Ana Sayfa » Rus Edebiyatı Klasikleri » Babalar ve Oğullar : 75


BABALAR VE OĞULLAR

İVAN SERGEYEVİÇ TURGENYEV


“Hiç değil” diye karşılık verdi Arkadiy.
Vasiliy İvanyiç oflaya poflaya saman yığının üstüne bıraktı kendini.
“Şu oturduğunuz yer, aziz baylarım” diye başladı söze, “Bana askerlikteki çadırlı ordugâh günlerini hatırlatıyor. Sahra hastanesi hep böyle bir saman yığınının ayına konardı, bundan ötürü de şükrederdik. Göğüs geçirdi. “Başımdan geçmeyen kalmadı o günlerde. Şimdi durun da size sözgelişi Basarabya'da patlak veren salgından meraklı bir olay anlatayım.”
“Sana Vladimir nişanını kazandıran olay mı?” diye sözünü kesti Bazarov, “Biliyoruz, biliyoruz… Sahi, sen neden takmıyorsun o nişanı?”
“Neden mi? Söyledim ya, geleneklere bağlı değilimdir ben” diye mırıldandı Vasiliy İvanyiç. Halbuki ceketindeki kırmızı kurdeleyi sökmelerini bir akşam önce söylemişti. Salgınla ilgili hikayeyi anlatmaya başladı. “A, uyumuş!” diye fısıldadı Arkadiy'e birden. Yevgeniy'i gösterip sevgi ile göz kırparak. “Yevgeniy, kalk!” diye ekledi yüksek sesle. “Gidelim de yemek…”
Şişman, gösterişli, sık saçları iyice taranmış, mor cübbesinin üstüne işlemeli bir kuşak bağlamış olan Aleksey Baba'nın çok zeki, hazırcevap bir adam olduğu anlaşılıyordu. Önce o uzattı elini Arkadiy ile Bazarov'a daha karşılaşır karşılaşmaz, kutsamasını istemeyeceklerini önceden anlamış gibi ve genellikle rahat davrandı, çekmedi kendini. Böyle hem küçülmedi, hem de başkalarını kırmamış oldu. Söz arasında papaz okulunda öğrendiği Latince ile alay etti, piskoposunu savundu, iki kadeh şarap içti, ama üçüncüsünü geri çevirdi. Arkadiy'nin yaprak sigarasını kabul etti, fakat içmedi; evine götüreceğini söyledi. Yalnız hiç de hoş olmayan bir hali vardı, ikide bir elini ağır ağır ve dikkatle kaldırıp yüzüne konan sinekleri yakalıyor, arada bir de eziyordu.
Oyun masasına memnuniyetle oturdu ve sonunda Bazarov'dan iki buçuk ruble kağıt para kazandı. Arina Vlasyevna'nın evinde gümüş para hesabı kimsenin aklından geçmezdi… Arina Vlasyevna oğlunun yanında oturuyordu. Daha önce olduğu gibi, yanağını yine o ufacık yumruğuna dayamıştı. Ancak ağza atılacak taze bir şey getirmelerini buyurmak için yerinden kalkıyordu. Oğlunu okşamaktan korkuyordu, çünkü Bazarov ona bu cesareti vermiyor, okşayışlarına yol açacak bir şey yapmıyordu. Ayrıca Vasiliy İvanyiç de karısına, oğlunu “rahatsız” etmemesini öğütlemişti. “Gençler böyle şeylerden hoşlanmazlar” deyip durmuştu. Fakat Arina Vlasyevna'nın Bazarov'dan ayrılmayan gözlerinde sevgiden, bağlılıktan çok fazla şeyler okunuyordu. Bu gözlerinde üzüntü ve merakla karışık bir keder, bir çeşit gizli sitem de vardı.
Ama Bazarov, annesinin bu duygularını inceleyecek durumda değildi, onunla çok seyrek konuşuyor, konuştuğu zaman da birtakım kısa sorular soruyordu. Bir ara “uğur” getirsin diye elini istedi onun; kadın yumuşak küçük elini oğlunun sert, geniş avuncuna bıraktı yavaşça. “E..” diye sordu az sonra, “Yararı oldu mu?”
“Talihim daha kötüye gitti” diye karşılık verdi oğlu, ilgisiz bir gülümseyişle. “Fazla atılgan oynuyor” dedi. Aleksey Baba, acır gibi sakalını okşadı.
Napolyon'un kuralı böyleydi, Aleksey Baba, “Napolyon'un kuralı” dedi Vasiliy İvanyiç, bir as atarak.
“Ama bu onu Saint Helen adasına kadar götürdü” dedi Aleksey Baba ve asa koz çıkardı. Arina Vlasyevna, “Kara üzüm suyu ister misin?” diye sordu oğluna. Bazarov omuzlarını silkti sadece.
“Yo” dedi Arkadiy'ye ertesi gün Bazarov. “Ben bu yerden gidiyorum. Sıkıldım, çalışmak istiyorum ama burada çalışamıyorum. Gene size gideceğim. Bütün takımlarımı orada bıraktım.
«   01   ...    65   66   67   68   69   70   71   72   73   74   75   76   77   78   79   80   81   82   83   84   85   ...    117   »