´╗┐ Ana Sayfa ┬╗ Yolculamak ┬╗ Tristan ve Iseut : 26


TRISTAN VE ISEUT

ANON─░M

D├ťNYA KLAS─░KLER─░ D─░Z─░S─░: 107


- Yarg─▒lans─▒nlar! Kral, ├Ânce sorgulama, sonra yarg─▒lama. Yarg─▒lamadan onlar─▒ ├Âld├╝rmek ay─▒pt─▒r, cinayettir. Kral, onlara biraz s├╝re verin; ac─▒y─▒n.
Marc ├Âfkesi aras─▒nda:
- Hay─▒r, dedi. Ne s├╝re, ne ac─▒ma, ne yarg─▒lama, ne de yarg─▒! Bu d├╝nyay─▒ yaratan Tanr─▒'n─▒n ad─▒na ant i├žerim ki, benden bir daha b├Âyle bir ┼čey isteyen olursa, bu ate┼čte ilkin o yanacakt─▒r!
Ate┼čin yak─▒lmas─▒n─▒ ve ┼čatodan ├Ânce Tristan'─▒ getirmelerini buyurdu.
Dikenler alev alev yanmaya ba┼člad─▒, herkes susuyor, Kral bekliyordu.
U┼čaklar, sevgililerin kapat─▒ld─▒─č─▒ odaya ko┼čtular. Tristan'─▒ iplerle ba─čl─▒ ellerinden s├╝r├╝klediler. Vallahi, onu b├Âyle ba─člamak al├žakl─▒kt─▒! O, b├Âyle bir davran─▒┼č─▒n utanc─▒yla a─čl─▒yordu, ama g├Âzya┼člar─▒ neye yarar? Onu haince g├Ât├╝rd├╝ler. ├ťz├╝nt├╝den ├ž─▒lg─▒na d├Ânen Krali├že hayk─▒rd─▒:
- Ke┼čke sizin kurtulman─▒z i├žin beni ├Âld├╝rseler, dostum, b├╝y├╝k bir mutluluk olurdu!
Korumanlarla Tristan, kentin d─▒┼č─▒na, odun y─▒─č─▒n─▒na do─čru inmeye ba┼člad─▒lar. Arkalar─▒ndan bir atl─▒, ko┼čarak geliyordu. Onlara yakla┼č─▒nca, h├ól├ó ko┼čmakta olan at─▒ndan yere atlad─▒; bu gelen, iyi y├╝rekli Saray Bakan─▒ Dinas't─▒. Olay─▒ duyar duymaz ┼čatosundan f─▒rlam─▒┼č geliyordu, beygiri k├Âp├╝k, ter ve kan i├žindeydi:
- O─čul, hemen Kral'─▒n mahkemesine gidiyorum. Tanr─▒'n─▒n yard─▒m─▒yla belki ikinize de yard─▒m edebilecek bir g├Âr├╝┼č veririm. Onun yard─▒m─▒yla ┼čimdiden sana k├╝├ž├╝k bir hizmette bulunabilece─čim.
U┼čaklara d├Ânerek:
- Arkada┼člar, dedi, onu ba─čs─▒z g├Ât├╝rmenizi istiyorum. -Dinas ipleri kesti- Ka├žmaya kalk─▒┼č─▒rsa, ellerinizde k─▒l─▒├žlar─▒n─▒z yok mu?
Tristan'─▒ a─čz─▒ndan ├Âpt├╝, yeniden at─▒na bindi, uzakla┼čt─▒.
Dinleyin bak─▒n, Tanr─▒ nas─▒l da ac─▒y─▒c─▒d─▒r. Su├žlunun ├Âl├╝m├╝n├╝ istemeyen, i┼čkence edilen sevgililer i├žin kendisine yalvaran zavall─▒ halk─▒n g├Âzya┼člar─▒n─▒, ba─čr─▒┼čmalar─▒n─▒ ho┼čg├Ârd├╝. Tristan'─▒n ge├žti─či yolun yan─▒ndaki bir kayan─▒n ├╝zerinde, poyraza bakan bir kilise, deniz ├╝zerinde y├╝kseliyordu.
Temel duvar─▒ y├╝ksek, ta┼čl─▒k, sivri kayal─▒kl─▒ bir falezin ├╝zerine kurulmu┼čtu. Mihrab─▒n i├žinde, u├žurumun ├╝zerinde, bir azizin ustaca yap─▒t─▒ olan bir caml─▒ pencere vard─▒. Tristan kendisini g├Ât├╝renlere:
- Efendiler, dedi, bu kiliseyi g├Âr├╝yorsunuz ya; izin verin de i├žeri gireyim. ├ľl├╝m├╝m yak─▒n, Tanr─▒'ya dua edece─čim, kusurlar─▒m─▒ ba─č─▒┼člas─▒n. Efendiler, kilisenin bundan ba┼čka kap─▒s─▒ yoktur; hepinizin elinde de k─▒l─▒├ž var; g├Âr├╝yorsunuz ki ancak bu kap─▒dan ge├žebilirim. Tanr─▒'ya duam─▒ bitirince, ister istemez yine size teslim olaca─č─▒m.
Korumanlardan biri:
- Art─▒k bu kadar─▒na izin verebiliriz, dedi.
Tristan'─▒ i├žeri b─▒rakt─▒lar. Kilisenin i├žinde ko┼čmaya ba┼člad─▒, koro yerini ge├žti, mihrab─▒n cam─▒na geldi, pencereyi a├žt─▒ ve kendini a┼ča─č─▒ att─▒. O seyircilerin ├Ân├╝nde yanarken ├Âlmektense, bu d├╝┼č├╝┼č daha iyiydi.
Ama efendilerim, Tanr─▒ ona ac─▒d─▒; r├╝zg├ór giysilerini ┼či┼čirdi, onu havaya kald─▒rd─▒ ve kayan─▒n dibinde geni┼č bir ta┼č─▒n ├╝zerine kondurdu. Cornouaillesl─▒lar o zamandan beri bu ta┼ča ÔÇťTristan ta┼č─▒ÔÇŁ derler.
«   01   ...    16   17   18   19   20   21   22   23   24   25   26   27   28   29   30   31   32   33   34   35   36   ...    70   »   


´╗┐