Ana Sayfa » Mesnevî-i Şerif Tercümesi » Mesnevi 1. Cilt : 169


MESNEVI 1. CILT

MEVLANA CELALEDDİN-İ RUMİ


Dönen kişi; ayrıldığı şehre tekrar gelen kişidir; zamanın ayırışından kurtulup birliğe erişendir.
Seyisin Emir-ül Müminîn, beni öldür ve bu kazadan kurtar“ diye ayaklarına kapanması
Seyis tekrar gelerek ” Ya Ali, beni tez öldür ki o kötü vakti, o fena zamanı görmeyeyim. Sana helâl ediyorum, kanımı dök ki gözüm o kıyameti görmesin“ dedi.
3940. Dedim ki: Eğer her zerre bir kanlı, bir katil olsa da elinde hançer olarak senin kastına yürüse. Yine senin bir tek kılını kesemez. Çünkü kader kalemi böyle yazmıştır; sen beni öldüreceksin. Fakat tasalanma, senin şefaatçin benim. Ben ruhun eri ve sultanıyım, ten kulu değil! Yanımda bu tenin kıymeti yok; ten kaydına düşmeyen bir er oğlu erim. Hançer ve kılıç, benim çiçeğim; ölüm meclisim… bağım, bahçemdir.”
3945. Tenini bu derece öldürüp ayaklar altına alan kişi, nasıl olur da beylik ve halifelik hırsına düşer? O, ancak emirlere yol göstermek, emirliği belletmek için zâhiren makam işleriyle ve hükümle uğraşır; Emirlik makamına yeni bir can vermek, hilâfet fidanını meyvelendirmek için bu işle meşgul olur.
Mustafa Sallallahu Aleyhi Vesellem'in, Mekke'yi ve diğer yerleri fethetmek istemesi, dünya mülkünü sevdiğinden değildi; Tanrı emriyleydi. Çünkü “ Dünya cifedir” buyurmuştu.
Peygamber, Mekke'yi fethe uğraştı diye nasıl olurda dünya sevgisiyle ittiham edilir? O öyle bir kişiydi ki imtihan günü ( yani Miraç'ta) yedi göğün hazinesine karşı hem yüzünü yumdu, hem gönlünü kapadı.
3950. Onu görmek için yedi kat gök uçtan uca hurilerle meleklerle dolmuştur.
Hepsi kendilerini, onun için bezemişti, fakat onda sevgiliye aşktan, sevgiliye meyil ve muhabbetten başka bir heva ve heves nerede ki:
O, Tanrı ululuğuyla, Tanrı celâliyle öyle dolmuştur ki bu dereceye, bu makama Tanrı ehli bile yol bulamaz. “ Bizim makamımıza ne bir şeriat sahibi peygamber erişebilir, ne melek, hattâ ne de ruh” dedi. Artık düşünün anlayın!
“ Göz Tanrı'dan başka bir yere şaşmadı, meyletmedi” sırrına mazharız, karga değiliz; âlemi renk renk boyayan Tanrı sarhoşuyuz; bağın bahçenin sarhoşu değil“ buyurdu!
3955. Göklerin, akılların hazineleri bile Peygamber'in gözüne bir çöp kadar ehemmiyetsiz görünürse. Artık Mekke, Şam ve Irak ne oluyor ki onlar için savaşsın, onlara iştiyak çeksin!
Ancak gönlü kötü olan, onun işlerini kendi bilgisizliğine, kendi hırsına göre mukayese eden kişi onun hakkında böyle bir şüpheye düşer.
Sarı camdan bakarsan güneşin nurunu sapsarı görürsün. O gök ve sarı camı kır da eri ve tozu gör!
3960. Atlı bir er, atını koştururken tozu dumana katar, etrafta bir tozdur kalkar. Sen, tozu Tanrı eri sanırsın.
İblis de tozu gördü, ” Bu toprağın fer'idir. Benim gibi ateş alınlı birisinden nasıl üstün olur?“ dedi.
Sen azizleri insan gördükçe bil ki bu görüş İblis'in mirasıdır
Be inatçı, İblis'in oğlu olmasan o köpeğin mirası nasıl olur da sana düşer?
Ben köpek değilim, Tanrı aslanıyım. Tanrı aslanı suretten kurtulandır.


«   01   ...    59   60   61   62   63   64   65   66   67   68   69   70   71   72   73   74   75   76   77   78   79   ...    171   »