Ana Sayfa » Rus Edebiyatı Klasikleri » Babalar ve Oğullar : 63


BABALAR VE OĞULLAR

İVAN SERGEYEVİÇ TURGENYEV


“Benim küçük Yevgeniy'im, yavrum” diye titrek bir kadın sesi geldi.
Kapı açıldı ve beyaz başlık, kısa kollu bir ceket giymiş tombul bir kadın çıktı evin önüne. Bir çığlık attı, sallandı Bazarov tutmasaydı düşecekti. Kadın tombul küçük kolları ile hemen sardı delikanlının boynunu, başını göğsüne bastırdı oğlunun. Tam bir sessizlik içinde, sadece kadının kesik hıçkırıkları duyuluyordu.
Yaşlı Bazarov sık sık soluk alıyordu, gözlerini eskisinden daha çok kısmıştı.
“Yeter, yeder artık Arina! Kes artık” dedi, arabanın yanında kalan Arkadiy ile bakışarak.
Arabacı da başını öte yana çevirmişti. “Bu kadarı fazla, rica ederim kes artık!”
“Ah Vasiliy İvanyiç” diye sızlandı kadın, “Yevgeniy'imi, bir tanemi, sevgili oğlumu görmeyeli nicedir…” ve hâlâ kolları oğlunun boynunda, geri çekti gözyaşlarından ıslanmış, heyecandan gerilmiş yüzünü, mutlu ama biraz da gülünç gözlerle baktı ona, sonra gene kapandı boynuna.
“E, evet, olur bunlar elbet” dedi Vasiliy İvanyiç, “yalnız içeri girsek daha iyi ederiz. Yevgeniy'min bir konuğu var yanında. Hoş görün” diye ekledi Arkadiy'e dönerek ve ayağını hafifçe yere vurarak, “Anlarsınız ya, kadınlar zayıf olur, e… ana kalbi.” Fakat onun da dudakları, kaşları oynuyor, çenesi titriyordu.
Kendini tutmaya, aldırmaz görünmeye çabaladığı besbelliydi. Arkadiy eğilerek selam verdi. “Öyle ya, içeri girelim anne” dedi Bazarov ve güçten düşmüş yaşlı kadını içeri götürdü. Onu rahat bir koltuğa oturttu, babasını acele ile öptü, sonra Arkadiy'yi tanıttı. “Tanıştığımıza candan sevindim” dedi Vasiliy İvanyiç, “Yalnız kusura bakmayın, burada basit bir asker yaşamı sürdürüyorsunuz. Arina, canım, gel etme, tut kendini. Böyle kendini koyuvermek olur mu? Ne der konuğumuz sonra!”
“Yavrum,” dedi yaşlı kadın gözyaşları içinde, “Adını bilmiyorum bayım.” “Arkadiy Nikolayiç” dedi ciddi bir tavırla ve alçak sesle kocası.
Arina Vlasyevna, “Hoş görün bu yaşlı zavallı kadını” diyerek burnunu çekti, sonra başını soldan sağa eğerek dikkatle sildi gözlerini. “Bağışlayın beni, sevgili yavrumu bir daha göremezsem, yetişmezsem diye düşünüyordum da…”
“Eh, yetiştik, gördük işte hanım” dedi Vasiliy İvanyiç. Sonra kapının aralığından bakan, parlak kırmızı basma ceketli, yalınayak, on üç yaşlarında bir kıza dönerek, “Tanya” dedi, “Bir bardak su getir hanıma, tepsi ile, duydun mu?.. Evet baylar” diye ekledi, eski usul bir neşe ile “sizleri emekliye ayrılmış eski bir subayın çalışma odasına buyur edeyim müsaadenizle.” “Ama dur da bir daha öpeyim” diye seslendi Arina Vlasyevna oğluna. Bazarov eğildi ona doğru. “Aman ne de yakışıklı olmuşsun!”
“Yakışıklı mı, değil mi, bilmem ama” dedi Vasiliy İvanyiç, “Tam bir erkek, olgun dediklerinden. E şimdi, sanırım ki Arina Vlasyevna, ana olarak yüreğini bastırdıktan sonra, şimdi de değerli konuklarımızın midelerini bastırmayı düşün artık, çünkü bilirsin ya, aç ayı oynamaz.”
Yaşlı kadın koltuğundan kalktı.
“Şimdi şimdi Vasiliy İvanyiç, sofra hazır olur” dedi. “Kendim koşar giderim mutfağa, semaveri hazırlatırım. Her şey olur, her şey. Üç yıldır görmedim onu, üç yıldır yemeğini, içkisini vermedim… Kolay mı?”
“İşte, sen bilirsin ne yapacağını, hanım. Acele et de, mahcup olmayalım; e siz de baylar, buyurun benimle. Hah, işte Timofeyiç de geldi saygılarını sunmaya Yevgeniy. O da sevindi, kocamış domuz. E, sevindin değil mi, koca domuz? Hadi gelin benimle.” Ve Vasiliy İvanyiç telaşla öne düştü, terliklerini şaplata şaplata.
«   01   ...    53   54   55   56   57   58   59   60   61   62   63   64   65   66   67   68   69   70   71   72   73   ...    117   »