´╗┐ Ana Sayfa ┬╗ Yolculamak ┬╗ Totem ve Tabu - I : 27


TOTEM VE TABU - I

SIGMUND FREUD

D├ťNYA KLAS─░KLER─░ D─░Z─░S─░: 23


4

├ľl├╝ tabusunun olu┼čmas─▒n─▒n dayand─▒─č─▒ temeli b├Âylece a├ž─▒klarken bu vesileyle genellikle tabunun anla┼č─▒lmas─▒nda ├Ânemi olan bir iki noktay─▒ daha ekleyeyim.
├ľl├╝ tabusunda bilin├ž d─▒┼č─▒ d├╝┼čmanl─▒─č─▒n ┼čeytan─▒n ├╝zerine ├ževrilmesi, ilkellerin ruhsal ya┼čam─▒n─▒n yap─▒s─▒nda ├žok b├╝y├╝k bir etkisi olan bir├žok ruhsal durumun yaln─▒zca tek bir ├Ârne─čidir. Yukarda aktar─▒lan olayda ba┼čka yere ├ževirme mekanizmas─▒, duygular─▒n ├žat─▒┼čmas─▒ sorununu ├ž├Âzmeye yaramaktad─▒r; nevrozlulu─ča g├Ât├╝ren bir├žok durumda da ayn─▒ amaca yarar; fakat ba┼čka yere ├ževirme salt savunma amac─▒yla yap─▒lmaz, ├žat─▒┼čman─▒n olmad─▒─č─▒ yerlerde de olur. ─░├ž duyu┼člar─▒n d─▒┼čar─▒ya ├ževrilmesi, ├Ârne─čin duygusal alg─▒lar─▒m─▒z─▒ da etkileyen ilkel bir mekanizmad─▒r ve bunun, normal olan d─▒┼č d├╝nyam─▒za bi├žim vermede ├žok b├╝y├╝k bir pay─▒ vard─▒r. Hen├╝z yeterli derecede belirlenmemi┼č olan ko┼čullar alt─▒nda d├╝┼č├╝nsel ve duygusal durumlar─▒m─▒z─▒n i├ž alg─▒lar─▒ bile, duygusal alg─▒lar gibi d─▒┼čar─▒ya do─čru ├ževrilir ve bunlar i├ž d├╝nyada kalmalar─▒ gerekirken, d─▒┼č d├╝nyam─▒za bir bi├žim vermeye yarar. K├Âken bak─▒m─▒ndan bu belki de, dikkat i┼člevinin ba┼člang─▒├žta i├ž d├╝nyaya de─čil de d─▒┼č d├╝nyadan gelen uyar─▒lara ├ževrilmi┼č olmas─▒ ve ÔÇťendopsi┼čikÔÇŁ durumlardan yaln─▒zca haz ve ├╝z├╝nt├╝ almas─▒yla ilgilidir. S├Âzc├╝k temsillerinin duyularda b─▒rakt─▒klar─▒n─▒n i├ž durumlarla ├ža─čr─▒┼č─▒m yapmas─▒ arac─▒l─▒─č─▒yla soyut bir d├╝┼č├╝nce dilinin geli┼čmesiyledir ki dikkat yava┼č yava┼č alg─▒layabilir bir duruma gelmi┼čtir. Bu evreye gelmeden ├Ânce ilkel, i├ž alg─▒lar─▒n─▒ d─▒┼čar─▒ya do─čru ├ževirerek d─▒┼č d├╝nya g├Âr├╝┼č├╝n├╝ olu┼čturmu┼čtur. Biz ┼čimdi g├╝├žlenmi┼č bilin├žli alg─▒m─▒zla bu g├Âr├╝┼č├╝ yine psikoloji diline ├ževirmeye ├žal─▒┼č─▒yoruz.
Bireyin k├Ât├╝ i├žtepilerinin cad─▒lar ├╝zerine ├ževrilmesi, ilkellerin d├╝nya g├Âr├╝┼č├╝n├╝n ancak bir par├žas─▒d─▒r; bu d├╝nya g├Âr├╝┼č├╝n├╝ ileride ÔÇťanimismÔÇŁ ba┼čl─▒─č─▒ alt─▒nda g├Ârece─čiz. O zaman b├Âyle bir d├╝nya g├Âr├╝┼č├╝ kurman─▒n psikolojik i├žeri─čini belirleyece─čiz ve bu d├╝nya g├Âr├╝┼č├╝n├╝n ├ž├Âz├╝mlemesinde bulaca─č─▒m─▒z dayanak noktalar─▒ bizi yine nevrozlarla kar┼č─▒la┼čt─▒racakt─▒r. ┼×imdilik yaln─▒zca d├╝┼člerin i├žeri─čine ili┼čkin ÔÇťikincil ayr─▒nt─▒larÔÇŁ─▒n b├╝t├╝n bu d├╝nya g├Âr├╝┼člerinin bir prototipi oldu─čunu s├Âylemek isteriz. (53) Yine d├╝nya g├Âr├╝┼č├╝ kurma evresinden ba┼člayarak bilincin egemen oldu─ču her edimin iki kayna─č─▒, yani sistematik kaynakla ger├žek ama bilin├ž d─▒┼č─▒ kayna─č─▒n─▒n bulundu─čunu unutmayal─▒m. (54)
Wundt (55) ÔÇťefsanelerin her yerde ┼čeytanlara y├╝kledi─či etki aras─▒nda daima k├Ât├╝ etkiler ├╝st├╝n gelir, ├Âyle ki budunlar─▒n dinlerine g├Âre, k├Ât├╝ ┼čeytanlar iyi ┼čeytanlardan daha eskidirÔÇŁ der.
┼×eytan kavram─▒n─▒n, ├Âl├╝lerle diriler aras─▒ndaki ├žok ├Ânemli ili┼čkiden do─čmu┼č olmas─▒ olas─▒d─▒r. ─░nsanlar─▒n evriminin daha sonraki d├Ânemlerinde bu ili┼čkide gizli olan ├žift de─čerlilik birbirine kar┼č─▒t iki ruhsal olu┼čumun, yani ┼čeytan korkusuyla hortlak korkusu ve atalara sayg─▒ duygusunun bir k├Âkten ├ž─▒kmas─▒na yol a├žmakla kendisini g├Âstermi┼čtir (56). ┼×eytan inanc─▒ ├╝zerinde yas─▒n etkisini en iyi g├Âsteren olay, ┼čeytanlar─▒n her zaman yak─▒nlarda ├Âlm├╝┼č olan kimselerin ruhlar─▒ olarak kabul edilmesidir. Yas─▒n belirgin rol├╝, ya┼čayanlar─▒n ├Âl├╝den an─▒lar─▒n─▒ ve umutlar─▒n─▒ kesmeye yaramas─▒d─▒r. Bu i┼č yap─▒ld─▒ m─▒ keder ve onunla birlikte pi┼čmanl─▒k ve kendini su├žlu bulma durumu da azal─▒r ve bu yolla ┼čeytan korkusu da hafifler. Fakat ├Ânce ┼čeytan diye korkulan yine bu ruhlarla, daha sonra dost olunur; bunlar ata say─▒l─▒r, tehlike zamanlar─▒nda yard─▒mlar─▒na ba┼čvurulur.
Ge├žmi┼č y├╝zy─▒llar i├žinde ya┼čayanlarla ├Âl├╝lerin ili┼čkisini incelersek, duygulardaki ├žift de─čerlili─čin son derece azald─▒─č─▒n─▒ a├ž─▒k├ža g├Âr├╝r├╝z. Biz bug├╝n ├Âl├╝ye kar┼č─▒ olan bilin├ž d─▒┼č─▒ d├╝┼čmanl─▒─č─▒, b├╝y├╝k bir ruhsal ├žaba harcamadan kolayl─▒kla kavrayabiliyoruz. ├ľnceleri doyurulmu┼č kin ve ac─▒l─▒ ┼čefkat birbiriyle ├žat─▒┼č─▒rken, ┼čimdi bir yara izi gibi g├Âz├╝ken ve demortuis nil nisi bene diyen sofulu─ču g├Âr├╝yoruz. Psikanalizin eski ├žift de─čerli duygudan ba┼čka bir ┼čey olmad─▒─č─▒n─▒ bize g├Âstermi┼č oldu─ču kendini su├žlu bulma durumlar─▒yla sevilenin ├Âl├╝m├╝ne, ┼čimdi yaln─▒zca nevrozlular yas tutuyor. Bu de─či┼čmenin nas─▒l oldu─čunu, aile ili┼čkilerindeki de─či┼čmelerin ├žift de─čerli duygular─▒n azal─▒┼č─▒nda ne dereceye kadar pay─▒ oldu─čunu burada tart─▒┼čman─▒n gere─či yoktur. Fakat bu ├Ârnek bize ┼čunu kabul ettirebilir: ─░lkellerin ruhsal i├žtepilerinde bug├╝nk├╝ uygar insanlar aras─▒nda g├Âr├╝lenden fazla bir ├žift de─čerlilik vard─▒r. Bu ├žift de─čerlili─čin azalmas─▒yla ├žift de─čerli duygular aras─▒ndaki ├žat─▒┼čman─▒n uzla┼č─▒m─▒n─▒n bir belirtisi olan tabu da yava┼č yava┼č ortadan kalkar. ├çat─▒┼čmay─▒ ve onun sonucu olan tabuyu yinelemeye s├╝r├╝klenen nevrozlular─▒n, arkaik bir b├╝nye bi├žiminde atavistik bir art─▒─č─▒ ta┼č─▒d─▒─č─▒n─▒ ve bunun uygar ya┼čam─▒n zorunluluklar─▒yla bask─▒ya u─čramas─▒n─▒n, onlara, korkun├ž bir ruhsal enerji harcamas─▒na mal oldu─čunu s├Âyleyebiliriz.
«   01   ...    17   18   19   20   21   22   23   24   25   26   27   28   29   30   »   


´╗┐