Ana Sayfa » Rus Edebiyatı Klasikleri » Babalar ve Oğullar : 38


BABALAR VE OĞULLAR

İVAN SERGEYEVİÇ TURGENYEV


“Neden diye sormaz mı? Bunsen orda oturuyor da ondan.” Bazarov buna bir karşılık bulamadı. “Pierre Sapojnikov… tanıyor musunuz?” “Hayır, tanımıyorum.”
“Pierre Sapojnikov'u tanımıyorsunuz ha!.. Lidya Kostatova'ya sık sık gelir gider.” “Onu da tanımıyorum.”
“Bir gün beni evime kadar getirmeye kalkmıştı. Allah'a şükür ben serbestim, çocuklarım yok.. 'Allah'a şükür' mü dedin?.. Neyse zararı yok.”
Evdoksiya, tütünden sararmış parmakları arasında bir sigara yuvarladı, diline götürdü, ıslattı ucunu ve içmeye başladı. Elinde tepsi ile hizmetçi girdi içeri.
“Eh, işte yemek geldi! Önce biraz çerez alır mısınız? Victor, şişeyi aç, senin işindir bu.” “Öyledir, öyledir” diye mırıldandı Sitnikov ve tiz bir sesle güldü yine. Bazarov, üçüncü kadehi içerken. “Güzel kadınlar var mı burada?” diye sordu. “Evet, var” diye karşılık verdi Evdoksiya, “Ama tümü de öyle hoş kafalı şeyler ki… Arkadaşım Odintsov, sözgelişi, hoş bir kadındır. Yazık ki üni… Neyse, önemli değil orası pek, ama görüşlerinde bağımsızlık, genişlik yok… Öyle bir şey yok yani. Bizim bütün eğitim sistemimizi değiştirmek lazım. Bunu çok düşündüm: Kadınlarımız çok kötü yetişiyor.” “Uğraşmaya değmez” dedi Sitnikov. “Yapılacak tek şey, adam yerine koymamaktır onları. Ben de öyle yapıyorum, hem de kesin olarak nefret ediyorum onlardan.” (Sitnikov, acı acı yakınmak, nefretini açığa vurmak fırsatı eline geçti mi, bundan büyük bir tat alırdı. Özellikle kadınlara atıp tutardı, bilmiyordu ki birkaç aya kalmadan, sırf prenses olarak doğduğu için eşi, Durdoleosova'nın ayaklarına kapanacaktı.) “Hiçbirinde bizim konuşmalarımızı anlamak yeteneği yoktur; hiçbiri, bizim gibi ciddi erkeklerin söz etmesine değmez.” “Ama bizim konuşmalarımızı anlamaya hiç ihtiyaçları yok ki” dedi Bazarov. “Kimden söz ediyorsunuz?” diye sordu Evdoksiya. “Güzel kadınlardan.”
“Ne? Demek siz Fransız düşünür Proudhon'un düşüncelerini paylaşıyorsunuz?”
“Ben kimsenin düşüncelerini paylaşmam, benim kendi düşüncelerim vardır” dedi Bazarov, yukardan alarak.
Sitnikov, kölece hayran olduğu adamın önünde kendini cesaretle ortaya koymak fırsatını bulduğu için sevinçle, “Kahrolsun bütün otoriteler!” diye bağırdı. “Ama Macauley bile…” diye söze başladı Bayan Kukşina.
“Kahrolsun Macauley!” diye gürledi Sitnikov. “O budala kadınları mı savunacağım, kadın haklarını.”
Yere batsın…“ diye başladı Sitnikov ve durdu. “Yo, onu yadsımıyorum” dedi. “Anlıyorum, sizi bir Slavofılsiniz.” “Hayır, değilim, ama elbet…”
“Evet, evet, evet öylesiniz. Erkek zorbalığını destekliyorsunuz. Elinizde kırbaç olsun istiyorsunuz.”
“Kırbaç harika bir şeydir” dedi Bazarov, “Fakat son damlasına geldik…” “Neyin?” diye sordu Evdoksiya.
“Şampanyanın çok sayın Evdoksiya Nikiştina, şampanyanın, kanınızın değil.”
“Kadınlara çatılmasını sakin sakin dinleyemen” dedi Evdoksiya. “Korkunç bir şey bu,
düpedüz korkunç. Kadınlara sövüp sayacağınıza. Michelat'in (Fransız yazar) “De F Amour”unu okusanız daha iyi edersiniz. Harika bir kitaptır. Baylar, aşktan konuşalım hadi” diye ekledi Evdoksiya, kolunu buruşmuş divan yastığının üstüne tembelce bırakarak.
«   01   ...    28   29   30   31   32   33   34   35   36   37   38   39   40   41   42   43   44   45   46   47   48   ...    117   »