Ana Sayfa » Türk Edebiyatı » Külah : 04


KÜLAH

ÖMER SEYFETTİN


Çiftlik gibi bir ev. Pazara gelmez… Oturduğu yerde cambazlık eder. Ondan iste. De ki: 'Akşama kadar bana mutlaka bir beyaz eşek bul…' Elli liraya kadar vaat et“
“Pekâlâ”
Mollanın ağzından sert bir rakı kokusu çıkıyordu. Küçük lambanın hafif aydınlığı ile gölgelenen yüzünde yorgun bir neşe vardı. Gözleri dumanlıydı. Mıstık, ortağının gündüz oruçlu olduğunu hatırladı. Biraz iltifat etmek istedi:
“Keşke beni de iftara davet edeydin! Beraber içerdik…”
Molla reddetti:
“Hâşâ!.. Ben ömrümde bir damla ağzıma koymamışım, elhamdülillah…”
“Peki, bu koku ne be?”
“Dişim ağrıyor, rakı ile ağzımı çalkaladım.”
“Ya!”
“Evet.”
“Öyleyse Allah rahatlık versin!”
“Sana da…”
Mıstık, odasının kapısını kapayınca yine “Gidi gebeş seni!.. Ben sana bir külah giydireyim de, gör!” dedi. Ayakta duramayacak kadar sarhoş olduğu halde, yine sofuluk taslayıp ömründe ağzına bir damla koymadığını söylemesi, Mıstık'ın sanki gururuna dokunmuştu. “Beni aptal yerine koyuyor ha!” diye ellerini kalçalarına dayadı, durdu. Gözlerini küçülterek yere baktı:
“Şuna bir külah… ilk fırsatta bir külah…”
Döndü. Kapıyı sürmeledi. Soyunmaya başladı. Kendisi de “sıtma tutmasın” diye torbasında daima birkaç şişe konyak gezdirirdi. Onun için kafası gündüzden tutkundu. Hemen uyuyuverdi.
Sabah olunca kahvesini içmeden dışarı atıldı. Sokakların inek, öküz, kaz, koyun kalabalığı içinde yürüdü. İhtiyar Cambaz Hüseyin'in evini buldu. Bu aksakallı, kısacık boylu, şeytana benzer bir adamdı. On altı yaşında bir çocuk kadar çevikti. Yürürken zıp zıp sıçrıyordu.
Mıstık selamdan sabahtan sonra beyaz bir eşek istediğini söyledi. İhtiyar, böyle bir hayvanın bulunacağını ümit etmiyordu. Elli senedir cambazlık ettiği halde, ancak ömründe bir defa beyaz eşek görmüştü.
“Ama, ara sıra bir uğra” dedi, “Kısmetin varsa bulunur.”
“Akşamları uğrarım.”
“Ne zaman istersen…”
Mıstık o gününü akşama kadar hayvan aramakla geçirdi. Kelepire benzer bir şey bulamadı.
«   01   02   03   04   05   06   07   »