Ana Sayfa » Mesnevî-i Şerif Tercümesi » Mesnevi 1. Cilt : 46


MESNEVI 1. CILT

MEVLANA CELALEDDİN-İ RUMİ


Akıl; Cebrail gibi “ Ey Ahmed, bir adım daha atarsam yanarım!
Sen beni bırak, bundan sonra sen ileri yürü. Ey can sultanı! Benim haddim bu karardır” der.
Tembellik yüzünden şükür ve sabırda mahrum kalan, ancak şunu bilir: Ayağını “ cebir” tutmuştur. (Bana bunu Tanrı
vermiş demektedir).
Cebir iddia eden, hasta değilken kendisini hasta göstermiştir. Nihayetle hastalık o kimseyi sıhhatten ayırmıştır.
1070. Peygamber, “ Şakacıktan hastalanış gerçekten hastalık getirir ve o adam nihayet mum gibi söner gider” dedi.
Cebir ne demektir? Kırık sarmak, yahut kopmuş damarı bağlamak.
Mademki bu yolda ayağını kırmadın; kiminle alay ediyorsun, ayağını neye sardın?
Çalışma yolunda ayağı kırılana derhal Burak geldi, ona bindi.
Din emirlerini yüklenmişti, şimdi kendi bindi. Ferman kabul ediciydi, makbul oldu.
1075. Şimdiye kadar Padişahın fermanını kabul eder, o fermana uyardı, bundan sonra askere ferman verir! Şimdiye kadar talih yıldızı ona tesir ederken bundan sonra o zat yıldızı üzerine emredici olur.
Eğer sen bundan şüphelenirsen o halde “ Şakk-ı Kamer” den de şüphelisin.
Ey gizlice heva ve hevesini tazeleyen kimse! İmanını tazele, ama yalnız dille olmasın.
Heva ve heves tazelenip durdukça iman taze değildir. Çünkü heva, îman kapısının kilididir.
1080. Bakir sözü tevil etmişsin; sen kendini tevil et, Kur'an'ı değil.
İsteğine göre Kur'an'ı tevil ediyorsun. Yüce mâna, senin tevilinden aşağılandı, aykırı bir şekle girdi!
Sineğin gevşek tevilinin değersizliği
* Senin ahvalin o tuhaf sineğe benzer ki o kendini bir adam sanırdı.
* İçmeden kendi kendine sarhoş olmuş, zerresini, güneş görmüş.
* Doğan kuşlarının öğüldüğünü işitmiş; “ Şüphe yok ki ben vaktin ankasıyım” demişti;
O sinek eşek sidiği birikintisindeki saman çöpünün üstünde gemi kaptanı gibi baş kaldırıp,
“ Ben, deniz ve gemi hikâyesini okumuş, bir zaman bunu düşünmüştüm.
İşte şu deniz, şu gemi, ben de ehliyefli, rey ve tedbir sahibi bir kaptanın” dedi.
1085. Deniz üstünde salını sürüp durmaktaydı. O kadarcık bir su ona haddinden fazla göründü. O sidik, sineğe göre hudutsuzdu. Sinekte, onu olduğu gibi görecek göz nerede? Onun âlemi kendi görüşüne göre olur. Gözü, bu kadardır, denizi de ona göre! Bâtıl tevilci, sinek gibidir. Vehmi eşek sidiği, tevil ve tasavvuru saman çöpüdür. Eğer sinek kendi reyiyle saplandığı tevilden geçse, baht o sineği hümâ yapar.


«   01   ...    36   37   38   39   40   41   42   43   44   45   46   47   48   49   50   51   52   53   54   55   56   ...    171   »