Ana Sayfa » Mesnevî-i Şerif Tercümesi » Mesnevi 1. Cilt : 52


MESNEVI 1. CILT

MEVLANA CELALEDDİN-İ RUMİ


1230. Sende “ kâfirler” sözünden bir “ kef” harfi, küfür sıfatlarından bir sıfat bulunsa kadının ferci gibi şehvet yerisin, pis pis kokarsın.
Eğer kaza gözümü ve aklımı kapatmazsa ben tuzağı havada da görürüm. Fakat kaza gelince bilgi, uykuya dalar, ay kararır, gün tutulur.
Kazanın bu çeşit hilesi nadir midir ki? Kaza ve kaderi inkâr edenin inkârı bile, bil ki kaza ve kaderdendir.“
Âdem Aleyhisselâm'ın hikâyesi, açıkça emre uyup tevili terk etmede gözünü kaza ve kaderin
bağlaması
” Allemelesmâ“ ya bey olan, her damarında yüz binlerce ilim bulunan insanlar atası,
1235. Her şeyin adını, nasılsa öylece bilmiş sonunda ne olacaksa sonuna kadar da agâh olmuştu. O, eşyaya ne lâkap verdiyse değişmemiştir; çevik dediği tembel çıkmamıştır. Sonunda mümin olacak kimseyi önceden gördü; sonunda kâfir olacak adam da ona belli oldu. Her şeyin adını, bilenden işit; ” Allemelesmâ“ remzinin sırrını duy!
Bize göre her şeyin adı, görünüşüne tâbidir; nasıl görünüyorsa biz, ona öyle deriz. Fakat Tanrı'ya göre içyüzüne, hakikatine tâbidir.
1240. Mûsâ'ya göre sopasının adı asâ; Yaratan yanında ejderha idi.
Bu âlemde Ömer'in adı puta tapındı; halbuki tâ ” Elest“ te onun ismi mümindi.
Bizim yanımızda adı meni olan şey, Hak yanında şu benlikle zahîr olan sûretti.
Bu meni, yokluk âleminde vardı; eksiksiz, artıksız aynen Tanrı'nın ilminde mevcuttu.
Hâsılı Tanrı indinde sonumuz ne olacaksa hakikatte adımız o olmuştur.
1245. Tanrı, insana âkıbetine göre bir ad koyar. Halkın taktığı ödünç ada göre değil! Âdem'in gözü Tanrı'nın pâk nuru ile gördüğünden adların hakikati ve içyüzü ona ayan oldu. Melekler onda Hak nurunu görüce hepsi, ona yüzüstü secdeye vardılar. Adını andığım şu Âdem'i kıyamete kadar öğsem, vasıflarını saysam yine öğmekten âcizim! Âdem bunların hepsini bildi. Fakat kaza gelince nehyi bilme yüzünden hataya düştü.
1250. Acaba bu nehiy, haram olduğundan mıdır, yoksa korkutmak için mi?
Gönlünce tevili üstün tutunca kendisi hayretteyken tabiatı, buğdaya doğru koştu.
Bahçıvanın ayağına diken batınca hırsız fırsat buldu, esvabını çalıp kaçtı.
Âdem hayretten kurtulup tekrar yola gelince gördü ki hırsız eşyayı iş yerinden götürmüş!
” Rabbena İnnâ zalemnâ“ deyip âh etmeye başladı. Yani ” karanlık bastı, yol kayboldu“ dedi.
1255. Bu kaza, güneşi örten bir buluttur. Aslan ve ejderha bile ondan feryat ve figan etmektedir.
” Kaza ve kader zuhur edince bir tuzağı bile görmüyorsam bo yolda cahil olan yalnız ben değilim ya!“
Zorlamayı bırakıp feryad ü figana koyulan kişi me kutlu kişidir; o, iyi bir işe sarılmıştır.


«   01   ...    42   43   44   45   46   47   48   49   50   51   52   53   54   55   56   57   58   59   60   61   62   ...    171   »