Ana Sayfa » Rus Edebiyatı Klasikleri » Babalar ve Oğullar : 04


BABALAR VE OĞULLAR

İVAN SERGEYEVİÇ TURGENYEV


“Ama faytonda ancak iki kişilik yer var, bilmiyorum, arkadaşın nasıl…” Arkadiy alçak sesle onun sözünü kesti.
“Geldiğimiz araba ile gider o” dedi. “Rica ederim, teklifli davranma ona. Candandır, aldırmaz öyle şeylere. Göreceksin ya.”
Nikolay Petroviç'in arabacısı atları getirdi.
“Hadi çabuk ol, hadi kaba sakal” dedi Bazarov arabacıya. “Duydun mu söyleneni Mitya?” diye söze katıldı başka bir arabacı, ellerini koyun derisinden paltosunun arka cebine sokmuştu. “Beyefendi seni nasıl çağırdı, duydun mu? Kaba sakalsın da hani.” Mitya kasketini çekiştirdi ve soluyan, koşulmuş hayvanın dizginlerini çekti.
“Çabuk olun, çocuklar, çabuk olun! Elbirliği ile hadi” dedi. Nikolay Petroviç. “Bizim şerefimize iki tek var size, bu işin sonunda.” Birkaç dakika içinde arabanın koşulması tamamlandı; baba ile oğlu faytona yerleştiler; Piyotr yerine çıktı; Bazarov da atladı arabaya, deri yastığa başını yasladı… Böylece iki araba yola koyuldu. “Beni çok bekledin mi?” diye sordu Arkadiy. “Aşağı yukarı beş saat.”
“Ah benim tatlı babacığım…” Arkadiy dönüp eğildi ve babasının yanağını şapırtı ile öptü. Nikolay Petroviç sessizce güldü.
“Eh artık üniversiteyi bitirdin, yuvana döndün işte” dedi Nikolay Petroviç, Arkadiy'nin bir omuzuna bir dizine vurarak, “Yuvana döndün sonunda…”
“Pavel amcam nasıl iyi mi?” diye sordu Arkadiy, yüreğini dolduran çocuksu sevince karşın, konuşmayı duygusallıktan çok, elden geldiğince beylik konulara getirmek istiyordu.
“Çok iyi, o da gelip seni karşılamak istiyordu, ama vazgeçti kimi sebeplerden dolayı.”
Sonra, “Bak şimdi, senin için aldığım atı gör!” diye başladı. “Gör bak!” senin odanın duvarına yeni kağıt kaplattım“
“Bazarov için hazır bir oda var mı?”
“Buluruz canım.”
“Ne olur baba, ona ikramda kusur etme. Onun dostluğuna ne kadar değer verdiğimi anlatamam.
“Yeni mi tanıştınız?”
“Evet, çok yeni.”
“Demek o yüzden geçen kış görmedim onu. Ne okuyor?”
“Doğa bilim esas konusu. Ama bilmediği yok, gelecek yıl tıp doktorası yapmak istiyor.” “Ha, demek tıp fakültesinde” dedi Nikolay Petroviç ve bir an sustu. Sonra oğluna dönerek, “Bu yıl başım dertte köylülerle” diye sürdürdü sözlerini. ”Ondalıklarını ödemiyorlar, ne yapacaksın?”
“Ya gündelikçiler… Onlardan memnun musun?”
“Evet” dedi Arkadiy'nin babası. “İşin kötüsü, kışkırtılıyorlar bana karşı, bir çaba gösterdikleri de yok. Ama hakçası, toprağı iyi sürdüler. Hele bir harmanı bulalım, yeterince unumuz olacak. Ama söyle bakayım, çiftlik işleriyle ilgilenmeye mi başlıyorsun?”
«   01   02   03   04   05   06   07   08   09   10   11   12   13   14   ...    117   »