Ana Sayfa » Mesnevî-i Şerif Tercümesi » Mesnevi 1. Cilt : 05


MESNEVI 1. CILT

MEVLANA CELALEDDİN-İ RUMİ


120. Güneş, gerçi tektir, fakat onun mislini tasvir etmek mümkündür.
Ama kendisinden esîr var olan güneş, öyle bir güneştir ki, ona zihinde de, dışarda da benzer olamaz. Nerede tasavvurda onun sığacağı bir yer ki misli tasvir edilebilsin! Şemseddin'in sözü gelince dördüncü kat göğün güneşi başını çekti, gizlendi. Onun adı anılınca ihsanlarından bir remzi anlatmak vacip oldu.
125. Can, şu anda eteğimi çekiyor. Yusuf'un gömleğinden koku almış!
“ Yıllarca süren sohbet hakkı için o güzel hallerden tekrar bir hali söyle, anlat.
Ki yer, gök gülsün, sevinsin. Akıl, ruh ve göz de yüz derece daha fazla sevince, neşeye dalsın” (diyor).
“ Beni külfete sokma, çünkü ben şimdi yokluktayım. Zihnim durakladı, onu öğmekten âcizim.
Ayık olmayan kişinin her söylediği söz – dilerse tekellüfe düşsün, dilerse haddinden fazla zarafet satmaya kalkışsın
– yaraşır söz değildir.
130. Eşi bulunmayan o sevgilinin vasfına dair ne söyleyeyim ki bir damarım bile ayık değil!
Bu ayrılığın, bu ciğer kanının şerhini şimdi geç, başka bir zamana kadar bunu bırak!”
(Can) dedi ki: “ Beni doyur, çünkü ben açım. Çabuk ol çünkü vakit keskin bir kılıçtır.
Ey yoldaş, ey arkadaş! Sûfî, vakit oğludur (bulunduğu vaktin iktizasına göre iş görür). ” Yarın“ demek yol şartlarından değildir.
Sen yoksa sûfî bir er değil misin? Vara, veresiyeden yokluk gelir” .
135. Ona dedim ki: “ Sevgilinin sırlarını gizli kapaklı geçmek daha hoştur. Sen, artık hikâyelere kulak ver, işi onlardan anla!
Dilbere ait sırların, başkalarına ait sözler içinde söylenmesi daha hoştur.”
O, “ Bunu apaçık söyle ki dini açık olarak anmak gizli anmaktan iyidir.
Perdeyi kaldır ve açıkça söyle ki ben, güzelle gömlekli olarak yatmam” dedi.
Dedim ki: “ O apaçık soyunur, çırılçıplak bir hale gelirse ne sen kalırsın, ne kucağın kalır, ne belin!
140. İste ama derecesine göre iste; bir otun, bir dağı çekmeye kudreti yoktur.
Bu âlemi aydınlatan güneş, bir parçacık yaklaştı mı, her şey yandı gitti!
Fitneyi, kargaşalığı ve kan dökücülüğü araştırma, Şems-i Tebrizî'den bundan fazla bahsetme.
Bunun sonu yoktur; sen yine hikâyeye başla, onu tamamlamana bak.
O velînin, halayığın hastalığını anlamak için padişahtan halayıkla halvet olmayı dilemesi
(Hekim) dedi ki: ” Ey padişah, evi halvet et, yakını da uzaklaştır.
145. Köşeden, bucaktan kimse kulak vermesin de ben bu cariyecikten bir şeyler sorayım.“ Oda boşaldı, Hekim ile hastadan başka kimsecikler kalmadı.


«   01   02   03   04   05   06   07   08   09   10   11   12   13   14   15   ...    171   »