´╗┐ Ana Sayfa ┬╗ Yolculamak ┬╗ Yaln─▒z Gezerin D├╝┼člemleri : 25


YALNIZ GEZER─░N D├ť┼×LEMLER─░

JEAN-JACQUES ROUSSEAU

D├ťNYA KLAS─░KLER─░ D─░Z─░S─░: 55


Yery├╝z├╝nde her ┼čey, kesintisiz bir ak─▒┼č halindedir. Hi├žbir ┼čey kesin bir bi├žim almaz ve g├Âzle g├Âr├╝l├╝r ┼čeylere ba─članan sevgimiz de, do─čall─▒kla onlarla ge├žer ya da de─či┼čir. Ya arkam─▒zda kalan ya da ├Ânden giden bu sevgilerimiz, kimileyin yok olmu┼č ge├žmi┼či an─▒msat─▒r, kimileyin ├žo─čunlukla ger├žekle┼čmeyen gelece─či bildirir; bunlarda, g├Ânl├╝m├╝z├╝n ba─članaca─č─▒ sa─člam bir nesne yok. Onun i├žindir ki yery├╝z├╝nde ancak ge├žici zevklerle oyalanabiliriz; s├╝rekli mutlulu─čun tatl─▒l─▒─č─▒na pek inanmam. En derin hazlar─▒m─▒zda bile ÔÇť┼×u an─▒n t├╝kenmez olmas─▒n─▒ isterim,ÔÇŁ diyebilece─čimiz dakikalar ya var ya yoktur. ├ľncesinin ├Âzlemini ve sonras─▒n─▒n iste─čini ├žektirip y├╝re─čimizde bo┼čluk ve kayg─▒ b─▒rakan ge├žici bir ruh durumuna nas─▒l mutluluk diyebiliriz.
Ruhun t├╝m├╝yle dayanabilece─či, ge├žmi┼či an─▒msamaks─▒z─▒n ve gelece─če el uzatmaks─▒z─▒n b├╝t├╝n benli─čini toplayabilece─či; zaman─▒ hi├že sayabilece─či; var olmaktan ba┼čka, yoksulluk hazz─▒na da, zevkin ve ├╝z├╝nt├╝n├╝n, iste─čin ve korkunun gereksinme duyulamayaca─č─▒ bir durum varsa, bu durum s├╝rd├╝k├že herkes, ya┼čam─▒n e─člencelerinde bulunan eksik, yoksul ve g├Ârece bir mutlulu─ča de─čil de ruhta doldurulmak gere─či duyulan hi├žbir bo┼čluk b─▒rakmayan olgunla┼čm─▒┼č ve yetkin bir mutlulu─ča kavu┼čtu─čunu s├Âyleyebilir. ─░┼čte, suyun ak─▒nt─▒s─▒na b─▒rakt─▒─č─▒m sandal─▒n i├žinde uzanm─▒┼č ya da dalgal─▒ g├Âl├╝n bir k─▒y─▒s─▒na oturmu┼č ya da g├╝zel bir derenin k─▒y─▒s─▒na yaslanm─▒┼č olarak yaln─▒zca d├╝┼člemler kurdu─čum Saint-Pierre Adas─▒'nda, s─▒k s─▒k bu ruh durumunu ya┼čad─▒m.
B├Âyle bir durumda neden zevk al─▒n─▒r? San─▒r─▒m d─▒┼č─▒m─▒zdan, kendimizden ba┼čka, ya┼čam─▒m─▒zdan ba┼čka ┼čeylerden de─čil; insan ya┼čad─▒k├ža, Tanr─▒ gibi, kendine yeter. Herhangi bir ba─č─▒ olmayan ya┼čama duygusu, de─čerli bir ho┼čnutluk ve erin├žlilik duygusudur; boyuna akl─▒m─▒z─▒ ├želen, ya┼čam─▒n tad─▒n─▒ ka├ž─▒ran k├Âsn├╝l ve maddesel duygulardan s─▒yr─▒lmas─▒n─▒ bilenler i├žin, g├╝zel ve tatl─▒d─▒r. Ama, ard─▒ arkas─▒ gelmez tutkularla ├žalkalanan insanlar─▒n ├žo─ču bu ruh durumunu bilmez; ya da o denli az bilir ki tad─▒na varamazlar. Dahas─▒, bu tatl─▒ kendinden ge├žmeleri isteyerek, gereksinmeleri durmaks─▒z─▒n de─či┼čen ya┼čamdan i─črenmeleri, bug├╝nk├╝ ko┼čullarda do─čru de─čildir. Ama toplumdan d─▒┼članan ve yery├╝z├╝nde ne kendisine ne de ba┼čkalar─▒na yarayacak bir ┼čey yapabilen bir mutsuz, talihin ve benzerlerinin elinden alamayaca─č─▒ bir t├╝r mutluluk bulur.
Bu mutlulu─čun herkes├že ya da her durumda duyulmayaca─č─▒ kesindir. Y├╝re─čin erin├ž i├žinde olmas─▒, o erincin hi├žbir tutkuyla bozulmamas─▒ gerekir; duyumsayan─▒n ruh olarak haz─▒r bulunmas─▒ ve ├ževrenin de yard─▒m─▒ ko┼čulu vard─▒r; ne kesin bir dinlenme, ne de tel├ó┼č durumu; ama sars─▒nt─▒s─▒z ve kesintisiz, ─▒l─▒ml─▒ ve tekd├╝ze bir devinim ister. Devinimsiz ya┼čam, ancak bayg─▒nl─▒k t├╝r├╝nden bir uykudur. Devinim ├žok ye─čin ya da s├╝reksiz olursa uyand─▒r─▒r; ├ževremizi bize an─▒msatmakla d├╝┼člemin b├╝y├╝s├╝n├╝ bozar ve sanki bizi kendimizden ay─▒r─▒p yeniden yazg─▒n─▒n ve insanlar─▒n boyunduru─ču alt─▒na koyarak dertlerimizi yeniden duyumsat─▒r. Kesin bir dinginlik, ├╝z├╝n├ž verir; bir t├╝r ├Âl├╝md├╝r; o zaman ne┼čeli bir imgelemin yardm─▒na gereksinme duyulur; bu yard─▒m da Tanr─▒n─▒n esirgemediklerine do─čal olarak yeti┼čir. D─▒┼čar─▒dan kaynaklanmayan devinim, o zaman kendimizde olur. Dinlenme tam olmaz, ama daha ho┼č olur; ├ž├╝nk├╝ hafif ve tatl─▒ d├╝┼č├╝nceler ruhun ├Âz├╝n├╝ sarsmay─▒p yaln─▒zca y├╝zeyine s├╝r├╝n├╝r gibi olur. O d├╝┼č├╝ncelerin kendimizi an─▒msatacak ve dertlerimizi unutturacak oranda olmalar─▒ yeter. Bu t├╝rl├╝ d├╝┼člemler, kimsenin rahats─▒z edemeyece─či her yerde zevk verebilir; ├žo─ču zaman, Bastille'de ya da g├Âz├╝m├╝ hi├žbir ┼čeyin ├žekmedi─či bir zindanda bile, tatl─▒ tatl─▒ d├╝┼člemlere dalabilece─čimi d├╝┼č├╝nm├╝┼č├╝md├╝r.
Ancak, a├ž─▒k s├Âylemeliyim ki, bu, do─čal olarak d├╝nyadan yal─▒t─▒lm─▒┼č, her ┼čeyin bana g├╝zel tablolar olarak g├Âr├╝nd├╝─č├╝, orada ya┼čayan birka├ž ki┼činin benim s├╝rekli ilgimi ├žekecek denli ├žekici olmaks─▒z─▒n i├žten bir topluluk olu┼čturduklar─▒ ve b├╝t├╝n g├╝n engelsiz, hi├žbir g├╝├žl├╝─če u─čramadan, istedi─čim gibi davranabildi─čim ya da kendimi tembelli─če b─▒rakabildi─čim bir ─▒ss─▒z ve bereketli adada, daha iyi, daha ho┼č d├╝┼člemlere dal─▒nabiliyordu. Kendisini en ├žirkin ┼čeyler aras─▒nda bile g├╝zel d├╝┼člemlerle beslemesini bilerek, duyarl─▒─č─▒na
«   01   ...    15   16   17   18   19   20   21   22   23   24   25   26   27   28   29   30   31   32   33   34   35   ...    49   »   


´╗┐