´╗┐ Ana Sayfa ┬╗ Yolculamak ┬╗ Top Oynayan Kedi Ma─čazas─▒ : 11


TOP OYNAYAN KED─░ MA─×AZASI

HONORÉ DE BALZAC

D├ťNYA KLAS─░KLER─░ D─░Z─░S─░: 5


Ama bundan do─čal bir ┼čey olamaz: Paris piyasalar─▒n─▒n f─▒rt─▒nal─▒ denizinde Top Oynayan Kedi bayra─č─▒ alt─▒nda yol alan bu sessiz sedas─▒z gemi, d├╝zenli olu┼čundan ├Ât├╝r├╝ say─▒l─▒ diyebilece─čimiz bir f─▒rt─▒naya tutulmu┼čtu. On be┼č g├╝nden beri, geminin adamlar─▒ndan be┼č ki┼či, Madam Guillaume, Matmazel Virginie bilan├žo haz─▒rlamak i├žin b├╝y├╝k bir ├žaba g├Âsteriyorlard─▒. B├╝t├╝n denkler yerlerinden oynat─▒l─▒yor, geri kalan par├žan─▒n ger├žek de─čerini anlamak i├žin toplar ├Âl├ž├╝l├╝yordu. Kuma┼č─▒n hangi tarihte sat─▒n al─▒nd─▒─č─▒n─▒ bilmek i├žin pakete tak─▒lm─▒┼č k├ó─č─▒tlar dikkatle inceleniyor, o g├╝nk├╝ fiyat saptan─▒yordu. Hi├ž oturmayan M├Âsy├ Guillaume, elinde metre, kula─č─▒n─▒n arkas─▒nda kalem, manevraya komuta eden bir gemi s├╝varisine benziyordu. A┼ča─č─▒daki ma─čazan─▒n ambarlar─▒n─▒n derinli─čini g├╝zelce g├Ârebilmek i├žin a├ž─▒lm─▒┼č k├╝├ž├╝k bir pencereden ge├žerek gelen sert sesi, bilmecelerle anlat─▒lan, ticarete ├Âzg├╝ ┼ču acayip terimleri kulaklara dek getiriyordu:
ÔÇťH-N-Z'den ne kadar? - Kalmad─▒. - Q-X.'den ne kalm─▒┼č? - ─░ki metre. -Fiyat─▒? - Be┼č, be┼č, ├╝├ž. - ├ť├ž A'ya b├╝t├╝n J-─░'leri, b├╝t├╝n M-P'leri, V-D-┼×-O'dan geri kalan─▒ g├Ât├╝r├╝n.ÔÇŁ Ancak kendilerinden olan bir ┼čaire kar┼č─▒ duyduklar─▒ hayranl─▒─č─▒ s├╝rd├╝rmek i├žin duygusal insanlar─▒n birbirlerine okuyacaklar─▒ g├╝n├╝m├╝z ┼čiirlerinin dizeleri kadar anla┼č─▒lan, bunlara benzer bin bir c├╝mle f─▒s─▒ldan─▒r dururdu. Ak┼čam, Guillaume, kar─▒s─▒ ve tezg├óhtarlar─▒yla bir odaya ├žekilir, hesab─▒ kapar, yeniden yazar, bor├žlar─▒n─▒ hen├╝z ├Âdemeyenlere mektup yazar ve fatura d├╝zenlerdi. ├ť├ž├╝ bu b├╝y├╝k i┼či haz─▒rlarlar, sonu├ž d├Ârt k├Â┼če bir b├╝y├╝k yaz─▒ k├ó─č─▒d─▒n─▒ kaplar; ne kadar para, ne kadar e┼čya, ne kadar poli├že, ne kadar senet oldu─čunu, kimseye bir metelik bor├ž olmay─▒p, y├╝z ya da iki y├╝z bin frank alacak oldu─čunu, anaparan─▒n artt─▒─č─▒n─▒; ├žiftliklerin, evlerin, gelirin ├žo─čalmakta, d├╝zeltilmekte ya da iki kat─▒na ├ž─▒km─▒┼č oldu─čunu Guillaume kurulu┼čuna g├Âsterirdi. Bu sonu├žtan sonra, eskisinden daha ate┼čli olarak para istiflemeye koyulurlar, kendi kendilerine, ÔÇťNeye yar─▒yor?ÔÇŁ diye sormak bu ├žal─▒┼čkan kar─▒ncalar─▒n ak─▒llar─▒na bile gelmezdi. Her y─▒l yinelenen bu g├╝r├╝lt├╝ pat─▒rt─▒ sayesinde, mutlu Augustine, kendisini g├Âzetleyenlerin g├Âzlerinden uzak kal─▒yordu.
Sonunda, bir sal─▒ ak┼čam─▒ bilan├žo tamamland─▒. S─▒f─▒rlar aktif toplam─▒n say─▒lar─▒n─▒ iyice kabartt─▒─č─▒ i├žin, Guillaume b├╝t├╝n y─▒l yemek sonunda verdi─či ciddi y├Ânergeden vazge├žti. Kurnaz kazmirci ellerini ovu┼čturdu, tezg├óhtarlara yemek masas─▒nda kalma izni ├ž─▒kt─▒. Evde yap─▒lm─▒┼č lik├Âr├╝ hen├╝z bitirmi┼člerdi ki, bir araba sesi i┼čitildi. Aile halk─▒ Vari├ęt├ę Tiyatrosu'ndaki Cendrillon oyununu g├Ârmeye giderken, sondan iki tezg├óhtara alt─▒┼čar frank para ve gece yar─▒s─▒ d├Ânm├╝┼č olmalar─▒ ko┼čuluyla istedikleri yere gitme izni verildi.
Bu hovardal─▒─ča kar┼č─▒n, pazar sabah─▒, ya┼čl─▒ kuma┼č t├╝ccar─▒ saat alt─▒da t─▒ra┼č oldu, her giyini┼činde i├žini ho┼čnutlukla dolduran, p─▒r─▒l p─▒r─▒l kahverengi elbisesini s─▒rt─▒na ge├žirdi, ipek geni┼č pantolonun sanki bir kula─ča benzeyen k─▒sm─▒na alt─▒n tokalar takt─▒; sonra, yediye do─čru, herkesin uyudu─ču bu saatlerde, birinci kattaki ma─čazaya biti┼čik k├╝├ž├╝k ├žal─▒┼čma odas─▒na gitti. Buraya ─▒┼č─▒k, kal─▒n demir parmakl─▒klar ge├žirilmi┼č bir pencereden giriyordu; pencere, kapkara duvarlarla ├ževrili, daha ├žok bir kuyuya benzeyen d├Ârt k├Â┼če bir avluya bakard─▒. Pekiyi tan─▒d─▒─č─▒, sacla ├Ârt├╝l├╝ pencere kapaklar─▒n─▒ ve camlar─▒n bir k─▒sm─▒n─▒, oluklar─▒ndan kendi elleriyle kald─▒r─▒p a├žt─▒. Avlunun buz gibi so─čuk havas─▒, yaz─▒ odalar─▒na ├Âzg├╝ bir kokuyla dolu odan─▒n s─▒cak havas─▒n─▒ serinletti. Oturmad─▒, elini maroken ge├žirilmi┼č, ilk renginin ne oldu─ču belli olmayan has─▒r koltu─čun pis koluna dayam─▒┼čt─▒, otursam m─▒ oturmasam m─▒ diye duraksar gibiydi. Sevecen bir tav─▒rla ├žifte ├žekmeceli b├╝y├╝k masaya bakt─▒, kendi oturdu─ču yerin kar┼č─▒s─▒nda, kar─▒s─▒n─▒n oturdu─ču yer vard─▒; buras─▒ duvar─▒n i├žinde a├ž─▒lm─▒┼č k├╝├ž├╝k bir kemerden olu┼čturulmu┼čtu. Numaral─▒ kartonlara, sicimlere, ara├ž gere├žlere, kuma┼člara marka vurmak i├žin kullan─▒lan demirlere, kasaya, nereden geldi─čini hat─▒rlayamad─▒─č─▒ bir├žok e┼čyaya uzun uzun bakt─▒; kendisini M├Âsy├ Chevrel'in canlanan hay├óli ├Ân├╝nde g├Âr├╝r gibi oldu. Tabureyi ileriye do─čru itti; bu, bir zamanlar merhum patronunun kar┼č─▒s─▒nda ├╝zerine oturdu─ču, ├╝st├╝ siyah deriyle kapl─▒, ├Âtesinden berisinden k─▒llar f─▒rlam─▒┼č, ama hen├╝z da─č─▒lmam─▒┼č bir tabureydi. Onu, ├Âncelinin koydu─ču yere elleri titreyerek g├Ât├╝r├╝p koydu. Sonra da anlat─▒lmas─▒ g├╝├ž bir heyecanla, bir ucu Joseph Lebas'n─▒n yata─č─▒n─▒n ba┼čucunda bulunan ├ž─▒ng─▒ra─č─▒n ipini ├žekti. Duraksamas─▒n─▒ gideren bu ├ž─▒ng─▒rak sesinden sonra, ku┼čkusuz an─▒lar─▒n y├╝k├╝ alt─▒nda bunalan ya┼čl─▒ adam, kendisine g├Âsterilen ├╝├ž d├Ârt poli├žeyi eline ald─▒; bak─▒yordu, ama g├Âremiyordu; bu s─▒rada Joseph Lebas kar┼č─▒s─▒na dikiliverdi. Guillaume tabureyi g├Âstererek:
- ┼×uraya oturun dedi.
Ya┼čl─▒ kuma┼č├ž─▒ba┼č─▒ tezg├óhtar─▒n─▒ hi├žbir zaman kar┼č─▒s─▒na oturtmad─▒─č─▒ i├žin Joseph Lebas'n─▒n y├╝re─či oynad─▒.
«   01   02   03   04   05   06   07   08   09   10   11   12   13   14   15   16   17   18   19   20   21   ...    27   »   


´╗┐