´╗┐ Ana Sayfa ┬╗ Cumhuriyet Gazetesi Sal─▒ Kitaplar─▒ ┬╗ Marie Grubbe - II : 33


MARIE GRUBBE - II

JENS PETER JACOBSEN

D├ťNYA KLAS─░KLER─░ D─░Z─░S─░: 95


ON ─░K─░NC─░ B├ľL├ťM

1664 y─▒l─▒n─▒n Ocak ay─▒nda Ulrik Frederik Norve├ž'e genel vali atanm─▒┼čt─▒. Ayn─▒ y─▒l─▒n nisan ay─▒ ba┼č─▒nda da oraya gitmek ├╝zere yola ├ž─▒kt─▒.
Marie Grubbe yan─▒ndayd─▒.
Aralar─▒ndaki ili┼čki son zamanlarda pek de d├╝zelmemi┼čti: yaln─▒zca birbirlerini anlayamad─▒klar─▒nda, sevmediklerinde anla┼čm─▒┼č bulunuyorlard─▒, bunun sonucu olarak da birbirlerine kar┼č─▒ a┼č─▒r─▒ derecede resmi davran─▒yorlard─▒.
Aggershu'da ev tutup yerle┼čtikten sonra bir bu├žuk y─▒l kadar bu bi├žimde ya┼čad─▒lar. Marie ili┼čkilerinde hi├žbir de─či┼čiklik olmas─▒n─▒ istemiyordu. Ama Ulrik Frederik o niyette de─čildi: ├ç├╝nk├╝ kar─▒s─▒na yeniden ├ó┼č─▒k olmu┼čtu.
Marie Grubbe bir k─▒┼č g├╝n├╝ ├Â─čleden sonra kararan bir ak┼čam saatinde, ├Âteden beri ÔÇťenfiye kutusuÔÇŁ ad─▒ verilen k├╝├ž├╝k bir odada tek ba┼č─▒na oturuyordu.
Hava sert, f─▒rt─▒nal─▒yd─▒; g├Âk bulutlarla kapl─▒, karanl─▒kt─▒. Eriyen iri kar par├žalar─▒, k├╝├ž├╝k pencere camlar─▒n─▒n k├Â┼čelerine yap─▒┼č─▒p kal─▒yor, tir┼če rengi camlar─▒ hemen hemen yar─▒s─▒na kadar ├Ârt├╝yordu.
Y├╝ksek duvarlar─▒n aras─▒ndan burga├žlar yapan ─▒slak ve so─čuk bir r├╝zg├ór esiyor, sa─čanaklar ├ž─▒ld─▒rm─▒┼č gibi ileriye do─čru sald─▒r─▒yor, kap─▒lar─▒ g├╝mb├╝rdetiyor, sonra birdenbire ─▒sl─▒kl─▒ havlay─▒┼člar─▒yla yeniden yukar─▒ do─čru at─▒l─▒yorlard─▒. Kar┼č─▒daki ├žat─▒lar─▒n ├╝st├╝nden g├╝r├╝lt├╝yle a┼ča─č─▒ya do─čru akan sa─čanaklar, ├žatlayan dalgalar gibi duvarlara, pencerelere ├žarp─▒yor, sonra birdenbire yeniden kayboluyorlard─▒. Bunlar─▒ ba┼čkalar─▒ izliyor ve ┼č├Âmineye do─čru homurdanarak ├Âylesine sald─▒r─▒yorlard─▒ ki, alevler korkuyla titre┼čiyor, odunlardan ├ž─▒kan beyaz dumanlar, dalga yeleleri gibi ┼č├Âminenin a─čz─▒nda korkuyla b├╝z├╝l├╝yor, k─▒vran─▒yorlard─▒. Bunlar odan─▒n i├žine at─▒lmaya haz─▒rd─▒lar; ama arkas─▒ndan hemen, ince, mavi renkte, hafif k─▒vr─▒mlar halinde bacadan yukar─▒ya do─čru ko┼ču┼čuyor, arkalar─▒ndan alevler ├žat─▒rd─▒yor, yabalar dolusu k─▒v─▒lc─▒m─▒ oynaya s─▒├žraya bacan─▒n i├žine do─čru pe┼čleri s─▒ra yolluyordu. Ate┼č ancak bundan sonra keyifle yanmaya ba┼člam─▒┼čt─▒; k├╝l├╝n ve k├Âm├╝rlerin ├╝st├╝ne keyifli m─▒r─▒lt─▒lar ├ž─▒kararak rahat├ža yay─▒l─▒yor, akkay─▒nlar─▒n ta ├Âzlerine kadar sevine sevine dal─▒yor, k─▒z─▒l t├╝yl├╝ bir kedi gibi geriniyor, m─▒r─▒ldan─▒yor, sonra alev alev yanarak kararm─▒┼č yumrular─▒, bir kula├ž uzunlu─čundaki odunlar─▒ maskaral─▒klar yaparak ne┼čeyle yalay─▒p ge├žiyordu.
Bu ne┼čeli ate┼č k├╝├ž├╝k oday─▒ k─▒rm─▒z─▒ ─▒┼č─▒kl─▒ ve s─▒cak solu─čuyla doldurmu┼čtu. P─▒r─▒l p─▒r─▒l bir yelpaze gibi d├Â┼čemelerin ├╝st├╝nde oynuyor, ak┼čam─▒n dingin alacakaranl─▒─č─▒n─▒ ├Ân├╝ne katm─▒┼č oraya buraya s├╝r├╝kl├╝yordu. Bunlar sanki korkuyla titreyen g├Âlgeler gibi sa─ča sola ka├ž─▒┼č─▒yor, oymal─▒ sandalyelerin arkas─▒na saklan─▒yor ya da k├Â┼čelere y─▒─č─▒l─▒yor, sonra da incelerek, uzayarak ├žat─▒ kiri┼člerinin arkalar─▒na gizleniyor ya da yamyass─▒ olarak b├╝y├╝k konsolun alt─▒na sokuluyorlard─▒.
Sonra ┼č├Âmine birdenbire g├╝r├╝lt├╝ ├ž─▒kararak, s─▒cakl─▒─č─▒ da ─▒┼č─▒─č─▒ da kendine do─čru emip ├žekti. Karanl─▒k b├╝t├╝n odaya sevin├žle yay─▒lm─▒┼č, ocaktaki ate┼če kadar her yeri, her k├Â┼čeyi kaplam─▒┼čt─▒. Ama arkas─▒ndan kor ate┼čin ayd─▒nl─▒─č─▒ yeniden d├Â┼čemelere d├Âk├╝lmeye ba┼člay─▒nca alacakaranl─▒k d├Ârt bir yana ka├ž─▒┼čmaya ba┼člad─▒. Arkas─▒ndan par─▒lt─▒lar da kayboldu; karanl─▒k, duvarlara, kap─▒lara, tavana kadar yay─▒l─▒yordu. Art─▒k hi├žbir yerde g├╝ven kalmam─▒┼čt─▒. B├Âylece her ┼čeyi o yiyip bitiriyor, a─čaca ├ž─▒kan bir kedi gibi duvarlara, tavana t─▒rman─▒yor, yerde titreyen alevlerin par─▒lt─▒s─▒ da a─čac─▒n alt─▒nda d├Ânen bir k├Âpek gibi ileri geri ko┼čarak, s─▒├žrayarak, oynayarak ├ževrede d├Ârt d├Ân├╝yordu. Karanl─▒k, kadehler, g├╝m├╝┼č sa─čraklar aras─▒nda konsolun ├╝st├╝nde de rahata kavu┼čam─▒yordu. ├ç├╝nk├╝ yakut kadehler, mavi sa─čraklar ve ye┼čil ┼čarap bardaklar─▒ renk renk ─▒┼č─▒klar─▒n─▒ yakm─▒┼č, onu k─▒v─▒lc─▒ml─▒ par─▒lt─▒lar─▒yla tutundu─ču yerlerden ├ž─▒kar─▒p at─▒yorlard─▒.
D─▒┼čar─▒da f─▒rt─▒na da durmu┼č, ortal─▒k gittik├že karar─▒yordu. Ama i├žerde ate┼č alev alev yan─▒yor, ─▒┼č─▒klar oynuyor ve Marie Grubbe ┼čark─▒ s├Âyl├╝yordu. Bazen ┼čark─▒lar─▒n s├Âzlerini an─▒msad─▒─č─▒ gibi s├Âyl├╝yor, bazen de yaln─▒zca ezgiyi m─▒r─▒ldan─▒yordu. Lavtas─▒ elindeydi; ama ├žalm─▒yordu. Yaln─▒zca ara s─▒ra tellere dokunuyor, tek t├╝k duru ve uzun, yank─▒lar yapan sesler ├ž─▒kar─▒yordu.
Bunlar oturdu─čumuz oday─▒ ─▒s─▒tan, v├╝cudumuza rahatl─▒k veren k├╝├ž├╝k, gaml─▒, h├╝z├╝nl├╝ ┼čark─▒lard─▒. Ezgileri dalga dalga akarken h├╝z├╝nlerinin rahatl─▒─č─▒ i├žinde kendi kendilerini s├Âyleyen, insan─▒n sesine ne┼čeyle kabaran, bir dolgunluk veren ┼čark─▒lard─▒. Marie tam ┼č├Âmineden gelen alevlerin ─▒┼č─▒─č─▒ i├žinde oturmu┼č, ├ževresini k─▒z─▒l ayd─▒nl─▒klar sarm─▒┼čt─▒. Rahat rahat, hi├žbir ┼čey d├╝┼č├╝nmeden ┼čark─▒ s├Âyl├╝yor, adeta kendi sesiyle kendisini ok┼čuyordu.
O s─▒rada k├╝├ž├╝k kap─▒ a├ž─▒ld─▒, Ulrik Frederik, uzun boyuyla i├žeriye doldu.
Marie hemen ┼čark─▒s─▒n─▒ kesti.
«   01   ...    23   24   25   26   27   28   29   30   31   32   33   34   35   36   37   38   39   »   


´╗┐