Ana Sayfa » Rus Edebiyatı Klasikleri » Babalar ve Oğullar : 22


BABALAR VE OĞULLAR

İVAN SERGEYEVİÇ TURGENYEV


Feniçka ne olacaktı? Annesinin düzene düşkünlüğünü, sağduyusunu, güvenilirliğini ispatlamıştı; ama daha o kadar genç, o kadar düşünceliydi ki… Gerisini anlatmaya lüzum yok artık.
“Demek durup dururken seni görmeye geldi ha?” diye sordu Nikolay Petroviç. “Kapıyı vurdu, girdi içeri?”
“Evet.”
“Çok iyi bu. Ver de Mitya'yı kucağımda sallayayım.”
Sonra Nikolay Petroviç başladı çocuğu neredeyse tavana kadar atıp tutmaya. Bebek bundan çok hoşlanıyor, anne ise her seferinde kollarını onun küçük çıplak bacaklarına doğru uzatıyordu.
Pavel Petroviç ise zarif çalışma odasına gitmişti. Bu odanın duvarları kurşuni renkte kâğıtla kaplıydı, renk renk İran duvar halıları üstüne, cinslerine göre ayrılmış tüfekler asılmıştı. Ceviz eşya koyu yeşil kadife ile örtülüydü. Rönesans biçimi eski kara meşeden bir kitaplık, olağanüstü güzellikteki yazı masasının üstünde bronz heykelcikler ve bir açık ocak… Mindere attı kendini, ellerini başının altında kenetledi ve gözlerini umutsuzca tavana dikerek hareketsiz kaldı. O sırada yüzüne yansıyan şeyi duvarlardan saklamak istediği için midir neyse kalktı, ağır ağır perdeleri açtı ve kendini tekrar mindere bıraktı.
O gün Bazarov, Feniçka ile tanıştı. Bahçede Arkadiy ile dolaşıyor, ona birtakım ağaçların, özellikle meşelerin neden büyümediğini anlatıyordu.
“Buraya telli kavak, laden ve belki de ıhlamur dikmelisiniz, altlarına da biraz toprak atmalı. Bak, şu çardaktaki ağaçlar tutmuş” diye ekledi, “çünkü akasyada, leylak da dayanıklıdır, bakım istemez. Yahu burada biri var.”
Feniçka çardakta oturuyordu, Dunyaşa ve Mitya ile beraber. Bazarov durdu. Arkadiy, Feniçka'yı eski bir dost gibi selamladı. Bazarov, geçip gittikten sonra sordu: “Kim bu? Ne güzel kız!” “Kimi soruyorsun?”
“Bilmeyecek ne var, içlerinde hangisi güzelse onu soruyorum.” Arkadiy, biraz sıkılarak, Feniçka'nın kim olduğunu anlattı, kısaca.
“Aha” dedi Bazarov. “Ağzının tadını biliyormuş baban. Babandan hoşlanıyorum, gerçekten. Yaman bir herif. Ama tanıştır beni” diye ekledi ve çardağa döndü gerisin beri. “Yevgeniy” diye bağırdı Arkadiy onun arkasından, korku ile. “Ne yapıyorsun, aklını başına topla Allah'ını seversen.”
“Üzülme canım” dedi Bazarov. “Kaçın kurasıyız biz. Öyle köy budalası değiliz.” Feniçka'nın yanına gidip şapkasını çıkardı. “Kendimi tanıtabilir miyim” diye başladı söze. Sonra nezaketle eğilerek. “Arkadiy Nikolay Petroviç'in arkadaşıyım, zararsız bir adam.” Feniçka, bahçe sırasından kalktı ve konuşmadan baktı ona.
“Ne güzel çocuk!” diye sürdürdü sözlerini Bazarov, “Korkmayın, daha kimseye nazarım değmemiştir. Yanakları neden böyle kızarmış? Diş mi çıkarıyor?” “Evet” diye mırıldandı Feniçka, “dört diş çıkarmıştı, şimdi gene şişti diş etleri.” “Gösterin bakayım… Korkmayın, doktordum ben.”
Bazarov çocuğu kucağına aldı, Feniçka da, Dunyaşa da şaştılar çocuğun karşı koymamasına, korkmamasına.
“Anladım, anladım. Bir şey değil, işler yolunda. Kusursuz dişleri olacak. Bir güçlük çıkarsa bana haber verin. Ya siz nasılsınız, sağlığınız yerinde mi?” “İyiyim, şükürler olsun.”
«   01   ...    12   13   14   15   16   17   18   19   20   21   22   23   24   25   26   27   28   29   30   31   32   ...    117   »