Ana Sayfa » Türk Edebiyatı » Külah : 05


KÜLAH

ÖMER SEYFETTİN


Ortağı Molla, gittiği yerden gelmemişti. Akşama yakın canı sıkılmaya başladı. Beyaz eşeği bulup bulmadığını anlamak için değil, sırf kendisiyle konuşup bilgi kapmak için ihtiyar cambazın evine gitti. Kapıyı vurdu, karşısına çıkan Hacı Hüseyin:
“Oğul, senin talihin varmış!” diye bağırdı. “Bir beyaz eşek buldum.”
“Ne çabuk?”
“Sen gider gitmez, şişmanca, simsiyah bir Arap geldi. Ama, tuhaf bir Arap. Başında yeşil bir hacı sarığı… Ben Hicaz'da askerlik ettiğim için Arapça bilirim. Arapça konuşmaya kalktım. 'Gurbette unuttum' dedi. Allah kimseyi gurbete düşürmesin! İnsan anadilini bile kaybediyormuş! Bu zavallı hacı parasız kalmış. Yedeğindeki süt gibi beyaz eşeği bana sattı. Kırk liraya aldım.”
“Çok be!..”
“Ne yapalım? Sen elliye kadar ver demedin mi?”
“Çok iyi canım! Nerede bakalım, bir görelim.”
“Gel… Ahırda.”
Mıstık, sık adımlarla hızlı hızlı yürüyen ihtiyarın arkasına takıldı. Dış avluyu geçti. Geniş bir âhıra girdi. Köşede hakikaten süt gibi bembeyaz bir eşek duruyordu.
“Çok güzel yarın gelir, alırım” dedi.
“Şimdi niye almıyorsun?”
“Yarın sabah, dedim ya… Akşamın hayırı, sabahın kötülüğünden beterdir.”
“Olur, sabahleyin gel.”
“Güneş doğarken…” dedi.
Çıkarken avlunun çitlerine, kapının kenarlarına, ahırın saçaklarına çaktırmadan dikkatli dikkatli baktı: Gözleri sokağın karmakarışık izlerinde, hana dönerken, “Bu fırsatı kaçırmamalıyım!” diyordu. İşte beyaz eşek bulunmuştu. Bunu Mollanın haberi olmadan alıp valiye götürmeli, bütün kârı cebe atmalıydı. Ama Molla, eşeğin bulunduğunu haber alırsa, gider, artırır, yine işi bozardı.
“Ona duyurmam” dedi. Düşünmeye başladı. Hana gelinceye kadar planını kurmuştu. Odabaşı ile hemen hesabını kesti. “Bu gece ay ışığı var. Ben aşağı köye gidiyorum, iki üç gün gelmeyeceğim” diye heybelerini omuzladı. Gizlice başka bir hana gitti. Sabahı dar etti. Erkenden, ortağına giydireceği külahı düşünerek uyandı. Bir ucunu pencere parmaklığına bağladığı uzun kırmızı kuşağını döne döne sararken, yanında başka biri varmış gibi kendi kendine konuşmaya başladı:
– Hacı Hüseyin'e neden kırk lira vereceğim?
– Ya ne yapmalıyım?
– Çitler alçak, kapı da harap. Köpek de yok. Gidip gece çalarım.
– Sonra?
«   01   02   03   04   05   06   07   »