Ana Sayfa » Rus Edebiyatı Klasikleri » Babalar ve Oğullar : 34


BABALAR VE OĞULLAR

İVAN SERGEYEVİÇ TURGENYEV


Matevi İlyiç, Arkadiy'yi, aydın kafalı yüksek bir memura yakışır bir şekilde karşıladı. Ama, davet ettiği kuzenlerinin köyde kalmayı yeğlediklerini öğrenince şaşırdı. “Babam eskiden de acayip adamın biriydi” dedi, görkemli kadife ceketinin püskülleriyle oynayarak. Sonra birden, sivil ceketi ta yukarı kadar titizce iliklenmiş genç bir memura dönerek, dikkatini toplar gibi hava ile “Ne?” diye bağırdı. Daldığı suskunluktan dudakları neredeyse birbirine yapışmış olan genç adam yerinden fırladı ve üstü olan adama baktı… Fakat astını şaşkınlık içinde bırakan Matevi İlyiç, artık ilgilenmedi onunla. Bizim yüksek memurlarımız, astlarını irkiltip ürkütmeye çok düşündürler, bu sonucu elde etmek için de çeşitli yollara başvururlar. Bunların arasında İngilizlerin “pek gözde” dedikleri, aşağıdaki metod el üstünde tutulur. Yüksek memur birden en basit sözcükleri anlamaz olur, sağır olmuş gibi yapar. Sözgelişi, “Bugün günlerden ne?” diye sorar.
Ona saygı ile, “Bugün Cuma ekselans” diye bildirirler.
“Ne? Ne demek? Ne diyorsunuz?” diye yineler büyük adam, dikkatini zorlayarak.
“Bugün Cuma ekselans.”
“Ne? Ne cuması? Hangi cuma?”
“Demek ben… bana ekselans, günlerden Cuma.”
Matevi İlyiç, liberal olarak tanınsa bile, gene de yüksek bir memurdur.
“Yavrum, sözümü dinle, git valiyi ziyaret et” dedi Arkadiy'ye, “Anladın elbet, ben böyle yapmanı, büyüklere saygı sunma gereği gibi bir düşünceden ötürü öğütlemiyorum. Sadece şundan, vali iyi bir adamdır, onun için. Ayrıca burada kibar çevreyi tanımak istersin elbette…
Köy budalası değilsin ya? Öbür gün büyük bar balo veriyor vali.”
“Benim şerefime veriyor” dedi Matevi İlyiç, neredeyse üzüntüyle. “Dans biliyor musun?” “Evet, ama pek iyi değil”
“Bu olmadı işte. Burada güzel kadınlar var, eh dans bilmemek de genç bir adam için ayıp. “Seni buranın hanımları ile tanıştırırım, kanadımın altına alırım” diye onun sözünü kesti Matevi İlyiç, gülerek, “Uğur getiririm sana, değil mi?” Bir uşak girdi içeri ve İl Defterdarı'nın geldiğini haber verdi.
Dudakları kırışmış, tatlı bakışlı bir adamdı bu. Doğaya vurgundu, hele “her minik arı, minik bir rüşvet alır, her minik çiçekten…” dediği yaz günlerinde. Arkadiy çıktı. Yerleştikleri handa buldu Bazarov'u, kendisi ile birlikte valiye gelmesi için uzun uzun kandırmaya çalıştı onu.
“E, kurtuluş yok” dedi Bazarov sonunda. “Yarıda bırakmak olmaz. Madem buranın kodamanlarını görmeye geldik, görelim bakalım!
Vali gençleri nezaketle karşıladı, ama buyurun oturun demedi, kendi de oturmadı. Hep telaş içinde, aceleci bir adamdı; Sabahleyin sımsıkı üniformasını giyer, aşırı sert kravatını bağlardı; yemeğini bile bitirmeye vakit bulamazdı, boyuna emirler verirdi. Bütün eyalette “Bourdaloue” diye tanınırdı… Vali, Kirsanov'u ve Bazarov'u vereceği baloya çağırdı, birkaç dakika sonra bir daha çağırdı, onları birbirlerinin kardeşi sayıyor. “Kirsanovlar” diyordu, ikisine birden.
Bazarov ile Arkadiy, valinin yanından dönerken yolda Pan Slavistlerin çok beğendiği bir Macar ceketi giymiş kısa boylu bir adam atladı geçen bir arabadan ve “Yevgeniy Vasilyiç” diye bağırarak Bazarov'a doğru koştu.
«   01   ...    24   25   26   27   28   29   30   31   32   33   34   35   36   37   38   39   40   41   42   43   44   ...    117   »