču i├žin bozulmas─▒n, ac─▒mas─▒n, ├Âyle mi? ─░├žinde v─▒y─▒lday─▒p kayna┼čan kurtlardan, y─▒lanlardan hi├ž bulanmam─▒┼č olsun? ├ľyleyse ben sizin g├Âr├╝n├╝┼č├╝n├╝ze aldanm─▒┼č─▒m.ÔÇŁ
Marie, ÔÇťEvet, siz bu s├Âzlerinizle, bir ┼čeyler itiraf ettirmek i├žin beni kand─▒rmak istiyorsunuzÔÇŁ diyerek Sti H├Âg'├╝n do─črudan do─čruya y├╝z├╝ne bakt─▒ ve g├╝ld├╝.
Sti H├Âg g├╝l├╝ms├╝yordu. Marie'yi ├žimenlerin ├╝st├╝ndeki bir s─▒raya g├Ât├╝rd├╝. Oturdular.
Marie'yi dikkatle s├╝z├╝yordu. Sonra duraksayarak ve g├Âr├╝n├╝┼čte ┼ča┼č─▒rm─▒┼č, susmak m─▒ yoksa konu┼čmak m─▒ gerekti─čini kestiremeyen bir tav─▒rla a─č─▒r a─č─▒r konu┼čmaya ba┼člad─▒:
ÔÇťBiliyor musunuz, MadamÔÇŁ diyordu, ÔÇťya┼čad─▒─č─▒m─▒z bu d├╝nyada karaduygulular toplulu─ču ad─▒ verilen gizli bir topluluk vard─▒r, bunu biliyor musunuz? Bunun ├╝yeleri do─ču┼člar─▒, yarad─▒l─▒┼člar─▒n─▒n ├Âzelli─či bak─▒m─▒ndan ├Âteki insanlardan farkl─▒d─▒r. Y├╝rekleri daha b├╝y├╝kt├╝r, kanlar─▒ daha h─▒zl─▒ akar. Hep daha fazlas─▒na, daha ├žo─čuna ├Âzlem, istek duyarlar. ─░stekleri s─▒radan insan kalabal─▒klar─▒nda oldu─čundan daha g├╝├žl├╝, ├Âzlemleri daha yaban─▒l, daha ate┼člidir. Bunlar pazar g├╝n├╝ do─čan ├žocuklar gibi ├ževiktirler, g├Âzleri daha a├ž─▒k, duygu ve duyu┼člar─▒ daha incedir.
«   01   ...    17   18   19   20   21   22   23   24   25   26   27   28   29   30   31   32   33   34   35   36   37   ...    39   »   


´╗┐