Ana Sayfa » Rus Edebiyatı Klasikleri » Babalar ve Oğullar : 05


BABALAR VE OĞULLAR

İVAN SERGEYEVİÇ TURGENYEV


Arkadiy bu soruya boş vererek, “Yazık, gölgeliğimiz yok hiç” dedi.
Nikolay Petroviç birden, “Piyotr”, diye seslendi, kolunu uzatıp göstererek, “Şu arabadakiler bizim köylüler değil mi?”
Piyotr, efendisinin gösterdiği yere baktı. Dar köy yolundan, gemsiz atların koşulduğu bir kaç araba geliyordu. Her arabada bir iki köylü vardı. “Öyle efendim” dedi Piyotr. “Nereye gidiyorlar? Kente mi?”
“Kente olacak. Meyhaneye” diye ekledi hor görerek ve gördün mü der gibilerden arabacıya döndü hafifçe. Fakat arabacı hiç oralı olmadı, modern görüşleri tutmayan eski tür bir köylüydü.
Nikolay Petroviç sonra oğluna döndü, “Evin kuzey yanındaki verandanın üstüne büyük bir tente gerdirdim,” dedi, “Şimdi yemeğimizi açık havada yiyebiliriz artık.”
“Ama yazlık bir köşk görünümü vermeyecek mi bu eve? Neyse, zarar yok. Ne hava! Ne güzel! Derim ki, dünyanın hiçbir yerinde hava böylesine tatlı kokmaz. Sonra bu ne gökyüzü…” Arkadiy birden durdu, arkasına bir göz attı, sustu sonra.
“Elbette” dedi Nikolay Petroviç, “Burada doğdum, her şey seni etkileyecek, özel bir…”
“Ama baba, insan nerede doğmuş olursa olsun, ne fark eder?”
“Ama…”
“Yo, hiç fark etmez.”
Nikolay Petroviç oğluna yan yan baktı, konuşma yenilenmeden önce araba yarım mil kadar almıştı.
“Sana yazıp yazmadığımı unuttum” diye söze başladı Nikolay Petroviç, “yaşlı dadın Yegorovna'nın öldüğünü.”
“Deme? Zavallı kadın! Ya Prokofyiç? Sağ mı o?”
“Evet, hem de hiç değişmedi, gene eskisi gibi geveze. Gerçekten de Maryino'da hiçbir değişiklik bulamayacaksın.” “Kahya, eski kahya mı?”
“Ha onu değiştirdim. Eskiden evde uşaklık edip de özgürlüklerini kazanmış olanların hiçbirini tutmamaya karar verdim; ya da güvenlik isteyen işlerde güvenmiyorum onlara, en azından.” Arkadiy, Piyotr'dan yana bir göz attı. Fransızca konuşarak “Özgür artık o” dedi. Nikolay Petroviç alçak sesle, “Ama uşak o. Benim yeni kâhya kasabalı şimdi, çok becerikli görünüyor. Yılda iki bin elli ruble veriyorum. Ancak şunu da ilave edeyim” dedi eli ile kaşlarını ve alının sıvazlayarak (bu hareketi canının sıkıldığını gösterirdi hep), “Maryino'da hiçbir değişiklik bulamayacağını söylemiştim ya… Tam da doğru değil. Sanırım seni uyarmak zorundayım ki…”
Bir anda durakladı, sonra Fransızca sürdürdü sözlerini; “Katı bir ahlakçı benim bu içtenliğimi uygunsuz bulurdu; ama en başta gizlemek olanaksız bunu, sonra da, bildiğin gibi.
Baba oğul arasındaki ilişkiler vardır hep. Gene de haklı olabilirsin beni suçlarsan. Benim yaşımda… Neyse uzatmayalım sözü… Şu kız canım, belki de duymuşsundur.”
“Feniçka mı?” diye sordu Arkadiy Petroviç, ilgisizce.
«   01   02   03   04   05   06   07   08   09   10   11   12   13   14   15   ...    117   »