Ana Sayfa » Mesnevî-i Şerif Tercümesi » Mesnevi 1. Cilt : 91


MESNEVI 1. CILT

MEVLANA CELALEDDİN-İ RUMİ


B. 1807 - 1809. Bu beyitlerden apaçık anlaşılıyor ki Mevlâna, bu bahisleri sabaha kadar söylemiş. Çelebi Hüsameddin yazmıştır. Burada Mevlâna, gün ışığını görünce Çelebi'yi uykusuz bıraktığından üzülüyor ve kendisinden tatlı bir dille özür diliyor. 1809 daki adı geçen Mansur, Abâ-al Mugıys Huseyn-ibn-i Mansûr al Hallac'dır ki hicrî 309 (922) de Bağdad'da idam edilmiştir. Şeriata aykırı sözleri yüzünden idam edilen Mansur, birçok sofilerce makbul sayılmıştır. Aynı zamanda bu beyitteki “ Senin Mansur şarabın” sözünde iham da vardır. Çünkü “ Mansur” yardım edilmiş; mânasına geldiğinden “ Mansur şarabın” yardım edilmiş şarabın, feyzin ve lütfün mânalarına da gelir Mansur'la en fazla meşgul olan L. Massignon' dur. Onun hakkında “ Al-Hallaj, Martyr mystique de l'İslâm” adlı bir eser yazdığı gibi (Paris 1922) ayrıca “ Ahbâr al Hallaj'ı (Paris 1936 ve Mansur'un ” Kitâb al-Tavvâsîn“ ini de bastırmıştır
(Paris 1913).
B. 1877. den sonraki başlık. ” Tanrı'nın dilediği olur, dilemezse olmaz“ diye bir hadîs rivayet edilir.
B. 1898. Akl-ı Küll, Akl-ı Cüzi karşılığıdır. Akl-ı Cüzi, dünya işlerine eren akıldır ki buna geçim aklı mânasına ” Akl-ı Maaş“ da denir. Aynı zamanda akl-ı Küll, Hükema felsefesince yaratıcı kudretin faal tecellisidir. Bu faal tecelliye karşılık bir de münfail tecelli vardır. Buna da Nefs-i Kül derler. Akl-ı Kül'le Nefs-i Külden felekler ve anasır meydana gelmiş, feleklerle unsurların birleşmesinden üç çocuk (Mevlâlîd-i Selâse) yani cemat, nebat ve hayvan vücut bulmuştur. Tasavvufu Hükema felsefesiyle birleştiren sofilerce Akl'ı Kül şeriat dilinde Cebrail'dir.
B. 1905. Hakîm-i Gaznevî, Senâî'dir ve bu beyitten sonraki iki beyit onundur.
B. 1924. Bu beyitteki cümleler., Kur'an'ın 55 inci suresi olan Rahman suresinin 33 üncü âyetinden alınmadır. Âyetin mânası şudur: ” Ey cinler ve insanlar, göklerin ve yeryüzünün sınırlarından dışarı çıkabilirseniz çıkın! Çıkamazlar, ancak Tanrı kudretiyle.“
B. 1934. Tanrı, Cebrail'i Meryem'e göndermiş, Cebrail de Meryem'in yakasından üfürmüş, Meryem bu suretle gebe kalmış ve İsa Peygamber'i doğurmuştur. İncil'de de aşağı yukarı aynı olan bu rivayet, Kur'an'ın birçok surelerinde vardır. Hattâ 19 uncu suresi, bilhassa İsa Peygamber'i ve doğumunu anlatır. Bu yüzden de ” Meryem suresi“ adiyle anılır.
B. 1938. ” Kul farzlardan başka ibadetlerle meşgul oldukça bana yaklaşıp durur. Nihayet ben, onun kulağı gözü. dili, eli ayağı olurum. Benimle duyar, benimle görür, benimle söyler, benimle tutar, benimle yürür“ diye bir Hadis-i Kudsî rivayet edilir ki sofiler, buna bilhassa ehemmiyet verirler. Bu mertebeye ” Kurb-i Nevafil — Nafileler yüzünden Tanrı'ya yakın olmak“ mertebesi derler.
B. 1939. H. Muhammed'in ” Bir kişi, Tanrı'ya mal olur, kendisini Tanrı'ya verirse.. Tanrı da onun için, olur“ dediği rivayet edilmiştir.
B. 1953 - 1959. Bu iki beyitteki Arapça sözler. Kuran'ın 33 üncü suresi olan Ahzâb suresinin 72 nci âyetinden alınmıştır. Âyetin manâsı şudur: ” Şüphe yok. ki biz emaneti göklere, yere ve dağlara arzettik.. yüklenmekten çekindiler, ondan korktular.. İnsan yüklendi, yüklendi ama çok zalim ve bilgisiz.“ 1959 daki ” Feebeyne en yahmilnehâ“ yüklenmekten çekindiler; ” Eşfakne minhâ“ da ondan korktular demektir.
B. 1972. ” Ey beyaz kadıncağız, benimle konuş!“ H. Muhammed'in Ayşe'ye böyle dediği rivayet edilmiştir. Sofilere göre Peygambere ruhaniyet galebe edince dünya ile meşgul olmak, oyalanıp o halden kurtulmak için. zevcesine böyle hitabeder, onunla konuşur görüşürdü. Beşeriyet galebe edince de müezzinleri olan Bilâl'e ” Ezan oku, bizi ferahlandır“ derlerdi.


«   01   ...    81   82   83   84   85   86   87   88   89   90   91   92   93   94   95   96   97   98   99   100   101   ...    171   »