Ana Sayfa » Mesnevî-i Şerif Tercümesi » Mesnevi 1. Cilt : 161


MESNEVI 1. CILT

MEVLANA CELALEDDİN-İ RUMİ


Suyu bırakın yoksullara ekmek dağıtın. Eğer bana tâbi iseniz hasisliği terk edin“ dedi.
3715. Halk, Ömer'e ” Bizim kapılarımız açık. Cömert kişileriz, mürüvvet ehliyiz, dediler.
Ömer dedi ki: “ Siz, âdet olduğu için yoksullara ekmek verdiniz, Tanrı için eli açık olmadınız.
Öğünmek, görünmek, nazlanmak için cömertlik etmektesiniz; korkudan. Tanrı'dan çekinmeden, ona niyaz etme yüzünden değil!”
Mal tohumdur, her çorak yere ekmek; kılıcı her yol vurucunun eline verme! Din ehlini kin ehlinden ayırt et; Hakla oturanı ara, onunla otur!
3720. Herkes, kendi kavmine ( meşrebine uygun kimselere) cömertlik gösterip mal, mülk verir, Nâdan kişi de bu suretle bir iş yaptım sanır.
Düşmanın, Ali -Keremallahu vechehunun yüzü- ne tükürmesi üzerine Emîr-ül Müminîn Ali'nin elinden kılıcı atması
İbadetteki ihlâsı Ali'den öğren, Tanrı aslanını hilelerden arınmış bil. Savaşta bir yiğiti atletti, hemen kılıcını çekip üstüne saldırdı. O, her peygamberin, her velînin öğündüğü Ali'nin yüzüne tükürdü. Bir yüze tükürdü ki ay, secde yerinde o yüze secde eder.
3725. Ali, derhal kılıcı elinden attı, onunla savaşmadan vazgeçti.
O savaşçı er, bu işe, bu yersiz af ve merhamete şaşıp kaldı.
Dedi ki: “ Bana keskin kılıcını kaldırmıştın, neden kılıcı indirdin ve beni bıraktın?
Benimle savaşmadan daha âlâ ne gördün de beni avlamadan vazgeçtin?
Ne gördün ki bu derecede kızgınken kızgınlığın yatıştı; böyle bir şimşek çaktı, sonra sönüverdi?
3730. Ne gördün? O gördüğün şeyin aksi bana da vurdu; gönlümde, canımda bir şûle parladı. Kevinden, mekândan yüce, candan daha iyi neydi o gördüğün ki bize can bağışladı? Yiğitlikte Tanrı aslanasın, mürüvvette kimsin, bunu kim bilir?
Mürüvvette Tih sahrasında Musa'nın bulutusun. O bulutta eşi görülmemiş nimetler, ekmekler yağar.” Bu bulutlar, çalışıp çabalar, buğday bitirirler. Halk onu pişirip bal gibi tatlı bir hale koyarl.
3735. Halbuki Musa'nın bulutu rahmet kanadını açar, halka zahmetsizce pişmiş ve tatlı nimetler verir.
O bulutun rahmeti, kerem sofrasında pişmiş yemek yiyenler için âlemde bayrak açmıştır.
O vergi ve o ihsan, niyaz ehlinden tam kırk yıl, bir gün bile eksik olmadı.
Nihayet onlar, bayağılıklarından kalkıp pırasa, tere ve marul istediler; onun üzerine kesildi.
3740. Ahmed'in yüce ümmeti için o yemek kıyamete kadar bakidir.
Peygamber'in “ Rabbime misafir olurum” demesi ortalığa yayılınca, “ O beni doyurur, su verir” sözü, bu mânevi yemekten kinaye oldu.
Bunu, hiç tevil etmeden kabul et ki boğazına bal ve süt gibi lezzetli gelsin. Çünkü tevil ihsan edilen şeyi geri vermektir. Çünkü tevilci hakikatı hata görür.


«   01   ...    51   52   53   54   55   56   57   58   59   60   61   62   63   64   65   66   67   68   69   70   71   ...    171   »