Ana Sayfa » Rus Edebiyatı Klasikleri » Babalar ve Oğullar : 37


BABALAR VE OĞULLAR

İVAN SERGEYEVİÇ TURGENYEV


“Siz ne dersiniz?” diye ekledi Bazarov'a dönerek. “Benimle bir görüşte olduğunuzdan kuşkum yok.”
“Hayır değilim” diye karşılık verdi Bazarov. “Bir dilim et, bir parça ekmekten iyidir, kimya açısından da öyle.”
“Kimya ile ilgili misiniz?” İşte benim tutkum da bu. Hatta yeni bir çeşit tutkal da yaptım.“ “Yeni bir tutkal mı? Siz mi yaptınız?”
“Evet, ben. Hem neye yarıyor, biliyor musunuz? Kırılmaz bebek başları yapmaya. Gördünüz mü, ben de sizin gibi pratik kafalı insanlardanım. Ama daha bitmedi o iş. Daha Liebig'i okumam gerek. Aklıma gelmişken. Moskova Haberleri'nde Kislikov'un yazısını gördünüz mü, kadınların çalışması üstüne? Okuyun onu. Sanırım, kadın özgürlüğü konusu ilgilendirir sizi. Okul sorunları da herhalde. Arkadaşınız ne iş yapıyor? Adı nedir?”
Bayan Kukşina sorularını art arda, kadınca bir boş veri ile, hiçbir karşılık beklemeden soruyordu, şımarık çocukların, dadıları ile konuşmaları gibi.
“Arkadiy Nikolayeviç Kirsanov benim adım” diye bilgi verdi kadına, “Hiçbir iş yapmıyorum.”
Evdoksiya kahkaha ile gülmeye başladı.
“Aman ne hoş! Neden sigara içmiyorsunuz? Victor, biliyor musun, sana çok dargınım.” “Neden?”
“Şu modası geçmiş kadını. George Sand'ı gene göklere çıkarmaya başlamışsın. Öyle dediler. Nasıl olur da Emerosn ile ölçülebilir o? Ne eğitim, ne fizyoloji, hiçbir şey üstüne en ufak bilgisi yoktur. Hatta embriolojinin adını bile duymadığına yemin ederim, hele günümüzde… İnsan bunları bilmeden ne yapabilir ki?”
Evdoksiya ellerini yukarı kaldırdı, “Ama Elisevç ne harika bir yazı yazmış bu konuda! Dâhi bir bey!” Evdoksiya “adam” yerine “bey” sözcüğünü kullanırdı hep. “Bazarov, gelin şu kanepeye, yanıma oturun. Belki siz bilmiyorsunuz, ama ben sizden müthiş korkuyorum.” “Neden, öğrenebilir miyim lütfen?”
“Siz tehlikeli bir beysiniz. Kolay beğenmezsiniz. Aman yarabbi, ne saçmaladım! Budala bir çiftçi karısı gibi konuşuyorum. Gerçekten de öyleyim ya… Düşünün, Yerofey adında bir kahyam var, şaşılacak bir tiptir… Tıpkı Fenimore Cooper'in kahramanı Pathfınde gibi biri; herkese benzemeyen bir yanı var! Artık buraya tam olarak yerleştim. Yaşanacak yer değil burası, öyle değil mi? Ama ne yapacaksın?” “Diğer kasabalar gibi bir kasaba” dedi Bazarov kayıtsızca.
“Pek az şey veriyor insana, asıl korkunç yanı da bu. Eskiden kışları Moskova'da geçirirdim. Ama şimdi sayın eşim, bay Kukşin oturuyor orda.
Sonra Moskova'da şimdilerde… Ne bileyim, eskisi gibi değil… Dışarı gitmeyi düşünüyorum…
Geçen yıl neredeyse gidiyorum.”
“Paris'e olacak, değil mi?” diye sordu Bazarov.
“Paris'e ve Heidelberg'e.”
“Neden Heidelberg'e?”
«   01   ...    27   28   29   30   31   32   33   34   35   36   37   38   39   40   41   42   43   44   45   46   47   ...    117   »