Ana Sayfa » Rus Edebiyatı Klasikleri » Babalar ve Oğullar : 36


BABALAR VE OĞULLAR

İVAN SERGEYEVİÇ TURGENYEV


“Onun için üzülmeyin canım. Bayan Kukşin iyi bir insandır.”
“Şampanya yüzde yüz mü?” diye sordu Bazarov.
“Üç şişe!” diye bağırdı Sitnikov. “Söz veriyorum.”
“Nesine?”
“Kellemi koyarım.”
“Babanın kesesini koysaydın daha iyi olurdu, hadi gidelim.”
Kukşina'nın oturduğu ev, şehrin son yangında harap olmuş sokaklarından birindeydi. Kapıda, çarpık tutturulmuş bir kartın üstünde, bir çıngırak vardı ve holde onları, ne tam hizmetçi, ne de bir yakın sayılabilecek, başında başlık olan bir kadın karşıladı. Bunlar, ev sahibi hanımın ilerici eğilimlerinin şaşmaz belirtileriydi. Sitnikov, Avdotya Nikitişna'nın evde olup olmadığını sordu.
Bitişikteki odadan ince bir ses geldi. “Sen misin Victor, buyurun.” Der demez başlıklı kadın çekildi gitti.
“Yalnız değilim” dedi Sitnikov, Arkadiy ile Bazarov'a keskin bir bakış fırlatıp Macar ceketini çarçabuk çıkardı. Bunun altından deriye benzer uzun bir yelek çıktı. “Zarar yok” diye karşılık verdi o ses. Fransızca “Buyurun” dedi.
Gençler içeri girdiler. Burada kendilerini, konuk salonundan çok, çalışma odasına benzeyen bir odada buldular. Tozlu masaların üstüne gazeteler, mektuplar, çoğunun sayfaları açılmamış kalın Rusça dergiler atılmıştı; orda burda beyaz sigara izmaritleri göze çarpıyordu. Deri kaplı bir kanepede, genç denebilecek bir kadın yarı uzanmıştı; sarı saçları darmadağınıktı, üstünde buruşuk bir ipek giysi vardı. Kanepeden kalktı, omuzlarına kenarı sararmış kadife bir pelerini gelişi güzel atarak, “Günaydın Victor” dedi baygın baygın ve elini Sitnikov'a uzattı. “Bazarov, Kirsanov” diye tanıttı arkadaşlarını, Bazarov'a öykünerek, kısaca. “Hoş geldiniz” diye karşılık verdi Bayan Kukşina, yuvarlak gözlerini Bazarov'a dikerek. Bu gözlerin arasında, ucu yukarı kalkık küçük burnu tek başına kalmış gibiydi. “Sizi tanıyorum” diye ekledi ve elini ona da uzattı.
Kaşlarını çattı Bazarov. Bu, bağımsızlığını kazanmış kadının ufak tefek sade görünüşünde belirli bir çirkinlik yoktu; ama yüzü insanda rahatsız edici bir izlenim bırakıyordu. İnsan ona sormak isteğini duyuyordu içinde, “Ne oldu? Ne var? Aç mısın? Canın mı sıkılıyor? Korkuyor musun yoksa? Neden böyle sinirlisin?” Sitnikov gibi, o da hep kaygılı görünüyordu. Konuşması, davranışları rahat ve serbestti, ama gene de bir tutarsızlık vardı halinde; kendini iyi huylu, sade bir insan olarak gördüğüm halde, ne yapsa, insanda yapmak istediğinin tersi bir izlenim bırakıyordu: her şeyi yapmacıktı sanki, çocukların dediği gibi… Bir başka ifadeyle, hiçbir şeyi sade ve içten değildi.
“Evet, evet, tanıyorum sizi Bazarov” diye tekrarladı. (Birçok Moskovalı ve taşralı bayan gibi, o da, daha tanıştığı andan başlayarak, karşısındakini soyadı ile çağırma alışkanlığını benimsemişti.) “Sigara içer misiniz?”
“Sigaraya eyvallah ama” diye araya girdi Sitnikov, bir koltuğa yayılmıştı bile, bacaklarından biri havadaydı. “Sen bize yemek çıkar. Kurt gibi açız, hem de şöyle iyi bir şişe şampanya getirsinler.”
“Amma keyif düşkünüsün” dedi Evdoksiya kahkaha ile gülerek. “Öyle değil mi Bazarov?” “Rahat yaşamayı severim” dedi Sitnikov, kibirli, “Ama bu benim liberal olmamı engellemez.” “Engeller elbet, engeller” diye bağırdı Yevdoksiya. Gene de hizmetçisine yemek ve şampanya için gerekli buyrukları verdi.
«   01   ...    26   27   28   29   30   31   32   33   34   35   36   37   38   39   40   41   42   43   44   45   46   ...    117   »