Ana Sayfa » Yolculamak » Öyküler - I : 07


ÖYKÜLER - I

OSCAR WILDE

DÜNYA KLASİKLERİ DİZİSİ: 57


Genç Öğrenci, “Saz takımı sayvana geçip telli sazlarını çalacak, sevgilim de arpla kemanın sesine uyup dans edecek. Öyle hafif dans edecek ki ayakları bile yere değmeyecek, saraylılar da çevresine üşüşecek, ama benimle dans etmeyecek, çünkü ona verecek al gülüm yok,” diye kendisini otların üstüne attı ve elleriyle yüzünü kapayıp ağladı.
Kuyruğu havada küçük bir yeşil Kertenkele, yanından hızla geçerken sordu: “Niye ağlıyor?”
Güneş ısınının demeti içinde titreyip duran Kelebek, “Sahi, niye?” dedi.
Bir Papatya, yanındakine fısıldadı: “Evet niye?” Bülbül yanıtladı: “Bir al gül için ağlıyor.”
Hepsi bir ağızdan, “Al gül için mi?” diye bağırdılar, “Ne gülünç şey!” Küçük Kertenkele de pek alaycı bir şeydi, kahkahayla güldü.
Ama Bülbül, Öğrenci'nin üzüntüsündeki gizi anladı; meşe ağacında sessiz sessiz oturup aşkın gizemini düşündü.
Birdenbire boz kanatlarını açıp kendini havaya bıraktı. Ağaçlı yamaçların içinden bir gölge gibi bahçeyi dolaştı.
Çimen tarhın ortasında güzel bir gül fidanı vardı. Bülbül bunu görünce sürgünlerinden birinin üzerine kondu:
“Bana al bir gül ver de, sana en güzel şarkımı okuyayım,” dedi.
Fakat fidan başını iki yana salladı:
“Benim güllerim beyazdır” diye yanıt verdi, “Denizin köpüğü gibi, dağların üstündeki karlardan daha beyaz. Ama eski güneş saatinin çevresinde yetişen kardeşime git. Belki istediğini o verebilir.”
Bülbül de eski güneş saatinin çevresinde yetişen gül fidanına gitti.
“Bana al bir gül ver de, sana en güzel şarkımı okuyayım,” diye seslendi.
Ama fidan başını iki yana salladı:
“Benim güllerim sarıdır” diye yanıt verdi, “Kehribar bir taht üstünde oturan deniz kızının saçları gibi sarı. Tırpancılar tırpanlarıyla gelinceye dek çayırlıkta açılan altın top çiçeğinden daha sarı. Ama Öğrenci'nin penceresinin altında yetişen kardeşime git, belki istediğini o verebilir.”
Bülbül de Öğrenci'nin penceresinin altında yetişen gül fidanına gitti:
Ama fidan başını iki yana salladı:
“Benim güllerim aldır” diye yanıt verdi, “Kumrunun ayakları gibi al; okyanusun kovuklarında sere serpe dalgalanan mercan kanatlarından daha al. Ama kış damarlarımı kavurdu, don tomurcuklarımı kopardı, bora dallarımı kırdı. Bu yıl artık hiç gül veremeyeceğim.”
Bülbül, “Bütün istediğim al bir gül!” diye haykırdı; “Bir tanecik al gül! Onu elde etmemin hiçbir yolu yok mu?”
Fidan, “Bir yol var dedi. “Ama öyle korkunç ki söylemeyi göze alamıyorum.”
Bülbül, “Söyle, ben korkmam,” dedi.
Fidan, “Al bir gül istiyorsan, onu kendin ay ışığında müzikten yaratıp, kendi yüreğinin kanıyla boyayacaksın. Yüreğini bir dikene dayayıp bana şarkı okumalısın; diken yüreğini delmeli, senin can kanın da benim damarlarımdan içeri boşalıp benim olmalı.”
«   01   02   03   04   05   06   07   08   09   10   11   12   13   14   15   16   17   ...    32   »