´╗┐ Ana Sayfa ┬╗ Yolculamak ┬╗ Pazartesi ├ľyk├╝leri - II : 02


PAZARTES─░ ├ľYK├ťLER─░ - II

ALPHONSE DAUDET

D├ťNYA KLAS─░KLER─░ D─░Z─░S─░: 15


Ah ne g├╝zel elmalar! Bu─čular i├žinde ├Âyle taze, ├Âyle k─▒rm─▒z─▒ kiÔÇŽ Ayaklar─▒n─▒ mangal─▒na uzatm─▒┼č titreyen sat─▒c─▒ kad─▒na g├╝l├╝c├╝kler yaparak ceplerini dolduruyor, sonra sisler i├žinde bir kap─▒y─▒ itiyor, atlar─▒ ko┼čulu bir araban─▒n durdu─ču k├╝├ž├╝k bir avludan ge├žiyor. Ge├žerken de:
- Bizim i├žin bir ┼čeyler var m─▒? diye soruyor. S─▒r─▒ls─▒klam bir arabac─▒:
- Evet, M├Âsy├Â, diyor, hem de pek ┼čirin bir ┼čey.
O zaman hemen b├╝rosuna giriyor.
─░┼čte oras─▒ s─▒cak ve pek rahat. Bir k├Â┼čede har─▒l har─▒l soba yan─▒yor. ─░├ži t├╝yl├╝ terlikleri yerli yerinde. K├╝├ž├╝k koltu─ču, pencerenin yan─▒nda, ayd─▒nl─▒k i├žinde, kendisini bekliyor. Camlara perde gibi inen sisten yekpare ve tatl─▒ bir ─▒┼č─▒k geliyor. S─▒rtlar─▒ ye┼čil ciltli kay─▒t defterleri, raflar─▒nda d├╝zg├╝n s─▒ralanm─▒┼č. Tam bir noter b├╝rosu.
Adam rahat bir soluk al─▒yor. Art─▒k kendi evindedir.
─░┼če ba┼člamadan ├Ânce b├╝y├╝k bir dolap a├ž─▒yor ve i├žinden alpak kolluklar─▒n─▒ ├ž─▒kararak, ├Âzenle kollar─▒na ge├žiriyor; k├╝├ž├╝k bir k─▒rm─▒z─▒ toprak kap ve kahvehanelerden toplanma birka├ž par├ža ┼čeker de ├ž─▒kar─▒yor ve ho┼čnut bir bi├žimde ├ževresine bak─▒narak, elmalar─▒n─▒ soymaya ba┼čl─▒yor. Do─črusu bundan daha i├ž a├ž─▒c─▒, daha ─▒┼č─▒kl─▒, daha d├╝zenli bir b├╝ro bulunamaz. Yaln─▒zca al─▒┼č─▒lmad─▒k bir yan─▒ da var, o da her yandan duyulan, sanki bir gemi kamaras─▒ndaym─▒┼č gibi insan─▒ sarmalayan ┼ču su g├╝r├╝lt├╝s├╝. A┼ča─č─▒da Seine ─▒rma─č─▒ homurdana homurdana k├Âpr├╝n├╝n kemerlerine ├žarp─▒yor, k├Âp├╝kl├╝ dalgalar─▒n─▒ adan─▒n bu hep tahta, kaz─▒k ve y─▒k─▒nt─▒larla dolu ucunda ├žatlat─▒yor. Binada bile, b├╝ronun ├ževresinde testi testi bo┼čalan bir su ┼čar─▒lt─▒s─▒, b├╝y├╝k bir y─▒kama g├╝r├╝lt├╝s├╝d├╝r gidiyor. Neden yaln─▒zca sesini duymakla bu su insan─▒n i├žini donduruyor, bilmiyorum. Suyun kat─▒ bir zemin ├╝zerinde ┼čaklad─▒─č─▒, kendisini bir kat daha so─čuk g├Âsteren geni┼č malta ta┼člar─▒ ve mermer masalar ├╝zerinde z─▒plad─▒─č─▒ duyumsan─▒yor.
Bu garip evde b├Âyle y─▒kanacak ne var ki? Ne silinmez leke bu?
Ara s─▒ra bu su bo┼čanmas─▒ kesilince, orada ta dipte, t─▒pk─▒ buzlar erimeye ba┼člad─▒─č─▒nda ya da ye─čin bir ya─čmurdan sonra oldu─ču gibi, birer birer damlalar d├╝┼č├╝yor. San─▒rs─▒n─▒z ki damlar ve duvarlar ├╝st├╝nde toplanan sis, soban─▒n s─▒cakl─▒─č─▒yla erimi┼č de boyuna t─▒p t─▒p daml─▒yor.
Bizimkinin b├╝t├╝n bunlara ald─▒r─▒┼č etti─či yok. B├╝t├╝n dikkatini k─▒rm─▒z─▒ kapta hafif bir a─čda kokusuyla ├ž─▒t─▒rdamaya ba┼člayan elmalar─▒na vermi┼č. Bu g├╝zel ├ž─▒t─▒rt─▒, suyun g├╝r├╝lt├╝s├╝n├╝, o i├ž karart─▒c─▒ su g├╝r├╝lt├╝s├╝n├╝ duymas─▒na engel oluyor.
Dipteki odadan k─▒s─▒k bir ses:
- Ne zaman isterseniz, yazman! diyor. Bizimki elmalar─▒na ┼č├Âyle bir g├Âz at─▒yor ve istemeye istemeye gidiyor. Nereye gidiyor? Bir an aral─▒k kap─▒dan saz ve batakl─▒k kokan tats─▒z ve so─čuk bir hava giriyor ve ipler ├╝zerinde kuruyan bir s├╝r├╝ eski p├╝sk├╝, solmu┼č ├Ânl├╝kler, g├Âmlekler, kollar─▒ndan boylu boyunca as─▒lm─▒┼č, sular─▒ damlayan, boyuna damlayan bir basma entari g├Âr├╝l├╝yor.
Bu i┼č de bitti. Yeniden b├╝rosuna giriyor. Masas─▒n─▒n ├╝zerine s─▒r─▒ls─▒klam olmu┼č bir tak─▒m ├Âteberi koyuyor ve so─čuktan k─▒pk─▒rm─▒z─▒ kesilen ellerini ─▒s─▒tmak i├žin titreye titreye sobaya yakla┼č─▒yor. S─▒rt─▒ ├╝rpermeler i├žinde:
- B├Âyle bir havadaÔÇŽ ─░nsan z─▒rdeli olmal─▒! diyor. Bunlara b├Âyle ne oluyor, kuzum?
─░yice ─▒s─▒n─▒p ┼čekeri de kab─▒n k─▒y─▒s─▒nda incilenmeye ba┼člay─▒nca, masas─▒n─▒n bir k├Â┼česinde kahvalt─▒s─▒n─▒ ediyor. Bir yandan karn─▒n─▒ doyururken, bir yandan da kay─▒t defterlerinden birini a├ž─▒yor ve keyifle sayfalar─▒n─▒ ├ževiriyor. Bu kocaman kay─▒t defteri ne de g├╝zel tutulmu┼č! D├╝zg├╝n sat─▒rlar, mavi m├╝rekkeple yaz─▒lm─▒┼č ba┼čl─▒klar, yald─▒zl─▒ r─▒h (1) par─▒lt─▒lar─▒, her sayfada bir kurutma k├ó─č─▒d─▒, bir ├Âzen, bir d├╝zen ki sormay─▒nÔÇŽ Herhalde i┼čler pek yolunda gidiyor. Bizimki, pekiyi ge├žmi┼č bir y─▒l sonu bilan├žosu kar┼č─▒s─▒nda keyif duyan bir sayman kadar ho┼čnut. Defterinin sayfalar─▒n─▒ ├ževirerek tad─▒n─▒ ├ž─▒kar─▒rken, yandaki salonun kap─▒lar─▒ a├ž─▒l─▒yor ve bir kalabal─▒─č─▒n malta ta┼člar─▒nda yank─▒lar yapan ayak sesleri duyuluyor. Kilisedeymi┼č gibi al├žak sesle konu┼čuyorlar.
- Ah ne kadar da gen├žÔÇŽ Ne yaz─▒k!
Herkes birbirini itiyor, birbirine bir ┼čeyler f─▒s─▒ld─▒yor.
Gen├ž olmas─▒ndan ona ne? Rahat├ža, elmalar─▒n─▒ bitirirken, az ├Ânce getirdi─či ├Âteberiyi ├Ân├╝ne ├žekiyor. Kum dolu bir y├╝ks├╝k, i├žinde bir metelik bulunan bir para ├žantas─▒, paslanm─▒┼č k├╝├ž├╝k bir makas; ├Âylesine paslanm─▒┼č ki, art─▒k hi├žbir i┼če -ah evet, hi├žbir i┼če- yarayamaz. Sonra yapraklar─▒ birbirine yap─▒┼čm─▒┼č bir i┼č├ži k─▒z c├╝zdan─▒; k├╝l├že haline gelmi┼č, yaz─▒lar─▒ silinmi┼č bir mektup. Ancak birka├ž s├Âzc├╝─č├╝ okunabiliyor:
«   01   02   03   04   05   06   07   08   09   10   11   12   ...    36   »   


´╗┐