Ana Sayfa » Mesnevî-i Şerif Tercümesi » Mesnevi 1. Cilt : 25


MESNEVI 1. CILT

MEVLANA CELALEDDİN-İ RUMİ


685.O, hem gönüllere kendini gösterir, hem dervişin hırkasını diker.
Hepimiz yayılmıştık ve bir cevherdik. Orada başsız ve ayaksızdık;
Güneş gibi bir cevherdik, düğümsüz ve sâftık… su gibi.
O güzel ve lâtif nur sûrete gelince kale burçlarının gölgesi gibi sayı meydana çıktı.
Mancınıkla burçları yıkın ki bu bölüğün arasından ayrılık kalksın.
690. Mutlaka ben bunu açar, anlatırdım, fakat bir fikir bile sürçmesin, (bundan) korkarım. Nükteler keskin bir çelik kılıç gibidir. Eğer kalkanın yoksa gerisin geriye kaç! Kalkansız bu elmasın karşısına gelme. Çünkü kılıca, kesmekten utanç gelmez. Ben bu sebepten kılıcı kına koydum; Ters okuyan birisi, aykırı mâna vermesin. Hikâyeyi tamamlamaya, doğrular topluluğunun vefakârlığından bahse geldik:
695. O reisin ölümünden sonra kalktılar, yerine bir vekil istedilerdi.
Emîrlerin veliahtlık için savaşları ve birbirlerine kılıç çekmeleri
O emîrlerin birisi öne düşüp o vefalı kavmin yanına gitti. Dedi ki: “ İşte o zatın vekili; zamanede İsa halifesi benim. İşte tomar, ondan sonra vekilliğin bana ait olduğuna dair burhanımdır.” Öbür emîrde pusudan çıkageldi. Hilâfet hususunda onun dâvası da bunun dâvası gibiydi.
700. O da koltuğundan bir tomar çıkardı, gösterdi. Her ikisinin de Yahudi kızgınlığı başladı.
AÇIKLAMALAR ( Beyitler 1 - 700 )
B. 1-18. En eski Mevlevi kaynaklarına göre Çelebi Husameddin; Mevlâna'dan Mesnevi'yi yazmasını rica edince Mevlâna, “ Bu daha önce bizim gönlümüze doğdu” deyip sarığının arasından bu on sekiz beyti yazdığı kâğıdı çıkarmış. Çelebi'ye sunmuştur. Bu suretle bu beyitleri, bizzat Mevlâna yazmış. Mesnevi'nin mütebaki kısmını Çelebi Hüsameddin'e yazdırmıştır. Mevleviler, bu on sekiz beyte büyük bir ehemmiyet verir, bu beyitleri. Mesnevi'nin fatihası (başlangıcı) sayarlar ve bütün Mesnevi'nin bu beyitlerde olduğunu söylerler. Hattâ Kur'an'ın ilk suresi olan “ Fatiha” suresinin Besmele ile Mesnevi'nin de “ Bişnev - dinle, duy!” diye “ B” ile başladığını uzun uzuzadıya anlatırlar. Hemen her şerhte bu tafsilâta raslanır. Ayrıca bu on sekiz beyit için şerhler «de yazılmıştır. Mevlevilerde nezir ve niyaz sayısı on sekizdir. Yani bir Mevlevi dervişine, bir tekkeye, bir yoksula para verecek olan Mevlevi; bu parayı, on sekiz kuruş, on sekiz yarım lira, on sekiz lira… gibi daima on sekiz sayısına riayetle verir. Mevleviler on sekiz sayısının “ Ebcet hesabında Tanrı adlarından ” Hay-Diri“ adına uyduğunu söylerler. Fakat bu ” Nezr-i Mevlâna“ sayısında Mesnevi'nin ilk on sekiz beytinin tesiri de olsa gerekir. Eski Türklerde dokuz sayısının kutlu olduğu ve on sekizin bu sayının iki misli bulunduğu da dikkate değer.
B. 9. ” Kimde bu ateş yoksa yok olsun.“ Bu cümlede; görünüşte bir ilenme varsa da sofilerde ” Yokluk-Fark, Fena“ , zahiri varlıktan geçmek olduğundan ” Yok olmak“ , hakiki olmıyan varlıktan geçip Tanrı varlığıyle var olmaktır. Hattâ ” Yokluk tamamlanınca Tanrı kalır. Tanrı varlığı meydana çıkar“ mealinde Arapça bir söz de vardır ve bu söze tasavvuf kitaplarında daima raslanır. Bu bakımdan ” Kimde bu ateş yoksa yok olsun“ cümlesinin mânası, ” o da bu ateşle yansın, erisin, yok olarak hakikî varlığa ulaşsın“ demektir ve bir hayır duadır.
B. 25. 26. Musa, Tanrı'dan görünmesini dilemiş. Tanrı, göremiyeceğini, fakat dağa tecelli edeceğini, dağ yerinde durabilirse görmesi ihtimali olduğunu söyleyip Tûr'a tecelli etmiş. Tur, zerre zerre olmuş, Musa da düşüp bayılmış, kendisine gelince tövbe etmiştir. 26 ncı beytin ikinci mısraı:


«   01   ...    15   16   17   18   19   20   21   22   23   24   25   26   27   28   29   30   31   32   33   34   35   ...    171   »