Ana Sayfa » Mesnevî-i Şerif Tercümesi » Mesnevi 1. Cilt : 58


MESNEVI 1. CILT

MEVLANA CELALEDDİN-İ RUMİ


1400. Yıldızların içinde ay nasıl görünürse başkaları arasında Tanrı da öyle görünür.
AÇIKLAMALAR ( Beyitler 701 - 1400 )
B. 711. Fetâ, yiğit, delikanlı ve cömert mânalarına gelir. Orta çağlarda Anadoluda ve bütün müslüman memleketlerinde iktisadî bir teşekkül olan Ahilik'te “ Fütüvvet” yani cömertlik esastır. Bu mesleği, anane bakımından Ali'ye götürürlerdi. Zaten Ali hakkında “ La seyfe illâ Zülfekar ve la fetâ illâ Ali” yani, yiğit ve cömert ancak Alidir, kılıç da ancak onun kılıcı olan Zülfekardır diye de bir söz vardır.
B. 741. Kur'an'ın 85 inci suresi olan ve “ Burçları olan göke andolsun” diye başlıyan “ Buruc” suresinde, 796 ncı beyitten 811 inci beytin sonuna kadar olan iki bahis, anlatılmaktadır.
B. 746. Sûr, boynuzdan yapılma nefir, boru demektir. Ulu meleklerden İsrafil, kıyamette sûru üfürecek, herkesin ruhu cesedinden çıkacak ve kıyamet kopacak, ikinci sûr üfürülünce ruhlar, cesetlere girecek ve herkes dirilecektir. Sûr üfürülmesi, kıyamet mânasını ifade eder.
B. 747. “ Sonra Kur'an'ı kullarımızdan seçtiğimiz kişilere miras olarak verdik…” (sure: 65 — Fâtır, âyet: 32). Bu beyitteki “ Evrensel kitap — kitabı miras olarak verdik” sözü bu âyetten alınmadır.
B. 751 - 753. Eskiden yıldızların dünyaya ve dünyadakilere tesir ettikleri kabul edilirdi. Âlemin merkezi olan arzın etrafında sırasiyle “ Kamer, Utarit, Merih, Şems, Zühre, Müşteri, Zühal” vardır. Bunlara “ Seb-a-i Seyyare — Yedi dönen ve yürüyen yıldız” denirdi. Bunlardan Zuhal, hayırsız, yömsüz bir yıldız olduğundan ve hayırlı olduğu zaman pek az bulunduğundan “ Nahs-i Ekber — En büyük hayırsız yıldız” adını almıştı. Merihe de hayırsız olmakla beraber
hayırlı zamanlan da bulunduğundan “ Nahs-ı Asgar — küçük hayırsız yıldız” adı verildi. Bunların ikisine birden “ Nahseyn — iki uğursüz, hayırsız yıldız” , bunlara karşılık Müşteri ile güneşe de “ Sa'deyn — iki uğurlu, hayırlı yıldız” denirdi. Müşterinin kutsuz saati az olduğundan “ Sa'd-i Ekber — en büyük hayırlı, uğurlu kutululuk yıldızı” , güneşin kutsuz, saatleri bulunduğundan güneşe de “ Sa'd-i Asgar — uğurlu küçük kutluluk yıldızı” denirdi. Öbür yıldızlar bazan. kutlu, bazan kutsuz sayılırdı. Bu yedi yıldızın her biri haftanın bir gününe hâkim olduğu gibi yirmi dört saatten her saatte sırasiyle bir yıldızın hâkim olduğu kabul edilirdi. Bir saate hangi yıldız hâkimse o saatte o yıldızın tabiatına uygun olan iş rasgelirdi. Onun için işlerde muvaffakiyet elde etmek üzere her iş, o işe uygun yıldızın zamanında yapılırdı. Aynı zamanda bir çocuk doğunca “ İlm-i Nücum — yıldız bilgisi” ile uğraşanlar, o anda gökyüzünün haritasını yaparlar, yıldızların vaziyetlerine-göre yedi yıldızdan hangisinin hâkim olduğunu bulurlardı ki bu hâkim yıldız, çocuğun yıldızı sayılır,
o yıldızın gökteki vaziyetlerine göre o adamın maddî hayatında inkılâplar olur, sanılırdı. Kozmoğrafyamn bu çocukça, telâkkisine “ Astroloji” derler. Mevlâna'nın bu beyitlerinde. Astronomi bildiği fakat meselâ 540 ıncı beyitten ve burada 574 üncü beyiten itibaren on beyitten, yine üçüncü cildin başlangıcından da Astroloji'ye ehemmiyet vermediği anlaşılmaktadır.
B. 754. İhtirak ve Nahis: ihtirak, ay müstesna olmak üzere diğer yıldızların güneşle bir derecede bulun-malardır. Nahis, kutsuz, bir yıldızın hâkim olmasına denir. İkisi de Astroloji'ye göre kötüdür.
B. 755. Yedi yıldızın bulunduğu her gök, bir kattır. Bu suretle yedi kat gök vardır. Bu yedi kat gökü kuşatan gökte sabiteler, yani burçlar vardır. Bu gökü de bir kat gök kaplar ki bu gökte hiçbir şey yoktur. Onun. için bu göke “ Atlas” denir. Bu suretle yedi kat gök dokuz olur.
751-753 üncü beyitlerin izahına bakınız.


«   01   ...    48   49   50   51   52   53   54   55   56   57   58   59   60   61   62   63   64   65   66   67   68   ...    171   »