Ana Sayfa » Mesnevî-i Şerif Tercümesi » Mesnevi 1. Cilt : 57


MESNEVI 1. CILT

MEVLANA CELALEDDİN-İ RUMİ


1370. Saltanatı nöbetten üstün olan, ikbali ebedî bulunan nöbet davulunu yedi yıldızdan üstün bir yerde çalarlar.
Nöbetten üstün olanlar, bâki padişahlardır; onlar daima ruhlara sâkidir.
Bir iki gün su içmeyi terk edersen ağzını ebediyet şarabına daldırır, o hakikat şarabını içersin
“ Küçük muharebeden büyük muharebeye döndük ” sözünün tefsiri
Ey padişahlar! Dışarıdaki düşmanı öldürdük; içimizde ondan beter bir hasım var. Bunu öldürmek, aklın fikrin işi değil. İçerideki aslan; öyle tavşan maskarası olmaz.
1375. Cehennem, bu nefistir; cehennem, bir ejderhadır ki harareti denizlerle eksilmez. Yedi denizi içer de yine kocakarıya benzeyen nefsin harareti ve coşkunluğu azalmaz. Taşlar, taş yürekli kâfirler; ağlayıp inleyerek mahcup bir halde cehenneme girerler. Hak'tan ona şu nida gelmedikçe bu kadar azaba da kanaat etmez:
“ Doydun mu” denir. O, kurt ve sırtlan gibi “ Hayır, doymadım” der. İşte sana ateş, işte sana hararet!
1380.Bütün bir âlemi, bir lokma edip yutar da yine midesi “ Daha fazla yok mu” diye bağırır. Nihayet Hak, onun üstüne Lâmekân âleminden ayağını koyar da işte o vakit derhal sakinleşir. Bizim nefsimiz de cehennemin bir parçasıdır. Onun için cüzüler daima küllün tabiatındadır. Nefsi öldürecek ayak da ancak Hak'kın ayağıdır. Zaten nefsin yayını Hak'tan gayrı kim çekebilir? Yaya ancak doğru ok koyarlar. Bu yayın ters ve eğri okları da vardır.
1385. Ok gibi doğru ol da yaydan kurtul! Çünkü her doğru okun, yaydan fırlayacağına şüphe yok. Dış savaşından kurtulunca iç savaşına yüz tuttum.
Biz şimdi küçük muharebeden döndük; Peygamber'le beraber büyük muharebedeyiz. Tanrı'dan denizleri yaran bir kuvvet isterim ki bu Kaf dağını iğne ile yerinden koparıp atayım. Şunu bil ki safları bozup dağıtan aslanla savaşmak kolaydır, asıl aslan, nefsini mağlup edendir. “ *Bunun hakkında sen bir hikâye dinle de sözümden hisse al:
Rum Kayseri elçisinin, Emîrülmü'minin Ömer'e - Tanrı ondan razı olsun - gelip
Ömer'in kerametini görmesi
1390. Rum Kayseri'den, Medine'de Ömer'e uzak çölleri aşarak bir elçi geldi. Medine halkına ” Halifenin köşkü nerededir ki atımı, eşyamı oraya çekeyim“ dedi. Halk, dedi ki: ” Onun köşkü yok; Ömer'in köşkü, ancak aydın canıdır. Gerçi emir diye adı sanı duyulmuşsa da onun, yoksullar gibi ancak bir kulübeciği var. Kardeş, onun köşkünü nasıl görebilirsin? Gönül gözünde kıl bitmiş!
1395. Gönül gözünü kıldan ve hastalıktan arıt, sonra köşkünü görmeyi gözet.
Kimin canı, heveslerden arınmışsa derhal tertemiz Tanrı tapusunu, Tanrı dergâhını görür.
Muhammed, bu ateşten, bu dumandan temizlendiğinden nereye yüz çevirse orada Allah cemalini gördü.
Seni kötülüğe sevk eden vesveselere yoldaş oldukça “ Semme vechullah” ı nasıl bilebilirsin?
Kimin kalbinde kapı açılırsa gönül göğünde yüzlerce güneş görür.


«   01   ...    47   48   49   50   51   52   53   54   55   56   57   58   59   60   61   62   63   64   65   66   67   ...    171   »