Ana Sayfa » Yolculamak » Penguenler Adası - I : 08


PENGUENLER ADASI - I

ANATOLE FRANCE

DÜNYA KLASİKLERİ DİZİSİ: 105


“Pederim, kollarını kavuşturup gökten yardım gelmesini veya her şeyi Tanrı'nın yapmasını beklemek mi, yoksa önlemi elden bırakmayıp insanın üzerine düşeni yapması mı daha doğrudur?”
“Haklısın” dedi yaşlı Mael, “insanın alabileceği önlemi almaması Tanrı'yı sınamak olurdu.”
“Öyleyse” diye üsteledi Şeytan, “tekneyi donatmak önlem değil midir?”
“Başka türlü hedefe varamıyorsak evet.”
“Ha! ha! Tekneniz demek çok hızlı, öyle mi?”
“Tanrı'nın istediği kadar hızlı.”
“Nereden biliyorsunuz? Bu tekne Rahip Budoc'un katırı gibi yavaş. Takunyadan farkı yok. Daha hızlı gitmeniz yasak mıdır?”
“Oğlum, konuşman çok mantıklı ama aşırı keskin. Bu teknenin bir tansık olduğunu göz önüne alın.”
“Öyledir, pederim. Suyun üstünde bir mantar gibi yüzebilen taş bir yalak tansıktır. Bundan kuşkum yok. Sözü nereye getirmek istediniz?”
“Nasıl söyleyelim?… Böyle tansıklı bir makineyi insan araçlarıyla daha yetkin kılmaya çalışmak doğru mudur?”
“Pederim, sağ ayağınızı yitirmiş olsaydınız ve Tanrı size onu geri verseydi, bu ayak tansıklı olur muydu?”
“Kuşkusuz öyle, oğlum.”
“Ona ayakkabı giydirir miydiniz?”
“Evet.”
“Tansıklı bir ayağa insan yapısı ayakkabı giydirebileceğinizi kabul ediyorsanız, tansıklı bir kayığa da insan donanımı takılabileceğini kabul etmelisiniz. Bu su gibi açık. Ah! Neden en aziz insanlar bile bazen gevşeklik içinde olabiliyorlar? Brötanya'nın en ünlü azizi olmuşsunuz, bonsuz övgüye değer daha birçok iyilik yapabilecek durumdasınız. Ama kafanız ağır, elleriniz tembel işliyor. Hoşça kalın, aziz peder! Bildiğiniz gibi gidin, ama Hoedic kıyılarına vardığınızda ellerinizle kutsadığınız kilisenin yıkıntılarını seyredersiniz. Dinsizler onu yakacak ve orada görevlendirdiğiniz genç rahibi de sosis gibi kızartacaklardır.”
Aziz Mael alnında biriken terleri cüppesinin koluyla silerek:
“Ne yapacağımı bilemiyorum” dedi. “Ama söyle bana, oğlum Samson, taş bir tekneyi donatmak kolay iş midir? Böyle bir işe giriştiğimizde, kazanmak yerine daha çok zaman yitirmiş olmaz mıyız?”
“Ah! pederim” diye haykırdı Şeytan, “kum saatinin bir ters inişinde bunu olmuş bilin. Sizin kurduğunuz işlikte her türlü gereç var. Tekneyi kendi ellerimle donatacağım. Keşiş olmadan önce, tayfalık, marangozluk ve daha bir sürü iş yapmıştım. Haydi başlayalım!”
Şeytan hemen araç gereç dolu hangara girip gerekli araçları aldı. Bir kısmını yaşlı adama verdi ve birlikte teknenin yanına gittiler.

IV - Aziz Mael Buz Denizinde

Şeytan beline kadar soyunup tekneyi kumsala çekti ve bir saat içinde yelken ve dümeni takıp hazır duruma getirdi.
Aziz Mael bindikten sonra, yelkenleri şişen tekne bir anda gözden yitti. Yaşlı aziz Land's End Burnu'nu dolanmak için güneye gidecekti. Fakat karşı koyulmaz bir akıntı onu güney batıya sürükledi. İrlanda kıyılarını geçtikten sonra aşağı yöneldi. Akşam olduğunda hava serinledi. Mael yelkeni sökebilmek için boşuna uğraştı; tekne çılgın gibi açık denizlere sürükleniyordu.
Ayışığında Kuzey'in dolgun vücutlu ve saçları örgülü denizkızları teknenin çevresini beyaz gerdanları ve pembe kalçalarıyla sarıp zümrüt ışıltılı kuyruklarını suda çırparak şarkılar söylediler:
Nereye koşuyorsun, güzel Mael
Çılgın teknenin içinde?
Samanyolu'nun coştuğu an
Junon'un göğsü gibi
Şişen yelkenlerinle.

«   01   02   03   04   05   06   07   08   09   10   11   12   13   14   15   16   17   18   ...    44   »