Ana Sayfa » Rus Edebiyatı Klasikleri » Babalar ve Oğullar : 28


BABALAR VE OĞULLAR

İVAN SERGEYEVİÇ TURGENYEV


“Sizin ikinizin Rus halkını gerçekten tanıdığınıza, onun ihtiyaçlarını ve isteklerini temsil ettiğinize inanamıyorum. Hayır, Ruslar sizin düşündüğünüz gibi değildir. Onlar gelenekleri kutsal bilirler, patriarkal bir halktır, onlar inanmadan yaşayamaz…”
“Bunu tartışmayacağım” diye sözünü kesti onun Bazarov, “sizin haklı olduğunuzu kabul etmeye hazırım.”
“Ama haklıyım elbet…”
“Bu hiçbir şeyi ispatlamaz.”
“Öyle, hiçbir şeyi ispatlamaz” diye yineledi Arkadiy, karşısındaki oyuncunun açıkça tehlikeli bir oyunun önceden kestiren ve bundan ötürü de en ufak bir şaşkınlığa düşmeyen pişkin bir satranççının kendine güveni ile.
“Öyleyiz diyelim, ne var bunda?” diye bağırdı Bazarov.
“Gök gürlediği zaman halk, İlyas Peygamberin arabası ile gökyüzünde dolaştığına inanır. Ee, ben de onlara mı uyayım? Sonra da onlar Rustur diye ben Rus olmayacak mıyım?”
“Benim büyükbabam toprakla uğraşırdı” diye karşılık verdi Bazarov, yapmacık bir gururla.
“Köylülerinizden istediğinize sorun. Hangimizi, sizi mi beni mi daha köylü sayacak bakalım.
Onlarla nasıl konuşulacağını bile bilmezsiniz siz.”
“Siz onlarla konuşuyorsunuz, ama küçük de görüyorsunuz onları.”
“Küçük görülmeye layık iseler neden küçük görmeyeyim! Benim davranışımı yanlış buluyorsunuz, ama kim söyledi size bu duruma tesadüfen geldiğimi? Sizin onca tutku ile savunduğunuz o ulusal ruhun ürünü değil midir benimki de?”
“Ne güzel! Ne yararlı bir ürün bu nihilistler!”
“Yararlı ya da değil, biz karar verecek değiliz. Siz de yararlı sayıyorsunuz kendinizi dünyada.”
“Baylar, baylar, rica ederim kişiliklerle uğraşmayın” diye bağırdı Nikolay Petroviç, yerinden kalkarak.
Pavel Petroviç güldü ve elini kardeşinin omuzuna koyarak onu oturttu yine. “Merak etme” dedi “Kaybetmem kendimi, Bay … Dr. Bazarov'un öylesine kıyasıya saldırdığı kişiliğime olan saygımdan ötürü kaybetmem. Müsaade ederseniz” diye sürdürdü sözleri sonra, gene Bazarov'a dönerek. “Siz belki görüşünüzün yeni bir şey olduğunu sanıyorsunuz. Ama tam bir yanılgı bu. Sizin vaaz ettiğiniz materyalizm kaç kez uygulama fırsatı kazandı ve hep hüsrana uğradı.”
“Gene yabancı bir sözcük!” diye kesti onun lafını Bazarov. Öfkelenmeye başlıyordu, yüzünü kaba bakır rengi kaplamıştı.
“Önce biz hiçbir şey vaaz etmiyoruz. Adetimiz değildir…” “Peki, ne yapıyorsunuz?”
“Yaptığımız şu. Üstünden çok geçmedi, dedik ki, memurlar rüşvet alıyor, yol yok, ticaret sıfır, adil mahkemeler yok.”
«   01   ...    18   19   20   21   22   23   24   25   26   27   28   29   30   31   32   33   34   35   36   37   38   ...    117   »