´╗┐ Ana Sayfa ┬╗ Rus Edebiyat─▒ Klasikleri ┬╗ Ana : 160


ANA

MAKS─░M GORK─░


┬ź├çok ├╝zg├╝n├╝m,┬╗ diye ekledi. ┬źDaha ellisinde yoktu, uzun s├╝re ya┼čayabilirdi. Ama ├Âb├╝r yandan da ├Âl├╝m├╝n ona ya┼čamaktan daha hafif geldi─čini d├╝┼č├╝n├╝yor insan ister istemez. Hep yaln─▒zd─▒, herkes i├žin bir yabanc─▒yd─▒. Hi├ž kimse ona gerek duymazd─▒. Babam─▒n ba─č─▒r─▒p ├ža─č─▒rmalar─▒ndan korkard─▒ hep. Buna ya┼čamak denir mi? ─░nsan iyi bir ┼čey bekledi─či zaman ya┼čam─▒┼č olur; hakaretten ba┼čka ┼čey bekledi─či yoktu onun.┬╗
Ana bir an d├╝┼č├╝nd├╝kten sonra:
┬ź├çok do─čru s├Âyl├╝yorsunuz, Nata┼ča,┬╗ dedi. ┬ź─░nsan iyi bir ┼čey bekledi─či zaman ya┼č─▒yor demektir, hi├ž bir ┼čey beklemiyorsa e─čer, ya┼čamak de─čildir o.┬╗
Gen├ž k─▒z─▒n elini sevecenlikle ok┼čayarak sordu:
┬ź┼×imdi yaln─▒z m─▒s─▒n─▒z?┬╗
Nata┼č'a usulca:
┬źEvet,┬╗ diye yan─▒tlad─▒.
Ana sustu, sonra g├╝l├╝mseyerek:
┬źZarar─▒ yok,┬╗ dedi. ┬ź─░nsan iyi y├╝rekli olunca hi├žbir zaman yaln─▒z kalmaz, her zaman arayanlar─▒ bulunurÔÇŽ┬╗

SEK─░Z─░NC─░ B├ľL├ťM

Nata┼ča bir dokuma fabrikas─▒n─▒n yak─▒n─▒ndaki buca─č─▒n okuluna ├Â─čretmen olarak atand─▒. Pelgaeya ona yasaklanm─▒┼č kitaplar, ├ža─čr─▒lar, gazeteler g├Ât├╝rmeye ba┼člad─▒. Resmen bu i┼čle g├Ârevlendirildi art─▒k. Ayda bir├žok kez kimlik de─či┼čtirir, k├óh rahibe, k├óh dantel ve tuhafiye sat─▒c─▒s─▒, k├óh hali vakti yerinde bir burjuva kad─▒n─▒ ya da turist k─▒l─▒─č─▒na girer, yaya, trenle ya da y├╝k arabas─▒yla, pmuzunda torba, elinde valiz, dola┼č─▒p dururdu.
Vagonda olsun, vapurda olsun, otellerde ya da hanlarda, her yerde rahat ve yal─▒n davran─▒r, tan─▒mad─▒─č─▒ kimselerle konu┼čur, ho┼ča giden s├Âzler s├Âyler, ├žok g├Ârm├╝┼č ge├žirmi┼č kad─▒nlar gibi kendinden emin tav─▒rlar─▒yla dikkat ├žekerdi.
─░nsanlarla konu┼čmaktan, ya┼čant─▒lar─▒n─▒, s─▒zlan─▒┼člar─▒n─▒, kar┼č─▒la┼čt─▒klar─▒ zorluklar─▒ dinlemekten ho┼član─▒rd─▒. Kar┼č─▒s─▒ndakini ho┼čnutsuz g├Âr├╝nce sevin├ž duyard─▒. Kaderin sillesine ba┼čkald─▒ran ki┼čilerin, sorulara kafalar─▒nda yan─▒t arad─▒klar─▒n─▒ sevin├žle farkederdi. Tasalar─▒yla, ekmek derdiyle, insanlar─▒n t├╝m ya┼čant─▒s─▒ gittik├že daha geni┼č, daha renkli bir tablo halinde seriliyordu ├Ân├╝nde. Her yerde insanlar─▒n ayn─▒ siniklikle aldat─▒ld─▒klar─▒n─▒, soyulduklar─▒n─▒ s├Âm├╝r├╝ld├╝klerini, kanlar─▒n─▒n emildi─čini b├╝t├╝n ├ž─▒plakl─▒─č─▒yla g├Âr├╝yordu. ┼×unu da art─▒k? biliyordu ki, halk yoksulluk i├žindeyken, paha bili├žilemeyecek zenginliklerin yan─▒nda yar─▒ a├ž yar─▒ tok ├Âm├╝r t├╝ketirken yery├╝z├╝nde her ┼čey vard─▒, her ┼čey boldu. Kentlerde, Tanr─▒n─▒n i┼čine hi├ž yaramayan alt─▒n ve g├╝m├╝┼čle tap─▒naklar dolup ta┼čarken, kilise avlular─▒nda sefiller titreye titreye bo┼čuna bekle┼čirlerdi bir sadaka koparmak i├žin. Eskiden de g├Ârm├╝┼čl├╝─č├╝ vard─▒ bu manzaray─▒, zengin kiliselerde alt─▒n brodeli c├╝ppe giymi┼č papazlarla, kul├╝belerde pa├žavralara b├╝r├╝nen fakir fukara aras─▒ndaki ├želi┼čkiyi. O zaman do─čal bulurdu bunu, oysa ┼čimdi art─▒k bu durumu ola─čan kar┼č─▒layam─▒yor, yoksullara yap─▒lm─▒┼č bir hakaret say─▒yordu. O yoksullar ki kiliseyi zenginlerden fazla severlerdi ve zenginlerden fazla ihtiya├žlar─▒ vard─▒ kiliseye.
«   01   ...    50   51   52   53   54   55   56   57   58   59   60   61   62   63   64   65   66   67   68   69   70   ...    262   »   


´╗┐